25 Ocak 1981 Karşıyaka İzmir
Sözlü Tebliğ:
1 Soru: RAHMET’ten murat
nedir?
Yanıt: Bulutun üstünde sadece güneş vardır.
Yağmuru bilemez. Kafeste, naklen alıyor. Kafesten çıkınca,
genişliğe açılıyor. Genişlikten naklen alıyor.
2 Soru: Aldığı
kaynağa ulaşıyor demek?
Yanıt: Dünyada gören, penceresinin çerçevesi içinde olandır.
3 Soru: Herkes için aynı
mıdır?
Yanıt: Pencereye yaklaşan,
yaklaştığı kadar görüşe açılır.
4 Soru: Pencere gönül
kapısı mı oluyor?
Yanıt: Elbet. Kulun görevi pencereyi açmak, pencereye yakın olmak. Ekin ektim
toprağa, suyu gelsin yaprağa. ‘Güneşi alsın’ dedim, başağı
olsun bekledim. Dedim ki: ‘Ormana ekin eksem, sadece yeşerir, başak
olmaz. Hata ormanın mı, toprağın mı? Elbet ormana ekenin.
5 Soru: Bundan maksat,
elde ettiğimiz tohumun (bilgilerin) yanlış kaynaklara aktarılması mı?
Yanıt: Düzene uyulmaması.
6 Soru: Topraktan murat ne
acaba bu misaldeki?
Yanıt: Ana kayıt.
7 Soru: ‘Ana kayıt’
LEVH-İ MAHFUZ mu?
Yanıt: Dünyanın düzeni toprakta kayıtlı. Su
toprağa, Güneş toprağa, toprak da kullara. İnsan da aynen
toprak gibidir. Alır-alır-alır, verir-verir-verir.
8 Soru: Kime verir, kimden
alır?
Yanıt: O’ndan alır, O’nun için verir. (Gine O’nun için o zaman?)
9
Soru:
Toprakta da insanda da kayıt, bir programlı geliş ifadesi midir?
Yanıt: Plansız kuş uçmaz!
10 Soru: ...
Yanıt: Odanın penceresini açmazsan görmezsin. Açarsın, odanın köşesine
çekilirsin, az görürsün. Görmekten maksat sırlar değil, kendini görmek, kendinde
O’nu bulmak, kainatta O’nu görmek.
11 Soru: ‘Düzene adım atmak’ tan murat ne acaba?
Yanıt: Her olayda şüpheden uzak kalmak,
‘Neden?’ sorusuna düşmemek.
12 Soru: O zaman huzur,
içte duyulan ve TANRI huzuru ile aynı mı oluyor?
Yanıt: YUVA’ya gelen, yol dileyen her kulun
penceresini açtık. Asla şüphe edilmesin. (ALLAH RAZI olsun cümlenizden.) ‘Kapanırsa?’
demeyin, kayguya düşmeyin. (YUVA
kapanırsa mı yoksa bir kere açılan pencere bir daha kapanmaz mı?)
YEMEN’den gelen kayıtta açıklandı. Temelde verilene uyuluyor.
13 “Her köprü
bağlayandır. Akan su çağlayandır. Geldik sizlerle olduk, geldik HAK
ile bulduk. ‘YUNUS olsam ‘ diyenlere, kuru pide yiyenlere, yediğinle
içtiğinle değil, seçtiğinle olursun dedik. (Olmak için neyi seçmek lazım?)
Yola çıktım varayım, bir bilene sorayım. Bağ düzene gelmiş de,
bağcı yola durmuş da. Sordum, kısa yol nerde? Dedi: ‘Düşmeden
derde, sağa sola sapmadan, gönül O’ndan kopmadan; çeşme başı
bulursun, bir nefeste alırsın.’ ‘Bildim’ dedim düştüm yola, sağa sola
sordum kula. Gök gürledi şimşek çaktı, YUNUS dertli göğe baktı.
Döndüm durdum, bağcının dediğini kem yordum. Dedim, ‘Hani çeşme
nerede?’ Kurbağalar öter derede. Güneş gitti gece kara, YUNUS attı
yürekten nara. Gönül bağına sarıldı, gök açıldı, ay rehber oldu.
Aradığım çeşmeyi, ardından dolanmışım, kendi derdime kendim
yanmışım. Kuşlar sevinç getirdi, sular beni götürdü. O gün bu gün,
YUNUS derdini sildi. (Hatalarımız
yok mu diyenlere.) Örtü lazım birbirimize.”