27 Eylül 1981

(YÜCE ALEM'in çağrısı üzerine Dört ER'in özel toplantısı)

MEVLÂNA’yım ben!

1 Koşu ile gelmeden, kaydı bilip silmeden, her görüleni bilmeden, düzene uyamazsın. Cümlenize selam olsun, kapı size açık kalsın. Kapı YUVA'dır. Her an, her gün, her yıl sizinle kalacağız. Söz açıktır. 'Geldim.' diyecek, sormaya gerek kalmadan sohbeti bulacaksınız. Elbet gerekli gördüğünüz halde.

2 "Söz aldık gözde kaldık, 'ALİ' diye anıldık. Sohbetimiz açık oldu, Dört ER YUVA'nın temeline katıldı. Gidenin değil, gelenin sözü edildi.

3 Dört ER'den h. 'Aldığını genç nesilde vermeye çalış.' denirse de; ayırmadan, her halde olana, dört duvarın ötesinde dahi ver. Gelecek sözü YUVA'ya alma. YUVA'dan gidecek söze izin verme. 'Nasıl?' dediğin: YUVA'da sadece HAK sohbeti yapılır. Genç ihtiyar, zengin fakir, sağlıklı sağlıksız, huylu huysuz olabilir, olduğu gibi kalabilir. Olduğu gibi olduğu halde kalsa da, sadece verilen sendendir, alacak HAK'tan. Koruyucu olasın. RESULÜ'nün ahlak prensibini uygulayasın.

4 Dört ER'den t. Gerçek sana açıktır. Sert gelse de görevin, YUVA'nın temelini korumak. İçten dıştan, yerden gökten aldığın, aldıkça gönlüne kattığın gayretin, sayfa-sayfa açılsın. Gerçeği batıya ilet. Doğuya iletecek olana yardımcı ol. ('Doğuya iletecek olan' kimdir?) Vereceğiz. Her dilediğin vakitte gelecek, danışacaksın. (YUVA'ya mı dedeciğim?) EYVALLAH. Her dilenen günde YUVA'mız 'Dört ER'e açıktır, çünkü görev zorludur. (YUVA görevlilerin görevi, ömürlerinin sonuna kadar mı devam edecek?) Ölümden sonra dahi.

5 'Altın almadık' diyenin yanında ALİ olduğunu biliniz. (Altın almaktan murat nedir?) Altın manayı, gümüş maddeyi verir. (Sohbetten bekledik de bulamadık onun için mi?) 'Yeterli değilim.' dersiniz. ALLAH'ım yeterli olanı bilir. Kul sadece kendini ne kadar bilirse bilsin yetersiz bulur. Kulun ölçüsü odur. 'Bilirim.' diyen, hiç bir şey bilmiyendir. Anahtar vereceğiz. Her sohbette sır geleni çözenden olacaksınız. (Cuma günkü sohbetlerde mi, özel sohbetlerde mi?) Her sohbette. ('Sır geleni' sizler mi yoksa bizler mi canlara açıklayacağız?) ALLAH'ım gizli SIRRI'nı gizlediğinden değil, bilmeyenin görmediğindendir. RESULÜ'ne açılan, ALİ'ye de açıldı. Ondan aldığınız, yani, şu anda verenden. (HAZRETİ ALİ) EYVALLAH.

6 z'ye verdiğimiz, doğuya dek gidecek. Konuk olsa, yerini doldurup söyleyecek. YUVA'da sözünü gönlünce açacak. 

7 Temelde oluşan, dört duvarda çalışan 'Dört ER'den her birine s (s) yerini bildirecek. (Biraz daha açıklamanız mümkün mü?) s. kendi yerini kendi bilecek. Sır.

8 Komşu ile temel açılırsa, duvar ile örtülür. (Bu cümleyi biraz daha açar mısınız?) Gölgeyi alanlar, bölmeyi bulanlar. Her temel, atanın gayesine hizmettedir. 'Benden gelen.' denilene söz edilmez. Her temel, sahibine aittir. Dergah temeli attı isek, dergahtır, meyhane temeli atıldı ise meyhanedir. Birbirine konuk olmaz. Çünkü, gaye asla uymaz. (s'nin görevini mi yoksa, 'Dört ER'in görevini mi veriyorsunuz?) Dört ER'in görevidir. ('Yerinde konuşun, ilgisiz kişiler yanında konuşmayın. Sözünüzü yersiz söylemeyin demek istiyorlar' diye t yorumlar) Dört ER'in sözünde değil hata. Hataya düşerse, yandaki temelden bilmiyen geçerse, görevimiz korumaktır. (z: YUVA'da sözünü gönlünce açacaktan kasıt ne dedeciğim?) Günün konusu açıktır. Verdiğiniz her an oluşur. Tecelli, günde ve günden sonra devamlı olacaktır. (Gün bu gün mü?) Daha önce verdik. (s: 'Ben yerimi aldıktan sonra mı bana görevimi tebliğ edeceksiniz?) Yerini aldın. (s: 'Şu andan içimden geçen mi?) EYVALLAH.

