27 Ocak 1981 –Kadınlar toplantısı-

Soru 1: ‘RUH'un maddesi değil malzemesi vardır.’ demiştiniz. ‘Malzemesi’ nedir? RUH; ışık ve ses gibi, akıl gibi bir enerji bütünü mü?

Soru 2: ALLAH insana kendi hayal ettiği en güzel gerçeği layık gördüğü halde, insan neden kötü olaylar içinde bocalar?

Soru 3: Öte alemde yaşayan insanlar (kullar), bedensiz sayılıyorlar. Oysa, ‘Ben’ denilen gerçekte görüntü şarttır. Beden, anti bir gölge içinde olduğu için mi biz onları bedensiz sanıyoruz? Yoksa, görüntü veren bir ayrı dengeleri mi var? Yani ‘RUH’, yine ayrı bir gezegende, yok gibi mi yaşıyor? Anlatırken onların çok ayrı bir fiziği olduğunu söylemiştiniz. Nasıl bir beden içindesiniz?

MEVLÂNA’yım ben!

1 Yuvaya gelenlerin, soframızda bulanların, ‘Şükür ALLAH’ım!’ diyenlerin cümlesine selam olsun. Günde yollar açıktır, gelende güzele uyunuz.

2 Beden bıraktıkta, alemden aleme yürüdük te oluşan beden, elbette kafesli değildir. ‘Maddesi?’ denilir, olayın gelişmesi sorulur. Yerden gökten aldığımız, ‘Selam!’ diye durduğumuz her olayın, düzende yeri vardır. Oluşan, madde ile değil, enerji ile gelişir, renkler oyunu verir. ‘Her yer bir midir?’ denildi. Elbet değil. ALLAH’ım, renksiz olana düşürmesin! Gelişimiz verişimiz hep ondandır.

3 Altın gümüş yerdedir, gönüller hep sizdedir. Gösteren değil, olduğu yerde görülen vardır. Dünya gözü öbür alemi göremez! (Frekans değişik olduğu için mi göremez?) Dünyadaki enerji kesimi buraya uymaz. Anında keser. Bazen ‘Gördüm.’ diye söz eden, kendi dünyasına göz eden, anda renk dışında olmayan. ‘Gerçek mi rüya mı?..’ diye şüpheye düşenin akımına denk geldiği andır. (O zaman, rüyada onların oradaki halini görmemiz mümkün değil.) Buharlaşan bilgiler, rengini verir gökkuşağı misali. ‘YUNUS’um su verecek, her dileyen görecek.’ diyene de ki: ‘YUNUS’u görmek değil, YUNUS’ta görmek güzeldir.’ Dilenenden olmaz, sadece ALLAH’ım dilediği anda, dilediği kuluna verir.

4 “Derdi benden almazsın, sefayı bana sormazsın. Güzeli bilirsen, olayı derde yormazsın. ‘Gel.’ diyelim güzele, ‘Gül.’ diyelim gazele. Döktük yere toprağı, diktik yola yaprağı. Senin benim oluşur, her olay birbirinde buluşur. Eksik gelmez, fazla vermez. Demde yolu bilenler, ‘Derde düştüm.’ diye anmaz. Kaldım duvar dibinde, buldum ağaç kökünde. Kuş geldi, kuzu geçti; her kulu bir güzeli seçti. ‘Güzeldir, hepsi güzel.’ dedim. Dediler: ‘Ya gazal?’ O da güzel.” YUNUS adını verdi, dalda üzümü gördü, yere kilimi serdi; olaylara hep güldü. Gülelim olacağa, uyalım bulacağa. ‘Suyu döktük’ demeden, geldik bu günkü hale. ‘Aldık bildik, ne kadar olduk?’ diyelim. ‘Yukarda, en yukarda, SAMANYOLU’nda olalım’ dersek; olduğumuzu bildiğimizi, nerde dolduğumuzu, nerede bulduğumuzu bilelim. Vardığımız yerde, renklerin en güzeli ile olalım. ALLAH’ıma emanet olunuz.

5 (Dünyaya gelirken, yazılı olan kaderimizdeki olayları; dualarımızla önceye veya sonraya aktarmak bizim elimizde mi?) YUNUS’um yazdı çizdi, dünyada iken çözdü. Yolunu uzatırsın veya anda bulursun. Uzatmak veya anda bulmak sendendir. ‘Renksiz alem nedir?’ dendi: Dünyayı kendi gözüne kendi sözüne uydurayım diyenin, göçünde vardığı ilk merhale. Dilenen varlığını, ne verdiğini, ne çizdiğini, ne de çözdüğünü. ‘Ben görürüm kaderimi bildiğimi uydururum.’ diyenlerin gittiği ilk merhale, renksiz alemdir. (Renksiz merhaleyi anlatır mısınız? Nasıl bir yer?)  Dünyadaki renkleri ile güzeldir. Atmosferin dışındaki renklere, elbet kul gözü ile bakmaya imkan yoktur. (Yani, bizim gözümüzle?..) EYVALLAH! Her merhalede, renkler daha berraklaşır. SAMANYOLU en güzeldir. ALLAH’ım cümlenizi orada buluştursun! (Bu renksiz düzene kimler gider?) ALLAH’ıma emanet olunuz. ALLAH’a ısmarladık. (Bizde size ‘Bedensiz varlık’ denmesi tuhaf oluyor. Oraya geçtiğimizde, her kul, bilgisi çapındaki çerçevesinde bir beden mi oluyor?) Güzelliği verdik. Tarife sığmaz elbet sizin dilinizde. Her meyve bizden size, eylemi sizden bize. Gelenin yerinde, bilenin yolunda olmak güzel. Yapıyı kurmak güzel. Ne var ki, malzemeleriniz ayrı. Almayı dilediğin, her var edilene sahip olabileceğin yerdeyiz. (O zaman onlar düşündüklerini anda karşılarında buluyorlar) EYVALLAH! ‘Anıldığımız an yanınızdayız’ deriz ya! Düşünce dahi ulaşımı sağlar. Unutulmasın; bizler YEMEN’den gelen, YEMEN’den verenleriz. (‘Hutbe’ ile ‘YEMEN’ aynı mı?) Değil. Topluluğu yöneten tek kapı, YEMEN!

ALLAH’ıma emanet olunuz.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH