25 Eylül 1981

MEVLÂNA’yım ben!

1 Yolumuz güzeldir. Geldik verelim, her dileyen kulu ile en güzeli bilelim. Cümlenize selam olsun, her gün gelişen, gölden deryaya akışan halimize sevinelim. 

2 "Geldim selam demeye, GÜL'den seyri vermeye." dedi, YUNUS'um sözü aldı:

3 "Yeniye başladığımız devirde, kendimizi bulduğumuz hakikatin içindeyiz. Düşten sıyrıldık, güçten ayrıldık. Olanı VEREN'den, geleni sevenden saydık." dedi, YUNUS her yaprakta ağacın nefesini buldu. "Bin nefes bir kökten gelişir, bin nefes bir kökten oluşur. Öyle ise tek-tek yaprağa söz gerekmez! 'Sen sarardın düşersin, sen eğildin şaşarsın.' dersen, köküne küfretmiş olursun" dedi, MEVLÂNA’ya sözü devretti.

4 Göğün gidişine değil, verişine bakalım. Her yıldızdan kainatın aldığını bilelim. DOST KAPISI'nda isen, DOST ol! Yapısında isen post kal! 'Gölgeye çekileyim!' diyen, dumana gönül çevirendir. Gelenin haline, bilenin yoluna, olanın sözüne gönül katanlar; kendi bildiğini bilen ile paylaşanlardır. Düzen olduğu gibi güzeldir. Sevindik olana, soyunduk dolana, sildik sebebi, dedik 'VEREN'in dileği kopmak değil.' Düğüm atalım, eskiye yeniyi katalım, her eli tutalım. 'Bırakan?' denilir: Sayfaya nokta koyan, kendinde uyanı arayandır. DOST uyuma gelir uyana değil. 'Ne demek?' dendi: 'Yolumuz uymaz.' dersen, yanılırsın. Çünkü yol senin değil YÜCE'nin yoludur! Sen uyacaksın, uyduracak değil! Sen seveceksin, sevdirecek değil! Sadece bildiğini paylaşacaksın.

5 "Aydın günde NUR görenin, gönülde sevgisini dürenin selamını aldık." dedi, PİR SULTAN ABDAL söze girdi:

6 "Her zerre kuluna, kulluğu için; her zerre kulunda, yolluğu için; zerreler BİR oldukta kulu kendini buldukta, cümle ile BİR'liği için." dedi, PİR SULTAN ABDAL yürüdü. 

7 "Buz üstünde kayma sakın düşersin, buza ayna diye bakma sakın şaşarsın, yoldan yola geçme sakın koşarsın. Olduğun gibi, olduğun yerde kal!" dedi, BEHLÜL söze girdi:

8 "Buzun üstü kaydırır, bilmezsen aydırır. Sözün kısası HAK'tan gelen oyundur, bilesin ki gidiş geliş huyundur." dedi, BEHLÜL yürüdü.

9 "Cama baktım ÖZ değil, cana baktım söz değil, bundan öte saz değil." dedi, YUNUS'um yeniden söze geldi:  

10 " 'Her kapı BİR midir?' denilir: Sorayım; her söz alan PİR midir? Desti veren yoluna, kaynak gören kuluna, 'Derya.' diyen aslına yaklaşandır. Yapıya taş gerekli, kapıya ağaç. Gelmeyi dilediğimiz için değil, EMRİ'ne uyduğumuz için geliriz.

11 Dört görevli alınsın, gönül halinde bulunsun. Dördü birden toplansın. 'Gelmeyi dileyen gelir mi?' denildi: Dördünü alalım, sohbette beraber olalım." dedi, YUNUS'um yürüdü. EYVALLAH! (Neye 'EYVALLAH' dedeciğim?) 'Dört görevli gelsinler' dedik, (Özel sohbet yapılacak galiba?) EYVALLAH! Görevleri verilecek. 'Konuk gelse olur mu? ' diyene sözüm: Görevliye verilecek, cümleye açıklanacak. Elbet gizli yoktur. (Dört görevli kim? Dört ER mi?) Açık dedik. EYVALLAH! MEVLÂNA’dan söz değil, ALİ'den. EYVALLAH!

12 'DOST yapısındayız.' dedik, DOST KAPISI'nda göreve uyalım. 'On birler ile ayrıca toplanalım.' deyiniz, ayrı güne veriniz. 'Yediler ile toplanalım.' deyiniz, ayrı güne veriniz. (Bu hafta içinde mi?) EYVALLAH! Sohbetimiz olacak, görevde her kulu kesin yerini alacak. 'Kulluk zor gelir.' diyen görevden affını ister. Asla! Kulluk ne sana ne bana, sadece ALLAH'ıma! Altılar, kırk birler toplansınlar. (Kendi aralarında mı, yoksa YUVA'da mı?) Sohbet verilecek. YUVA'da. Yanılma yok; On birler, tamamı toplanamaz denmesin, olan katılır. Çağın gelişimi, olayların bölüşümü; sözden değil, mevsim misali gelişende, yaz da kış da vardır. On birler ile yapılan sohbette diğer görevliler verilecek.

13 "Ayran alalım dileyene sunalım." dedi, AYRAN VEREN, yolun düzüne durdu:

14 "Söz veren dize gelsin. Sazı aldı sözü sildi, kayıtta olana değil, şahitte aradı." dedi, selamladı yürüdü.

15 "HAK ADI'nı aldım verdim; HAK ADI'nı gönlüme, dilime serdim." dedi, MERYEM omuzuna el koyan ile, kendinde var olanı gördü, cümlenizi selamladı.

16 "Ayağım çamurludur, ellerim hamurludur; göğe baktım, yağmurludur." dedi, SOMUNCU sözü aldı:

17 " 'Somun alalım, beraber yiyelim.' deyiniz; az aş çok iş ile başınızı eğiniz. Deyiniz ki: 'Lokmamı paylaştım, kulu ile eyleştim, derde düşenin hali ile dertleştim. Az aş çok iş kulunu eğitir, seveni öğütür." dedi, SOMUNCU yürüdü.

18 'Söz.' dedik, açtık; dileyen kulunu seçtik. Dedik ki: 'Gel, yine gel, yine gel!' Zorda değil soruda hiç değil. Sevgi ile bilelim, SEVGİSİ ile olalım. Birbirimizi hatasız aramayalım! Olduğumuz gibi bulalım!

ALLAH'ıma emanet olunuz.

ALLAH'a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH