8 Şubat 1980

MEVLÂNA’yım Ben!

1 Adım-adım yürürsen yolda taşı görürsen, yerden onu alasın derde derman bulasın. Cümlenize selam olsun, gemiden yolcu soran, kendini yolda bulsun.

2 “Geldik söze dizeyle. Doyduk diyene yandık yiyene. Gedik açıldığı yerde, gelen katıldığı günde; ‘Aldım, geldim.’ diyesin, olmuş meyve yiyesin.” dedi, YUNUS’um söze girdi:

3 “Kaçanın sözü gelmez, göçenin gözü kalmaz, ‘Bağda üzüm var.’ dersen, üzümü dalda kalmaz. ‘Aldığımı bilirim, verdiğime uyarım.’ diyenin suyunu içenden dağılan olmaz. Dost sayfası açılsa, dost niyeti seçilse, ‘Andık.’ diye geçilse, yanılan olmazdı. Gördüğüm bende kalmaz, düğümü gayret silmez. El ele alırsak, BİR’likte olursak, elbet düğüm de olmaz, bakan düğüm görmez. Her kapı açıktır gönlünü açana, her kapı açıktır yolunu seçene. Güzelden ayrı kalmadıkça, kendinde doğanı görmedikçe, vermeğe dönüşemezsin.” dedi, YUNUS’um yürüdü.

4 Asmaya göz attık üzüme söz ettik, toprağı düz ettik, nerden geldik nereye gittik, çoban olduk sürüyü güttük, sohbete daldık sözümüzü kattık, bilene ‘EYVALLAH!’ dedik, bilmeyene el ettik, gönlümüzü yol ettik, eli elden tuttuk, bilmeyeni bilene kattık, ‘Kuşak öylece gelişir.’ dedik. Kuşak, soydan gelene değil huydan bilene, HAK ADI’na uyana verir.

5 Sakınan kendini değil yolunu sakınır. Kafes açık kalsa kuş kendini hür bulur. ‘Olsa olmasa?’ denilir. Eğer kafese girmese idi, hür olmanın değerini bilmezdi. Aynayı bildiğin gibi elinde tutarsın, bulduğun gibi değil.

6 Açmayı dilediğin kuyuda toprak denk gelmezse, yerini değiştirirsin. Dağılan toprakta kuyuyu nasıl örersin? Bildiğini de dağılan toprak misali değil, örülen gibi veresin. ALLAH’ım dağılana değil eğilene yer verir, eğilmeyene buldurur.

7 Sazdan duvar örersen toprağı bildiğince tararsan, kar gelir besler önce toprağı süsler. ‘Sazdan duvar açılır.’ denilmesin, genelde gerçek silinmesin. Korumaya değil toplamaya çalışalım, topluluğa alışalım.

8 Birliğe dönüştükte aynı kazana paylaştıkta, tadında birliği buluruz. Birlik satıhta değil dostlukta alınsın. Dostluk yeterli değilse, her kul sadece kendinde hatayı bulsun. ‘Dostluk verdi isem bulurum.’ desin. Düğün şarkısı söyleyene ölüm şarkısı okumasın! Demde yeniye yön verilsin.

9 Ayran yerini bilene sunulur. İçen ile beraber olunur. Olmadan yerini vermez. Katık almayan tokluğu duymaz. Açılan düzden geçelim, senden benden dağılanı toplayalım, ‘Bizden.’ diyelim.

10 “Atılanı aldım satılanı buldum. Ne gördüğüme ne bildiğime uydum.” dedi, KAYGUSUZ söze girdi: 

11 “Tahta oydum at dedim, ‘Pazara ilet sat.’ dedim. ‘Değnekten at olur mu, satsan kimse alır mı?’ dediler, el ile elden verdiğim emek ile alay ettiler, dilenen sözü kolay ettiler. KAYGUSUZ yerden bilmez, sözden kalmaz, bildiğini silmez. Yol akçesi kul akçesine benzemez! Atı verdim yola girdim, her yerde dostu sordum. Kimi ‘Elde.’ dediler, kimi Gül’ü gösterdiler. Sorduğum dostu nerde aradılar? Gönülde nasıl buldular? Elbet sora-sora bulunur. Bulduğun günde çerağ gibi yanılır.” dedi, KAYGUSUZ yürüdü, suyu gönlü misali sürüdü.

12 Akarsa yoldan akar bakarsa kuldan bakar, bakanı gönülden yakar. Dağdan düze inilirse, dost atına binilirse, dilenen yola yürünürse, aydın günü müjdelenir. Konuk gelecek, seven sevilen dost, yolunu görecek.

ALLAH’ıma emanet olunuz.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH