|
23 Mayıs 1980 (Geçmiş senelerdeki yöntem, bir hafta sohbet alıp üç hafta bu
sohbetin yorumunu yapmak şeklinde idi. 1978 yılından başlamak üzere
her hafta, ilk önce sohbet alma ve bir önceki haftanın sohbetini yorumlama
şeklinde YÜCE ALEM tarafından tebliğ edilmiş idi. Ancak son
yöntemde, gece aldığımız sohbetten sonra yoruma geçilmesi, ilerlemiş
saatlere geldiğinden, bir çok canın yoruma katılmaması durumunu
oluşturmaktadır. Acaba bir hafta sohbet alıp, ertesi hafta bu sohbetin
yorumunu yapma uygulamasını getirsek, daha mı verimli olur?) MEVLÂNA’yım ben! 1 Kucak açılır, kulu
seçilir, akan sudan geçilir. Geldik gördük, cümlenize 'Selam.' dedik. 2 Kahrı silelim, gözde
düzen görelim. 'Kendim alsam, kendim bulsam, yarını düzende görsem.' diyene
sözüm: Buğday kökünden değil, dalından bilinir, başağı
sevilir. Denenmiş olan, düzende yerini alandır. 3 " 'ALLAH. ALLAH.'
diyelim, AŞK meyvesi yiyelim." dedi, YUNUS'um sözü aldı: 4 "Dar geçitte
geniş düzen olmaz. DOST KAPISI sevilene kapanmaz. 'Kanımız, canımız.'
denilmesin, ayrı halden verilmesin. Buluta söz edemem, sel gelirse tutamam,
yaprağa can katamam; öyle ise düzene söz edemem. 5 'YAR.' dedik
söze girdik, 'Can.' dedik ÖZ'e döndük. HAK ADI'nı andık, AŞKI ile yandık.
Bize bizden gelen sandık. Gelişimiz yoldandır, verişimiz haldendir,
seçilen gönüldendir. Her gönülde ararız, 'Yol mu?' diye sorarız, 'EYVALLAH.'
diyeni sararız. DOST DOST'un gerçeğidir. Konuk yerini bilir, demde sözünü
alır. Kat-kat açılan, denizden geçilen, sözü kayıttadır." dedi, YUNUS'um yürüdü. 6 Dünden güne
değişen yok elbet, gelişen vardır. (Dünden bu güne gelişen' nedir DEDE’ciğim?)
Kulun bilinci. Duman dağıldıkça görüş açılır. Verilen asla kapalı
kutuda değildir. Sayfayı açtıkça görürsün, her satırda gerçek olanı
bulursun. Denizin suyunu destine dolduramazsın. Okuyan açılır. Her kademeye
bilgi ölçüsünde değil, bildiğine uyduğu ölçüde geçilir. Bilen
bilmeyenin sorumluluğunu da alır. Amma, uymayanın sorumluluğu
kendisine aittir. Dayanırsan köksüz dala, dal ile düşersin, 'Ne oldu' der
şaşarsın. Düz gideni aradık, toz güdeni sorduk. 'Derman.' diyene
niyaza durduk. (Toz güdenden murat
ne DEDE’ciğim?) Toz güden, iz sürer. ('Takip eden' oluyor değil mi DEDE’ciğim?) EYVALLAH. 7 "At ile düştüm yola, 'Uyalım.'
dedim hale, hırkayı astım dala. Yel esti sel bastı, bilen bilmiyen koştu.
Doyum ne dağda ne bağda bilmezsen, doyum bir dalda bir GÜL'de
görürsen. Soyun doğduğun halde, suyun aradığın yolda. Güç gelmez
bağlanırsan, güç gelmez hallenirsen. DOST halini bilsene, neler gördü
sorsana, her kapıda dursana, ağlayana gülene, yoklukta 'Var.' diyene elini
uzatsana." dedi, PİR SULTAN ABDAL sözü aldı: 8 " 'Pir' dediler, güldüler;
sultanlığı, halime verdiler; 'Abdal' diye tozumu vurdular, beni ben ile
kardılar. Karınca kararınca, bir araya gelince, vara yoğa gülünce; 'El ver
dilinde kalsın, gül ver bahçende olsun, söz ver gönlünü doldursun.' dediler,
YEMEN'den mektup saldılar. YEMEN şahit istemez, destan vereni sormaz, kem
sözünü hiç almaz. Elbet gelen HAK'tandır, ben söylersem HALK'tandır. Dün geldim
diyesiye gülenin dostu oldum, sözümü ölesiye cümleye verdim." dedi, ABDAL
yürüdü. 9 "Duvar sağlam örülür, görev sözde
verilir. Dağılan değil toplayandan olalım. Kurduğumuz düzene,
birer taş da biz koyalım. Duvarı bilen örer, çatıyı bilen örter. Göreve
talip olalım, DOST KAPISI'nda her halde hizmete talip çıkalım." dedi,
YUNUS'um söze döndü: "Duyan geldi ise, seven bildi ise, her gelen hizmete
talip oldu ise, örtülen çatıya bayrak asılır." 10 'Dünde olan mı?' denildi: Günü dün getirmedi
mi? Bu gün dünden kalana oturmadı mı? Açılan kapıda seçilen yapı vardır.
Sohbetimiz uymayı verdiği için, genişliği sizin
yerleştirmeniz gerekir. 'Bir sohbet üç yorum.' denildikte, vakitten
çalmayalım. Dünden kalan, yarına eklenen günde de yorum olur. Ne var ki,
sohbeti her gelen alır. 'Değişen değil, gelişen olsun.'
dediğimiz odur. Her cuma sohbetimiz alınır. Yoruma dileyen dilediği
kadar katılır. (DEDE’ciğim her
cuma tebliğ alınması tatil için de geçerli midir?) Demde kement
attığımız her olay yerini bulur. Tatile MEVLANA değil katılanlar
gider. Ne var ki, yoldan alacak, 'Halim versin.' diyeceklere, 'Gidelim.' deriz,
adını tatile veririz. 'Yolumuz açılır.' dedik, sohbeti YUNUS'tan yeniyi verelim
diye aldık. "Sözümü bağlamadım, gelene eklemedim." dedi,
bağlamaya geleceğini söyledi. 11 Ağaç diktim, köküne suyu döktüm. Meyvesi bahçemde
ise benim, bahçende ise senin. Gelişimiz size olduğuna göre, meyveler
de sizindir. Diler yer, diler paylaşırsınız. "Sözümü
bağlayım." dedi, YUNUS'um yerini belleyene güldü. "Yerden
bellenen, gönülden aklanandır, HAK ADI'na paklanandır. Sohbet dileyenindir,
yorum bekleyenin." dedi, YUNUS'um selamladı yürüdü. 12
Yerde kar varsa iz verir, ocakta kor varsa haz verir, sohbete her gelene
MEVLANA söz verir. Beraber olacağız, AŞK ile bulacağız, pervane
misali döneceğiz. Döndük yanacağız, kör oldukta gönülden
göreceğiz, öylece gerçeği bulacağız. 'Beraber olacağız.'
dedik, dünü günü geleni verdik. ALLAH'ıma emanet olunuz. ALLAH'a ısmarladık.
|