|
28 Eylül 1979 MEVLÂNA’yım ben! 1 Gelen gülen bizdendir,
seven uyan bizdendir, cümle alem sizdedir. Selam olsun, her alan bilsin. 2 Sarı yaprak
düşerse, onu gören şaşarsa, duvar deyip aşarsa; sorgusu
bizden gelmez, kimseye sözü kalmaz. 'Adım attım öteye, sözü verdim katıya'
diyene de ki: Gidene ayak uydurursan, sorana sözü duyurursan, verdiğinden
kaygu alma, 'Gün güzel mi?' diye sorma. Elbet güzele yönelir. 'Gelişen,
bizler miyiz?' denir. Oluşan sizlersiniz, çalışan iseniz. 3 "Denize ipi attım,
kumda yapıya kattım, sözü alana sattım." dedi, YUNUS'um sözü aldı: 4 "Daldan
yaprağı aldım, yaprakta düzene güldüm. 'Meyve benim olacak, çekirdeği
cümleye verecek.' dedim, sevindim. 'Meyve elde kalaydı, çekirdek toprağa
geleydi, elbet YUNUS düzene kalem çekerdi.' derseniz, kul yazısı ile dünya
çökerdi. Kul kim, yazı nerde? YUNUS bilmeden düştü derde. Dünya beni
sararsa, her bilen 'Nerde.?' diye sorarsa; geldiğime şaşarım, ben
ben diye coşarım, su olmadan taşarım. 5 Yolda
kendimi buldum, bildiğim günde kaldım, öylece oldum, sandım ki öldüm. Ölen
O'nu bilendir, ölen nefsini bölendir, ölen her türlü kaygudan uzak kalandır.
Döne-döne bulursun, döne-döne olursun, YUNUS gibi anılırsın. 6 'Yemek.'
denen, 'Yemek.' diye yenen, günde, şaşandan uzak kalırsın. 'Ne demek?'
dendi: Yemekten maksat maddedir. Mideni doldurursan yemek yersin, nefsini
doyurursan dilediğini benliğinde beslersin. Yenen odur. Uyumsuz
gelen, hazmedilemeyen yemeğe benzer. Hem sever, hem yersin; yediğine
pişman olursun." dedi, YUNUS'um yürüdü. 7 Destan okunsa, fistan dikinse; gelenden söz
verilmez, MERYEM'den yol sorulmaz. 'Var.' dediğini, kendi 'Ver.' diyecek,
gönüllerde öylece varlığını gösterecek. "Yoğurt çalınsa göle,
uyum gelirdi hale, hele bakılsın güle. Gül fidanı oluşmadı, toprak ona
alışmadı, bilen bilmiyen çalışmadı. Gün güneşe alışır, gül
öylece gelişir. Gelecek gün, bu gün ile çelişir. Bekleyen elbet
muradına erişir. Günde değil, gelecekte oluşan her yaprakta. Adı
dilde söyleşen, söze bizden aldığını demesin, suyun aktığı
yerden nakletmesin." dedi, MERYEM sözü verdi. 8 'Sayfa nedir?' denildi: Yaprakta görülen, her
gününde yazılan, yaşanan günde okunandır. 9 "Gözüm yerde olmadı, sözüm derdi
vermedi, kimse olanı görmedi." dedi, PİR SULTAN ABDAL söze sazı ile
girdi: 10 "Çaldım sazı el ile, verdim sözü dil
ile. 'Her halinde, gül diye aldım.' diyen gelsin mi; 'Verdim.' diyen bulsun mu;
güzel, gelen olsun mu?' dediler, benden sefer sordular. Kaynak düzde görülür,
yoğurt sütten bilinir, veren-alan sevilir." dedi, PİR SULTAN
yürüdü. 11 Sıcak aşa katılalım, sohbete cümlemiz atılalım. Örtü
bizden gelmez, sizden gelen olmaz, asla bilinene örtü konamaz. 12 "Dost eli, dost dili, elbet dost verir
hali, yorulmaz kolu. Yapıya katalım kumu." dedi, YUNUS'um yeniden sözü
aldı: 13 "Her alan, her bilen verenden olsun,
cümlenin gönlünde selamı kalsın." dedi, YUNUS'um yürüdü. 14 'Taze fidan yelden eğilmesin, selden
sökülmesin.' diyene de ki: Destek alırsa, ne eğilir, ne sökülür. ALLAH'ıma emanet olunuz. ALLAH'a ısmarladık. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH (Resim
verilir:)
|