4 Ekim 1979 

(Aşağıdaki dizeler, bir Konya ziyaretinden sonra HAZRETİ MEVLANA ile GARİB’in deyişlerini kapsamaktadır.)

1 Aşık olan, hal eyler,
   bülbül derdini söyler,
   bahçemde açan güller,
   ah-u figanı dinler.

2 Ben geldim, SENİ buldum,
   SEN'in AŞKIN'la doldum,
   MEVLAM kapısın açmış,
   yandım ALLAH'ım yandım.
   'ALLAH'ım!' dedim döndüm,
   döne-döne kül oldum.

3 Bana gülen kullara,
   açık bütün yollara,
   dünü günü bağırdım,
   'Gel! Gel!' dedim çağırdım.
   SENİ-beni bütün et,
   günahları SEN affet.

4 Bilen derdine düşmez,
   bilir ki, HAK kulunu terk etmez.
   Diyelim halden bilir,
   diyelim yoldan gelir.
   Elbet nasibini alır,
   çünkü aradığın bulur.

5 Bırak düzeni YAZAN'a,
   bak elindeki kozana.
   Nasıl girdi, ne çıkar?
   Girişte nasıl bilir,
   çıkışta nasıl bakar?
   İpeği sana atar.

6 Ömür verdim kozaya,
   getirdim dilenen düzeye,
   inandım yazıya,
   öğüt verdim tazıya.

7 Kaçanı kovalarsın,
   öteni kötülersin,
   Koşan, tutan sevinir,
   'Vurdum.' diyen övünür.
   Koştuğunla kalırsın,
   elbet sen de nasibin alırsın.

8 Bağıran düzen bulmaz,
   dağda buğday yeşermez,
   büyük kapta kaynayan taşmaz,
   öylece hataya düşmez.

9 Kaçanı kovalarsan,
   düşeni tekmelersen;
   olamazsın, gülemezsin,
   sen bu yola gelemezsin.

10 GARİB:
     Yolları öre geldim,
     toprağı sora geldim,
     AŞK yarası olanın,
     gönlünü sara geldim.

11 MEVLANA:
     Selam getirdim size,
     sonunda girdim söze,

     huzurda geldim dize,
     elimi bağladım,
     'Hasret.' dedim ağladım.

12 Kapı açık gelesin,
     ver elini giresin,
     ne var ki, canlar yazını bekler,
     dönmezsen taze ağacını kökler.
     Ağaç gölge verince,
     meyvesini bilince;
     geliş, doğuş olacak,
     herkes ağlarken GARİP gülecek.

13 'Gazelim.' der söylersin,
     benim gönlüm eylersin,
     yaprağı dökülmeyen ağaçsın,

     MEVLANA gönlünde taçsın.