11 Temmuz 1980 İstanbul

MEVLÂNA’yım ben!

1 Yuyan geldik, veren olduk, göreni selamladık. Cümlenize selam olsun. Gölgeyi silene, yolunda gönlünce verene söz verdik, düzenden selameti sorduk. Her yerde aranırsa, taş toprak taranırsa, yorum günden sorulursa; diyeceğimiz, kuma inelim.

2 Gelmeden anılan, 'Olursa.' denilen, günden düzeni siler. Bağda bölünen dağda dağılır, ağaç yerini sevmezse eğilir. 'Davarda yerim olsa, duvarda kumum kalsa.' diyene de ki: 'Davara yön veren çoban.' diyenler, duvar örülürken taşı getirenler; elbet yapıda, kapıda görev alırlar, düzene katkıda bulunurlar.

3 "ÖZ yerini bilir, 'Uz.' diyene  katılır. Elbet elenen tepside tutulur. Gelenin yüzüne, gülenin yozuna söz etsem, aldığıma damla katsam." dedi, YUNUS'um sözü aldı:

4 "Atma taşı baş yarar, aç yenen aş yorar, bilen cümleyi sarar, yerde gökte VEREN'i arar. 'Gelsem bilsem.' diyenin, yerinde duman görenin soracağı yersizdir. Yanmayan odun tüter, dumanı gönlüne atar. Varsın yansın ocağın, boş kalmasın kucağın. Baca açık olursa, elbet görülür tüteceğin. O zaman duman kalmaz, sulanan çiçek solmaz, açık gelmeyen bilmez, bilene sorsan uymaz.

5 'Sana bana.' diyenler, her satırda arayanlar; noktada dursaydılar, selamı görseydiler, dünden güne alırlardı. Her nefes an verir, anda doğuşu gösterir. Sorsalar, 'Küpe su mu, altın mı dolduralım?' elbet 'Su olsun.' derdim. Çünkü suyla yaşardım. Elbet çölde! Yerden alan veremez, gölde 'Küpe su doldur' diyemez. Dost çevreye geldi mi, kullarını gördü mü; her dileyene niyaza durur, dilenen nasibe katkıda olur." dedi, YUNUS'um sözü KAYGUSUZ'a verdi:

6 "Tavuk tüyü yolamam, yumurtasını bulamam, civciv olsa veremem. Altın kafes aldılar, gül bahçesine koydular. 'Bülbül gelse.' dediler, yerden çiçek daldan meyve aldılar. 'Sayısız.' diyene de ki: Her gün kayıtladır bilinir, sanılmasın çerçevesi silinir. Geldim gördüm, sevgimi verdim. Değdiğim her yaprak niyaza geldi, sevenin elinde kendini buldu. Sevende yerini veren vardır, sevenin dünyada her günü kârdır. Sevdim, sevenlerde birliği buldum, cümlenize 'Birlikte kalın!' dedim. Duyana eklenen olmaz, bilmezsen kaygu vermez." dedi, KAYGUSUZ yürüdü.

7 Koyun kuzu bilişir, kuzu kalsa meleşir, demde dilenen oluşur. Kapı açık gelene, yolumuz açık sorana, lokma katık diyene. Günümüz hayır gelsin, ayımız (Ramazan ayı) mübarek olsun.

8 'Taşta sertlik var.' diyen, 'Kesem küçük dar.' diyen, azdan çoktan beklenen; varlık ÖZ'dedir bilsinler, yapıyı satın alsınlar. Ne var ki, sevgide asla ölçü aramasınlar. ALLAH'ım her kulunu bir sever, her kulu da bir sevsin. Kendini aynada, cümleyi aynıda bulsun! Baktığın yerde, 'Kainat budur!' desin.

9 Tek ayak yol vermez, ayak askıda kalmaz, kimse kimsenin sözünü bağlamaz. ER kişi alandır, ER kişi bilendir, ER kişi ayırmadan uyandır. Her kişi 'Bilirim!' diyendir. 'Bilirim!' diyenin değil, 'Severim.' diyenin, sevgisini sergiye koyanın ERLİK’i kayıttadır! Destek gelene köstek vurmayalım, sirke ile balı karmayalım, 'Paylaşalım.' diyeni kenara itmeyelim. Söz yenmez, yanlış çiğnenmez, hata yutulmaz. Elden geleni ayaktan kesmeyelim.

ALLAH'ıma emanet olunuz.

ALLAH'a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH

10 Alimin gözü perdeli, zalimin gönlü perdeli.