9 'Gayret.' dedik, sözü sayfadan çıkardık, tezgahta sergiledik. Bağda gezene göz atasınız. Her salkımı gözünüz gibi koruyasınız. ('Salkım'dan murat, canlar mı?) Canlar, verilen satırlar. Bilgilerle dolan canlar, elbet birer salkımdır; emanetinizdedirler. (Sırlanmaya yardımcı mı olacağız?) 'Gerçeği bileceksin.' dedik ya. (h.t: 'Bana, kaleye gelsin soyunsun bilsin, demiştiniz. Bundan murat nedir?' Sohbette bulunanlar, özetle bunun 'ER'liğe soyunmak' anlamına geldiğini yorumlarlar) EYVALLAH. Her kale, kendi ER'ini donatır. Değişen fistandan soyun, gelişen fistanı giyin. Onun için 'Soyun.' dedik. (Fistandan kasıt, önceki fikirler mi?) Gelişen, verdiğimiz ile oluşandır. (Kale YUVA mı?) EYVALLAH. YUVA'mız sizlerindir; ALLAH'ımın EMRİ'nde. ALİ'nin dizinde, RESULÜ'nün sözünde, ERENLER'in gözünde. Dayandığınız kadar güç alırsınız.

10 Kapı her dilenen günde açıktır. (Dört ER toplu olarak mı gelsin, tek-tek mi gelsin?) Dilendiği gibi. (Belli olan stratejideki taktikleri öğrenmek, uygulamadaki aksaklıkları gidermek, oluşabilecek sorunların çözümlerinde YÜCE ALEM'in yardımını dilemek için YUVA'ya gelip danışacağız.' diye DÖRT ER yorum yapar) EYVALLAH. Kundak açıldı artık. Gelişen yetişen var, sanılmasın gönüller dar. Yeni, ayağınızdadır." dedi, ALİ, yürüdü; selama sizler ile durdu.

MEVLÂNA'yım!

11 Yerden göğü oluşturan, cümlemizi buluşturan ALLAH'ıma şükürler olsun. Sorulacak soru, satıra gelsin (YUVA canlarına görevlerimizi siz mi açıklayacaksınız, biz mi?) Cuma sohbetinde açılacak, her kulu görevliyi bilecek. (Her kulu bilecekten kasıt nedir?) Açık. Kainat kuluna hizmette. Elbet her zerre dahi bilecek. ALLAH'ım YARDIMCI'nız olsun. (t: 'Zaten şu anda tüm zerreler biliyor. Bu bilgiyi, halin ile vereceksin')

12 (Yıllar öncesinden MERYEM ANA'nın mezarı ve Türkiye'de çıkarılacak petrolün haberlerini YÜCE ALEM bize YUVA kanalı ile bildirmişti. Bu gün bu tarihte, henüz bir sonuca ulaşılmadı. YUVA canlarından bazıları özellikle bu iki konuda bizi sonuca götürecek bilgilerin neden hala verilmediğini, daha sonra bizlere ihsan edilecek bu güzelliklerin haberlerini neden çok önceden verdiklerini, YÜCE ALEM'in bu tutumunu merak etmektedirler. Bu konuda bizleri aydınlatır mısınız?) 

13 Yardımcı gelen verir, her yolda kulu görür. Verdiğimiz gerçektir. Notlar açıktır. Mezar da belirli, petrol de. Ne var ki, günü gelmeyen asla çözülmez. Petrolün çıktığı halde, bilen bilmiyen tapınan olur, gerçekten uzak kalır. Veren gittiği halde bulunan olur, verilen notta kalır. Elbet kapalı geldi. Petrol bu gün açılsa, dilendiğinden öteye verir. Ne var ki; açık kanıt isteyenler, tapıcı olur, bilmediği onu boğar. ALLAH'ım her kuluna kendini bildirmekten aciz değildir. Manayı dileyen açık görür, maddeyi gerçek ile çözer. İspata asla yönelmeyin. (Bir tebliğde mealen 'ALLAH'ı ispata kalkmak yobazlıktır.' demiştiniz) EYVALLAH. Manayı dilesin, maddede gerçeği görsün. (Düşündüğüm kişi mi?) EYVALLAH. Her halde ispat isteyen her kul için. ALLAH'ıma emanet olunuz.

ALLAH'a ısmarladık.

14 Ona de ki: 'Biz, O'na yöneldik, açık alırız. Yönelmeden, bulamazsın.' Miyyar sende bende değil. Bilmese de bilecek, günü geldiğinde yönelecek.

ALLAH'ıma emanet olunuz.

ALLAH'a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH