27 Haziran 1980 Berat Kandili

MEVLÂNA’yım ben!

1 Kucak doluşu sevgi oluşur, her 'Yol.' diyen YUVA'da buluşur. Gözledik geleni, özledik seveni, 'Gelsin.' dedik duyanı, 'Alsın.' dedik bileni. Cümlenize selam olsun, niyaza her kulu doysun, AŞK ile dolsun.

2 "Ezik kökten alamazsın, eğri daldan bulamazsın, örtülü yolu göremezsin. Ağacımız ezilmez, dalımız eğrilmez, yolumuz kim ne derse desin örtülmez. Kavak olsa uzayacak, çınar olsa açılacak, selvi olsa seçilecek." dedi, YUNUS'um sözü aldı:

3 "Buluta girerse ay, okta açılırsa yay; geldik bildik vereceğiz, sanmayın hep güneşi göreceğiz. Rahmet dilersen HAK'tan, buluta razısın çoktan. Yaprak toprak yıkanır, tozu isi saklanır. Dokuduk ince bezi, dedik 'HAK'tandır YAZI.', olsa olmasa tozu, güzeldir, güzele layık." dedi, YUNUS'um sözü BEKTAŞ'a verdi:

4 "Hancı yolcuya bakar, yolcuyu hoşça tutar, tezgaha nasip katar. Gel gelmeyi dilersen, söyle vermeyi istersen. " dedi, BEKTAŞ yürüdü.

5 "Her salkım dalda olur, tadını balda bulur. Toprak verir, güneşte erir, DOST KAPISI cümleye açılır. Söz alsam güne versem, günde sorana desem; aydın gönül gözden alır, her soran BİR'de kalır." dedi, MERYEM söze girdi:

6 "Çoban gördüm arayan, çiftçi gördüm tarayan. Ne çoban ne yaban alışamaz, bilmiyen çalışamaz. Düz etsen ovaları, hak ettin davaları. Elden aldın sözü, dolaştırıp uzağa aktardın. Günü gelişir, sadece bilen alışır." dedi, (Bana mı söylüyor acaba?) duvarın ötesini günde örttü. EYVALLAH. "Soymaya değil, saymaya çalışalım, günün doğuşunda görmeye alışalım. Senindir sana gelir, yoruma dönüşür." dedi, yürüdü. 

7 Denizin sakladığı, bilene verir ayırana değil. Gözden uzak kalmasın, çölde ağaç aramasın. Gözcü gelse alamaz, 'HAK.' demeyen bulamaz. Ayna gelse eline, saçının her teline 'Nokta var.' diyemezsin, sen elekte eleyemezsin. Sofra açık tuz ister, meyve oldu yaz ister, EREN geldi söz ister. 'Söz senindir.' diyelim, gelene sözü bağlayalım:

8 "AYRAN VEREN anılsa, gelen geçen yanılsa; yolu veren kimdendir, gönderilen nerdendir? Açılan gözde değil, seçilen sözde eğil. Dar gelirse fistanın, söz verirse destanın, alacağını bağışla." dedi, AYRAN VEREN yolda kalanlara yardımcı oldu.

9 'Altın elde kalsaydı, koza ipi sarsaydı.' diyene de ki: Ne altın elde kalır, ne koza ipekten başka verir. Her arayan yol bulur, dayanırsa ALLAH'a. Her dileyen söz alır, inanırsa duaya. Yapı bizim kapı sizlerin olsun, ayrıya asla söz verilmesin, gelen dilediği halde bulsun, gelen 'Nasibim.' desin gülsün. Atı bağlarsan ipe, dalda bakarsan çöpe; 'YUVA bizden ' diyemezsin, aradığını bulamazsın.

10 'Dolu dünya yeri yok, dağ başında karı yok.' denilmesin. Her zerreye bir dünya vardır, her zerrede bir dünya vardır. Dar gelmez, kimse yersiz kalmaz. Dün nasıl geldiyse ADEM; günde yerini doldurana, sazını çaldırana, 'Benden ona yol açtın, benimle kulunu seçtin.' der, her günde sözünü eder. Değişen değil gelişen vardır. Oluşan biliştir, verileni buluştur. Ademler gelir gider, her adem ömrünü güder. Bilen bildiğine, bilmiyen aradığına koşar

11 " 'Bin.' desem, 'Kaçanı kovalama.' diyeceksiniz." dedi, ADEM söze dönen ile girdi:

12 "Bin'de dönüşen, bin'de oluşan, günde sanılmasın sayfada buluşandır. 'ADEM de söze geldi, ömründe nasıl güldü?' denilir: Göller suyun vermese, ADEM yüzün görmese; yaşadığını bilmezdi, bilse idi ölmezdi. 'Ne demek?' dendi: ADEM'den kalan nedir? Duman mı, saman mı, derman mı? Sadece adına gelir, dünyada BİR'liğe temsilci olur." dedi, "Masaldan verilene değil, 'Hakim.' denilene uyulsun." dedi, ADEM öylece anılmasını istedi. Selamda toprağı bildi, uykuda gökyüzüne güldü. Cümlenizi selamladı, yürüdü. (Efendim, öyleyse kıyamet birden fazla mı kopmuştur?) Niyazınız ADEM'e dahi yönelsin.

13 "Akmayan çeşme kulu çağırmaz. Akmayan çeşmenin önünde kulu eğilmez. Akana gelenden, ALLAH'ım RAZI olsun. Dayandığımız halde, bulunduğumuz yolda, dilediğimiz GÜL'dedir." dedi, ALİ geldi: 

14 "Açık sofra gelene, her lokmayı sevene, 'Nasip cümlenin.' diyene geldik, Selamı'nı (HAZRETİ MUHAMMED'in) getirdik.

15 "Saydık sayfalar bizim, saydık sayfalar sözün, dedik 'HAK'tandır yazın.' AFFI'na sığındık, 'GÖRGÜN'de buluşalım.' dedik, niyaza durduk Her sayfamız açılsın, AFFIN'da dileklerimiz seçilsin ALLAH'ım. Geldik, huzur ile bulduk. Günahlarımızdan sıyrılalım, aşacağımız yolda, koşacağımız halde buluşalım. Her sayfada günahlarımızdan arınalım, GÖLGEN'de barınalım." dedi, Selamı'nı getirene sözü verdiğini bildirdi. "Akana baktık gelişir diye, değirmen buğday verirsen çalışır diye. Nasibimiz gürdür, gönüllerimiz hürdür. Aşamadığımız değil, taşamadığımız gerçeği buldurur. ALLAH'ıma emanet olunuz." dedi, ÖZ'den gözden arınmanız için niyaza durdu. ALİ, Selam'a selam ile döndü yürüdü. 

16 Gerçek güne dönersen, gerçek yönde yanarsan; 'Ben bendeyim yönden aldım, ben O'ndayım ÖZ'den buldum.' dersin, gönlünce yerini bildiğin halde dönersin.

ALLAH'ıma emanet olunuz.

ALLAH'a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH