20 Nisan 1981
MEVLÂNA’yım ben!
1 Kuşak aldık, DOST
bildik, cümlenize selam dedik.
2 “Var dediğimiz düzen, YAZAN’ı bildiğimizdendir;
gölgeyi sildi isek, Güneş’e döndüğümüzdendir. Yol aldığı yerde
bulur, kaydını bildiği yerde geleni okur” dedi, YUNUS’um sözü aldı:
3 “Her dileyenle paylaşacağız, her dar gelen için
söyleşeceğiz. ‘Giydiğini bilmedi, yediğini sormadı’ diyene
de ki: ‘Bağış alan, eğilene gülendir; açıldı ise fistan, yamayı
bekleyendir; her sofraya aşımızı başımızı koyarız, sözümüzü gönlüne
ekleyendir.’ Öyle ise, atılan taşa meydan vermesin, ’Atanın gayretidir.’
demesin.
4 Dağılan her konuyu bilen toplar, bilmiyen katlar.
Eksilen her damlası, kendinden geleni azaltır” dedi, YUNUS’um selamladı.
5 "Daldan dala göz atsam, ağaca çıkıp söz
etsem; dinleyen güler, DOST gelen hayır diler” dedi, MERYEM sözü aldı:
6 “Ne şarkı, ne türkü bilmeden söylenmez;
gerçek aranan yolda, ayak alıp eğlenmez. Adım-adım çıkacağız, her
adımda geriye bakacağız, o zaman güzeli göreceğiz. Her adım daha
yükseğe götürür, kayguyu orda bitirir.
7 ‘Serçe küçük.’ denmesin;
aldığı her taneyi, asla yabana vermediği bilinsin.
8 Gezdim durdum yollarda, gördüm bildim
hallerde, konuyu duydum dillerde. Aşına başına sahip olsun, kayguyu
anında silsin.” dedi MERYEM selamladı.
9 Asmaya ip bağladım, yaprağına el
verdim. Kaynat-kaynat, suyunu iç. Yumuşak yapıya gelir, teninde
yumuşatır.
10 ‘Şerbet versem.’ diyene de ki; ‘Gönlümde
VAREDEN’in SEVGİSİ yüklü. O’ndan gelen gerçeği, bana verendir.’
11 ‘Saydım saydım bitmedi, gönül aldı yetmedi,
bilen bilmeyene satmadı, ‘Yol vereyim.’ dedim, gelip elimi tutmadı’ dediler de,
senden sana gidiğini sordular. De ki: ‘Yargı sargı, ALLAH’ımdandır.’ Sana.
Kayguyu sildiğim günden yolumda toz kalmadı, suyumda buz kalmadı. Ne
derlerse desinler, huyumda YUNUS’un güzelliğini görsünler.
12 Sebep denilen olayın seyrine gelen her yolcu,
durduğu yeri han bilir, hancı ile aldığını yolunda bulur. ALLAH’ım
RAZI olsun. Soyluya tarif ettiğin yolda soysuzu görürsen, sen selam ver;
alırsa alır, almazsa dağılır. Bağladığın düğümü çözenden
olsa, gönlüne sevgi dolsa; ‘ALLAH’ım.’ diyecek, meyveyi ermiş yiyecek. Ne
ağacı bilir, ne kökünü bulur. Kaygu da neyin? DOST KAPISI’na niyaz
dileyin. YA RABB’i, sevginin ekildiği yerde, harmanın döküldüğü
günde. ‘Hancı yolcu bilmeyene, yol göster.’ diyene. Bilse bilmese, önce kendi
çevresinde dönecek, sonra kendinden kendine yanacak, eşini güzelde
görecek, dilese dilemese seyrin dışında kalacak. Kapısız yapıya talip
oldu, gölgeyi dilemeden aldı. Hayrına niyazda olalım, her sofrada içtiği
suya yedi AYET-EL KÜRSİ okuyalım. DOST YAPISI DOST KAPISI’nı açar, dileyen
eşikten geçer. Dilenen, dağılmadan toplanacak; sevginde gelişen,
adı ile anılacak. ‘Yaprak suyu iç.’ dedik, eylemde düzeni verir.
13 YUNUS söze geldi de, düzen dedi durdu da, LOKMAN’a
yaprağı sordu: “Üç öğün üç bardak, her gün yirmi bir yaprak”
14 “Duyan bilir, arayan bulur, her konu sevgi
ile oluşur. Yonca yaprağı yesin, çevrede olana gülsün.” dedi, SARI
ANA oğulcuğu selamladı. “ Eline alsın yesin. Sen de ye. Demet alsın
ele, desin ‘Geldim güzele.’ Doğana selam olsun, gönülde oluşan
seyrini versin” dedi, SARI ANA selamladı.
15 “Bekle gör. Sulara baktığında,
ocağını yaktığında, ‘ALLAH’ım.’ de niyaza dur; gönlüne bahar
gelmeden, bahçende olanı gör” dedi, YUNUS’um DOST sofrasında gerçek aşı
müjdeledi. “ Örtüyü örttüğün, sırtına gerçek yükü vurduğun günde;
elinden tuttuğumuzu bilirsin, sevgin ile güzelliği görürsün” dedi,
YUNUS’um selamladı.
16 “Nokta koysam mendile, yağı koysan
mendile; gün ışığı belirlidir, güzel denilen gelirlidir” dedi,
MERKEZ’im sözü aldı:
17 “Doğuştan alışırız, her
satırda buluşuruz, olsa olmasa barışırız, alandan satandan
konuşuruz. ALLAH’ım RAZI olsun, her sayfada HAK ADI’na gerçeğe
dönülsün. Denilsin ki; ‘O her yerde vardır, O’nu bilmezsem yapım bana dardır.’
Her söyleşide, ÖZ’den alır, ÖZ’e veririz; ‘Selam.’ der, günden güne
yarışırız; kendi gönlümüzde, cümle ile barışırız” dedi, MERKEZ’im
selamladı.
18 Yosun varsa basma, dal eğilse kesme,
gerçek gelmeyene susma, ne var ki akan su misali taşma, yerden göğe
oluşacak düzene şaşma, yolunda gözün olsun taş gelse de
düşme.
ALLAH’ıma
emanet olunuz.
ALLAH’a
ısmarladık.
LÂİLÂHE
İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH