16 Mayıs 1980 

MEVLÂNA’yım ben!

1 'Güzel.' dedik her güne, 'Güzel.' dedik her yöne, 'Selam!' dedik her cana. Günün güzelliği yorumda değil, uyumdadır. 

2 "Açık gelen sözüme, 'Güzel.' denen ÖZ'üme. Döndüm baktım düzene, 'Şükür!' dedim YAZAN'a. Akıl, sende mi kaldı?" dedi, YUNUS'um söze girdi, her olayı düzende buldu:

3 "Suyun aktığı yerde düzene uyan görülür. Suyun taştığı yere düzeni bozan mı diyelim? Günde bozuk gelen, gelende toprağa düzen verendir. 'Çağır gelsin.' deseler, beni senden sorsalar; 'Uzun güne dönüştü, sade günde buluştu.' dersiniz. Aslımız gölgeden uzak kalışadır. Vuslat günü beklersen, 'Gerçek o günde!' dersen; dünya karanlık gelmez, gönlünde açan çiçek asla solmaz. Her yaratılan, kavuşma anını bekler! 'Çokluk.' denilen yerde özlem dağılır. Neden? Bedenin aldığını değil, ÖZ'ün ÖZ'e verdiğine şahit olunur. Çoklukta tekliğe varılırsa, düzende barışa gidilir. Barıştan maksat sevgide bütünlük! Gönülden aldığımız, sazını çaldığımız, 'HAY!' deyip vardığımız yerdir özlenen." dedi, YUNUS'um yürüdü. 

4 "Paçayı sıvayım, dereyi geçeyim; ekini ot bürüdü, kendim varayım, otu süreyim." dedi, HACI BAYRAM söze girdi:

5 "Beklenen gelir, bekleyen görür. Diz çöken bulur, cumaya yer alır. Kanmak ne güzeldir doyasıya, yanmak ne güzeldir ölesiye, sevmek ne güzeldir dolasıya. Var git yerin güzeldir, sor git açılan kapıya. Derledik ekini, söyledik sakini. ('Saki'den mi saki?) Evet, 'Saki'den. Boş bardak ele gelmez, boş sofra dosta gülmez, boş gönül HAKK'a dönmez! AŞKI buldu isen, kıyamete dek sönmez." dedi, HACI BAYRAM selamını sofranıza getirdi. "Ayıkladık otunu, yaktık AŞK'ın odunu." dedi, yürüdü. 

6 "Gayreti yerden alırsın, hayreti gökte bulursun, her halde kendine dönersin. Yıldızları saysana, ses verirse duysana, çömleğine tuzlu aşı koysana." dedi, BEHLÜL (DANE) sözü aldı:

7 "Dam aktardım akınca, odun verdim yakınca, kuru dalı sökünce, gönül verdim bakınca. Bakarsan, beni değil O'nu görürsün; sevince, beni değil O'nu sararsın; halin deyince, benden değil O'ndan sorarsın. Öyleyse ham meyvede neden kusur ararsın? Çadır kursam toprağa, 'Neden?' der misin? Ağaç olsun bekler misin? 'BEHLÜL aldı o versin, yıktı ise o görsün.' der, beni sorguya çekersiniz. (Bu tümcedeki 'O'lar büyük mü küçük mü?) Küçük. Katığım tatlı geldi, cümlede DOST'u gördü." dedi BEHLÜL, Dost selamı verdi.

8 Gemiye gemici verilse, kaptandan sorulur. Dağlar boyu dalga gelse, 'Nasip.' diye yorulur. Her çizgi, selamın eşiğidir. Her sayfa, sevginin beşiğidir. Yerinde oluşur. Yolun açıldığı günde, sevinç görülür. Elbet gittiği yoldan şifa ile dönülür. Üç halde açılır. 'Hamdolsun!' denilir. Gemide dönülür, selamımız gidilen yere iletilir. (DEDE’ciğim, kimin için yazıyorsunuz acaba?) Alan bilir. EYVALLAH!

9 'Dağılan nerde kalacak, eğilen kimde görecek?' denilmesin. Her nefeste toplanır, bohça misali katlanır, açılan damar eklenir.

ALLAH'ıma emanet olunuz.

ALLAH'a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH

('Üç halde açılır' dan murat nedir DEDE’ciğim?) Ameliyat halidir.