13 Temmuz 1980
MEVLÂNA’yım ben!
1 'Güzel günde
buluşalım, sohbet ile oluşalım.' dedik, cümlenizi selamladık. Her gün
güzeldir elbet, ne var ki 'Ramazan' özeldir! Kuluna verilir. Yeniden
değil, gününde verdiği gibi bilinir. Gece gündüz aldığın,
ÖZ'ünde kaldığın, hal ile bildiğindir. Nefsine tarak vuran, nefsine
sahip olandır. Yazda kışta oluşur, bilen kulu alışır. Cümlenize
hayır olsun. 'Gayrıya.' denilen, bizden gelmez. Niyazımızda, kainatın
dışında kalan olmaz. Doyum dileyene, 'Huyundan.' dedik.
2 "Katı geldi hamuru,
rahmet diledi çamuru. 'Gel!' dersem alır mısın? 'Al!' dersem bilir misin?"
dedi, YUNUS'um söze girdi:
3 "Hamur söze
giriştir, çamur sözden alıştır. 'Bulayım.' diyen sorar.
'BAĞIŞLIYAN ALLAH'ımın ADI'yla' diyelim, yerden göğe niyaza
duralım. Alıştır, veriştir, paylaştır. Üç ayın özünü verdik.
4 Aymayı bilene gökyüzü
düzensiz gelmez, saymayı bilene 'Yeryüzü düzensiz.' denmez, aykırı gelen kuldan
sorulmaz. Yorulana de ki: DOST yolu yürüyene verir, post yolu serilende
görülür. 'HAY!' diyelim, gönlümüzü diri tutalım. 'Gönül ölür mü?' denildi:
Demde yerini bilmiyen, uyuyandır. Gönlünü uyutana, 'Ölgün' denilir. Derman
dileyen yoldan sorana, yerinde yolu açılana selamımızı ilettik. AŞK yoluna
postu serdik, her dem yanmada gördük. Gönlünü örümcek ağı sandık. 'Olmaz!'
denileni oluşurken bulduk. Örümcek ağı eleştirilemez! Çünkü o
halde, hiç bir kulu çalıştırılamaz.
5 Erkan
saygıda olandandır, erkan kendini bilendendir. Gördüğüm söz düzeni,
bildirdi bana YAZAN'ı, sildirdi yozanı. Kahretme gönlüne uymazsa düzen,
kahretme sesine vermezse sezen, kundak açmaz her halde konuyu süzen, diyelim
'Güzeldi her halde YAZAN.' Bil yerinde aldığın sözü, bil HAK'tandır
gördüğün YAZI. (Bu iki paragraf aramızdan
birine mi verildi DEDE’ciğim?) Cümleye!" dedi, YUNUS'um söze
genişlik verdi: "Düzenle söyleşiriz, YAZAN'la halleşiriz,
sen versen bilişiriz, karşılıklı konuşuruz." dedi, TABDUK
'a sözü devretti:
6 "Kavramadan seyir olmaz, bilemezsen 'Hayır.' denmez. Aşıya verilen
ağaçtan, 'Delice.' diye söz edilmez. YUNUS aldı sözü, 'Bildim delice
ÖZ'ü.' dedi, kendine alındı. Deliceye yer gerek, toprak kurudu kar gerek,
bilmeyene zor gerek. Vardım bildim, aşımı aldım verdim. Elbet meyvemi!
'TABDUK yarıveremezsin, aşıdan diye göremezsin. ÖZ olmazsa, aşıyı
alamazsın.' dedi, YUNUS'um konuyu demden aldı, günde verdi. Denize ayak atan,
sudan şikayet etmez, her suya boyu yetmez. Bilmiyen bilene, sanılmasın
katmaz. Noktayı dahi verse, delice de aşı alır. Vergiye dönüşen her
olay, aşı almış deliceye benzer.
7 Demir tavlanır hallenir, dilenen şekilde
sergilenir. Kuluyuz BİLİR bizi! Kuluyuz KORUR bizi! Kuluyuz SEVER
bizi! Sergilediğimiz bizedir, sevdiğimiz ÖZ'edir. Seni seversem, sana
değil kendime hizmettir. Yedik, suyunu içtik, şükrüne yol açtı,
kulunu sözü ile seçti. Söz ile, dağılan toplanır, her günde olum
beklenir." dedi, YUNUS ile TABDUK yürüdü. 'Genişletti.' denilen odur.
Karşılıklı söz aldılar, sohbete öyle girdiler.
8 Aşmadığın yol senin olmaz,
almadığın söz sana vermez. Gül bahçesi ayandır, gidişe yol yayandır.
Bülbül olsam vermezsem, gül dalına konmazsam; yaprak söze girer mi, gül sevgime
güler mi? Altın kafes verseler, 'Gönlün burda.' deseler; DOST adına yanardım,
AŞK'ım bilene sunardım. Çare sözde değil, ÖZ'dedir, O'nu gören
gözdedir. 'Sus!' diyene yanarım, gelsen diye anarım.
9 Gün bu gündür bilinir, yılda bir ay sorulur,
cümle ile karılır. YAZAN öyle verdiyse, çözen 'Budur!' dediyse, kainat ona
uyar, gelmiş gelecek yerini bilir, bildiği gibi verir. Söze gerek yok
açıktır!
10 Yoğurt verdiğimiz, şifa
dilediğimiz, yeniye yol alır. Kutlu olsun, mutluluk versin. (f. için mi söylüyorsunuz?) EYVALLAH!
Her basamak ileticidir, asla bırakmaz. ALLAH'ıma emanet olunuz. (bu sözler f. için söylendi) EYVALLAH!
ALLAH'a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH