16 Ocak 1981 -Mevlit Kandili arifesi-

MEVLÂNA’yım ben!

1 Yumuşak yol açılır, yoldan dileyenle geçilir. Selam ile geldik, selamette olanlara ‘ALLAH’ım sizlerle.’ dedik. Bugün, yarın, öbür gün. Gelişe uyanlara, oluşu bilenlere, ‘Hayırdır...’ diyenlere ‘EYVALLAH!’ dedik. Cümlenize selam olsun. Dumana yer verilmesin!

2 “Ayak atsam düzene, ‘Geldim.’ desem YAZAN’a; söz ile değil, ÖZ ile uymalıyım, vereni duymalıyım.” dedi, YUNUS’um sözü aldı: 

3 “Karşı koysam durana, ‘Aman!..’ desem vurana, yol göstersem sorana; ‘Benim benden algım yok, benim yoldan bilgim yok.’ denirdi. Sordum yolu verene, dedim ‘Nerde görene?..’. Odun sardım durana, ‘Nerde?..’ dedim varana, bildim sandım ahengi. ‘Gelenin yerindeyim, soranın dengindeyim’ diye kuşağa ip geçirdim. Konuk gelene sözüm: Dünyada acı çaldı sazım. Bildiğim günde ÖZ’üm, aydınlık gördü gözüm. Acı gelen yaraya, deryada ölen karaya gelir. Az yol dayanana, çok yol uyanana toz vermez.” dedi, YUNUS’um yürüdü.

4 “Dağ eteği bizde mi, ağaç doruğu sözde mi yerini bulur? Alacağım vereceğim, her çobanda göreceğim” dedi, HAMZA DOST söze girdi: 

5 “Selama baş bükenler, gidene yaş dökenler, alsınlar versinler niyaz ile ansınlar. Selam ile geldik söze, güzeli dünyada verdik size. Konuk yerini alsın, olduğu gibi bilsin. Saygıya yerimiz çok, sevgiye gönlümüz açık” dedi, HAMZA DOST yürüdü.

6 “Kuşlar gelip giderler, mevsimleri güderler. Ne bir gün geçerler, ne bir gün atarlar. Olduğu gibi bilen, bulduğu yerde gören. YAZAN’dan EMİR geldi, EMRİ’nde bahçeler güldü” der. “Gülen bahçelerde güller açar. ‘Doydum SANA.’ diyemem, AŞK meyvesini ham yiyemem. Gözüm gördü, gönlüm uydu. Dayadığım sırtımı SEN’den ayıramam” dedi, VELED’im söze girdi:

7 “Postum yerde serili, elim DOST’ta sarılı. ‘Gel.’ dediğin her kulda, ‘Yol.’ dediğin her yerde, anıldığın her yönde. ‘Gölge olmayım’ dedim. gölgene sığınan, durmadan adın ile öğünen kullarına adının gerçeğini söyledim. ‘Nedir?’ denildi: Doğana, doyana, doyurana aşık. Gelene getirene gidene götürene aşık. Dökene dökülene aşık.” dedi, VELED’im yürüdü.

8 Her ağaç kökünden alır, çekirdeğinden bilir. Aşıda meziyet değil marifet vardır. Ne var ki kök, aldığını verir; dal, gördüğü gibi kalır. ÖZ’ünde değil, gizinde vardır değişen, sözünde vardır oluşan, meyvesinde vardır buluşan.

9 “DOST ADI’nda DOST SOFRASI kurulur. Dilenen sofrada elden ele DOST helvası karılır. Doğana selam olsun! Doğandan selamı alınsın! (Peygamber EFENDİMİZ mi?) Cümlede kaygu silinsin!” dedi, ALİ selam ile geldi: (Bir can: ‘Yarın akşam Mevlit Kandili’ der)

10“ Derdine adını yazma! Düzenden kendini ayırma! DOST SOFRASI dedik, sofrada cümlenizi gördük. ‘Selam! Selam! Selam!’ dedik, YEMEN’den selam getirdik” dedi, ALİ yürüdü.

11 Ayna bizedir, aydın gözedir, cümleye sözedir. Gemiye yol verdik, ‘EYVALLAH’ cümlenize dedik, güzel günü müjdeledik. 

ALLAH’ıma emanet olunuz.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH