|
9 Mayıs 1980 (Örneğin, göçtükten sonra 4.kademede olan bir RUH dünyadaki bir medyuma yalnız 4.kademenin idrak kapasitesinden mi bilgi verir? Yine örneğin, 4.kademedeki bir RUH idrak tekamülü ile daha üst kademelere geçebilir mi? Bu tekamül esnasında kendisine yardım ediliyor mu? Ayrıkotu hangi hastalıklara şifadır?) MEVLANA’yım ben! 1 Kendine düzen veren,
HAK
ADINA düze gelen,
cümle kullarına selam olsun. Sardığım
düzende,
sorduğum YAZAN’dadır. ‘Geldim bildim bulayım,
cümle
ile olayım.’ dedim. 2 “Karşı gelsem duramam,
‘Kötü.’ diye yoramam.
Sözü aldım, yoldan geldim.”
dedi YUNUS’um
sohbete girdi: 3 “Adım dilde anılır, her gün sözde söylenir, halim nasıl eylenir. Mana açık bilene; hali ile bulana, sevgi ile olana. ‘Kazan kaynasın.’ dedik, ‘Seven söylesin.’ dedik. ‘Doğru-eğri.’ denilmeden dayanalım, kaynak bulduk sevinelim. YUVAMIZ, HAK ADINA açılır, gönlümüz cümle için seçilir. Sayfa asla örtülmez, bilgi kantar ile tartılmaz. Verdiğimiz bilgi, HAK ADINA algıdır aynı dilden söylenemez. Yoldan diyen gelir, halden diyen görür. Seymen yerini bulsun, dilediği yerde kalsın, YUNUS’un şarkısını söylesin, MEVLÂNA’dan geleni dinlesin, ‘HACI BAYRAM, olanı verir.’ desin. Kemale gelen eylemini HAK DİLİ’nden öğütler.” dedi YUNUS’um sözü ÖZ’e bağladı. 4 (DEDE’ciğim aynı dil, konuştuğumuz dil midir?) Verdiğimiz yazı olduğu gibi ‘Bizden değil.’ diyene, ‘Söze eğil.’ diyene, yol geçerli gelmez. Çünkü sözümüz yazıda kalmaz. Destan diye gelse, oku geç! Fistan olsa, giy git! Dayandığın-güvendiğin HAK’tandır. Aymaya niyet eden her kulu, bilen ER kuludur. Geldim gördüm ne bildim? Elbet kendimi buldum. Demek ki; kendimi bilmeye geldim. Kendimi ne kadar bildi isem, oradayım. Göçtüğüm an, yerimi seçtiğim andır. 5 OMAR der ki: “Ses sende kalsa verirsin, göz sende olsa görürsün, öylece bedende erirsin.” Yoğun çaba gerçeği açmaz. Bilimli uyumda bulursun, gerçeğe kapı açarsın. Almayı dilediğini aldıkça, her dileyene verdikçe; kendinden değil, kendine alırsın. Kademelerden açılan sözde, dünyadan bakılan göz vardır. Sana VEREN’e, senin vereceğin elbet olmaz. Ne var ki sana VEREN’e, yaklaştığın elbet olur. VAREDEN var ettiğini her kademede görür, gördürür. Dünyada yetmese de, ahirette buldurur. Bezmediğin elden, latif koku alırsın, ‘Gelen ordandır.’ dersin. ‘Ne demek?’ dendi. Şikayetçi olmayanda, sonsuz sabır vardır. Sabredene her adımı kârdır. Değişen asla olmaz, kapıya kapı eklenmez. Oyun değil sözümüz. 6 (Yani kademe atlamak olmuyor mu DEDE’ciğim? Onu mu demek istediniz?) Olur, VAREDEN verir dedik. DOST KAPISI’na çamur gelmesin, getirene HAK yol vermesin. (DOST KAPISI’ndan murat nedir DEDE’ciğim?) ‘DOST.’ diyen her kuluna açık olan kapımız. ‘YUVA’da serilidir postumuz.’ dedik, daha önce verdik. Nasıl ki dünyada CAN CANAN’la oluşur, göçte de öyledir. Her göçene YARDIMCI’sı gelir. YARDIMCI elini verir, eğite-eğite götürür. Güzellik dünyada olmak, bulduğu yerde kalmaktır. Kendini bilenin, bendine sözü olmaz. (Bentten murat ne DEDE’ciğim?) Nemde nam sözü etmek. Akan su dururken rutubete bakarsan, sadece yosun görürsün. Kendimizi bilelim, namımızı silelim. Ben benden sorulurum, ben ben ile yorulurum. Sadece ben sen ile karılırım. AŞK’ımız söze gelsin, cümleniz ÖZ’de kalsın. 7 Ne şah ne şıh, gerçeği vermez. Ne çok ne az, izin vermezse gelmez. Geldi isem; HAKK’ın ADINA, RESUL’ün Andı’na geldim. Gelenlerde aynı AŞK’ı gördüm. ‘Görmeyene vereceğin nedir?’ diyene, ALLAH’ım dilediğine dilediği kadar verir-verdirir, görür-gördürür. ‘Niye sana bana sordurur?’ dersen, elbet hamlığa derim. Yanılma olmasın, sohbette açılan soruya değil, kainatın düzeninde bulunan hataya. 8 “Dost aşı pişer oldu, cümle dost koşar geldi.” dedi, YUNUS’um cümle dostunu kucakladı. “ ‘Atı bağladım, kötü söyledim.’ diyene de ki; ‘Dünyayı neyle salladın?’ Güzel görelim, ‘Güzel.’ diyelim, tatlı yiyelim, elden ele halka olalım, halkı öyle bulalım, içimize alalım. Elbet gönlümüzde de, halkanın içinde bulalım,” dedi, birlikte dirliği gördü, saydığı her kulda aynı sevgiyi buldu. “Dost!” dedi yürüdü. 9 Söz yarıda kalmadı. Örtü cümleye gelsin, yama almadan örtsün. İlminde aranan, LOKMAN’dan sorulan; günü geldikte verilir. Ayrık ile günde sorulan değil gelende verilecek olan açılır. 10 HAMZA DOST der ki: “Kemik bedene ağaç olsa, dalını kırma. Konuk gelse, sözden dese; güleceği bilinir, aldığına sevinir.” dedi HAMZA DOST selamını iletti. ALLAH’ıma emanet olunuz ALLAH’a ısmarladık LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
|