7 Mart 1980

MEVLÂNA’yım ben!

1 Yolumuz gönüllere açıktır. Gelen, sevilene sevene, sevdiği kadar uyar, öylece sesimizi duyar. Cümlenize selam olsun. 

2 Akan su gün gelir durandan olur, durduğu yerde havuzu doldurur. Dolduğu anda durduramazsın. Dilenen odur ki, gidene uyalım, VEREN'i duyalım. Aydan ışık alırsan, yıldızda sesini bulursan, sorguyu kime bağlarsın? Aydan yıldızdan gelen, Güneş'ten veren değil midir?

3 "Yaban çiçek açarsa, çoban ordan geçerse, dönüp ele alırsa, yerini bulmuş olur, DOST yoluna postu sermiş olur. Güzeli halde eyler, güzeli yolda bekler. Yolunu DOST'a saklar." dedi, YUNUS'um sözü aldı: 

4 "Alacağım var diye, vereceğe göz atma. Yolumu bulacağa, 'Ayrı.' diye söz etme. O'ndan gelen yol ehli, O'ndan bilen hal ehli, cümle alem GÜL ehli. Altın kapı durana değil sorana açılır. 'Soran kimdir?' denilir. Soran yolunu arayandır. Yaprak düzeni bulur. Çiçek gününe gelir. Meyve güneşi bilir.

5 Ayak attım dereye, dostum dedi 'Nereye?' Ak kum buldum giderim, ne bulursam güderim, sevdim, DOST'a giderim. Gönül AŞK'a susamış. Ne geldi, ne gitti? Kimden aramış? Derman sudan gelirmiş. Seven suda bulurmuş, öylesine kalırmış. 'Alacağım var.' diyen, vereceğini yiyen, altın tası silecek, toprak tası bilecek. Yol gideni götürür." dedi, YUNUS'um yürüdü.

6 "Çifte ata gem vurdum, çifte kuşa yem verdim. Saydım buğday tanesi, nerde dostun hanesi?" dedi, ABDAL yoldan bekledi. "Kapı kapı aradım, sırma saçı taradım. Gidene el salladım, geleni gözden ÖZ'den kolladım. Yerden toprak alaydım, boş tarafa koyaydım; örtü yerde kalırdı, çiçek benim olurdu." dedi, ABDAL yürüdü.

7 'Eyyam.' denir, kayda gönül konulur, her sahifede okunur. Boş satır asla olmaz. Kulu boş yere gelmez. Ağır gelen yük vermez. Demde yolu açanlar, yerden güzel seçenler; bilseler ayrı gelmez, bilene ayrı vermez.  'Bilen bulur, bilmiyen kalır!' denilen odur! Kapıyı açmazsan arkasında olanı göremezsin. Konu odur! Açan görür, açmayan kalır!

8 Dağılanı toz deme. Ummadığın yönden gelir, derman sana buldurur. Kar tanesi sayılmaz, elma el ile soyulmaz, düzen söz ile bozulmaz, yağan kardan esen yelden şikayet edilmez. Dün gelen günde alsa, yarını sorar. Katı, sıcaktan açılandan ise, gerçeğe dönüşür. Yapıya gelenin, kapıyı bulanın soracağı DOST'tur! Bulacağı posttur. Ne var ki her kulun göreceği geleceği, 'YA ALLAH!' dedikte O'dur!

9 Ayran sana sunulsa, 'Alacağın bu!' dense, 'Almam içmem!' der misin? DOST sofrasında kendi aşın yer misin? Yol ehli gülene güler, hal ehli her gelen güler. Güneşin verdiği ışık her bakanadır. Gözden sözden alanın, 'Cümle bizden.' diyenin, gölgede işi olmaz. Almayı her dileyene verdik. 'Doyum olmaz.' diyen her kulunu gördük. Bildiğimiz güzeli serdik. Olumsuzluk değil, günün yorumudur kayıtsızlık.

10 'Çarşaf aldım dar gelir, yorgan serdim kısalır.' diyenin kaygusu geçersizdir! Eklersen uzar, ayağını çekersen yerleşir. Düzene sen uyacaksın, düzen sana değil! YAZAN'a sen uyacaksın, YAZAN sana değil! 'Karşı evde ne olsa, her olan bana gelse.' diyenin, aşında tuzu olmaz, yuvada huzur kalmaz. Almayı bildiğimiz, vermeğe uyduğumuz kadar, VEREN'i bildiğimiz görülür. Her günün gecesinde artan aş, gönlümüze ağırlık verirse kuluyuz. 'Gölge beni eylemez, HAK'tan başka gönlümü bekleyen olmaz!' diyelim, niyazımıza öyle başlayalım. ALLAH'ıma emanet olunuz. ('Çifte ata gem vurmak' sözlük anlamında mıdır DEDE’ciğim?) Demde gerçeği bilen, bende sende arayan, çifte ata gem vurandır. 'Ben, sen!' diyen, almaya çalışan; vermeye alışana kadar çifte at koşturur.

ALLAH'a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH