|
17 Haziran 1980 (YÜCE ALEM ile GARİP arasında bir söyleşi.) MEVLÂNA’yım ben! 1 Selam yol ehli. Selam hal
ehli. Selam söz ehli. Yeni yerin yoldadır. Yeni halin GÜL'dedir. Yeni sözün
dildedir. YEMEN'den verilen söze, güne kadar gelinen düze kundak oldun. Sözün
serdin, dileyen her kula verdin. Sen ne gördün ne aldın? YA ALLAH! YA ALLAH! YA
ALLAH! Selam YA RESULULLAH! 2 Ak saça selam verenler,
ak yüzde NUR görenler, ak güvercine yem verenler; kendini aynada görsünler, her
dileyene su versinler, hatayı kendinde bulsunlar, kimi kimden ayırmasınlar,
kimi kime kayırmasınlar, 'Yolum erdi.' demesinler. Yolu yol yapan haldir.
YOLU'nu arayan kuldur. 3 Can canı oluşturur,
her kulda ERLİK’i buluşturur. Alışan, her zerrede
buluşandır. Sen benim zerremi inkar edersen, kendini inkar edersin, HAK'tan gelenden söz edersin. HAK
zerrelerde, ezilmez. HAK zerrelerde, basılmaz. Zerreler diridir, diri kalır.
Zerreyi bilmeyen ölüdür. 4 Duyduk yolun sözünü,
YUYAN verir hazzını. Kemik dozunu dumandan uzak tutsunlar, dokuya dozu
salsınlar. Kumun yerden verdiğidir, güneşten değil, gölgeden
şifa bilsinler. Dumandan maksat dayandığı kadar. Sıcak su denilenden
uzak dursun. Almayı dilediği şifayı bulacak, kendine gülen dostu
görecek. EYVALLAH. Değişen günde gelişen olaya kaygu almasınlar,
'Konuk gelirse?' demesinler. VAR OLAN KENDİ'ni bildirendir, yazıyı
gösterendir. Kapak açılır, kemikten kaygu silinir. Çevresini
değiştirsin, bırakın dilediğini eleştirsin. 5 DOST ADI
verdik, her 'DOST' diyene güldük, biz yolda hayır diye kaldık. Selam olsun
alana. Selam olsun gülene. Selam olsun 'Nasib ver.' diyene. ALLAH'a
ısmarladık.
|