6 Kasım 1981

MEVLÂNA’yım ben!

1 Gönüller açtı bu gün, çiçeği seçti bu gün. Gölgeyi sildi geldi, kendini kendinde buldu; ak saçta ömrü gördü, ak sakalda teri sildi. YUNUS ile beraber oldu, "TABDUK." dedi söze geldi:

2 "Elma ağacı dikildi, dibinden otlar söküldü, dalına boncuk takıldı. Nazara gelmesin, kökünden kurumasın diye. 'ELHAMDÜLİLLAH!' dedik, lokmayı yedik, ağızı mendil ile sildik. Sofra cümleye açıktır; gelsin görsün tatlı aşı yesin diye. Kazanlar kurulur, yiyenlerden sorulur: 'Tatlı aşa gelir misin, toprağa düşene niyaza durur musun?' 'EYVALLAH!' dediler, cümlesi halkayı kurdular." dedi, TABDUK yürüdü. (Elma ağacından murat nedir?) Meyvenin düşeni değil; verdikçe taşanı, yedikçe eşeni. Eşmekten maksat; BİR'liğe düşmek, düzeni kurmak. DOST HALİ'ni anlatırsan, elmaya benzet.

3 Kovuk; dağda ararsan yapıyı tararsın kendini yorarsın. Açılan her söz yorumda yerini alır, sohbetimiz düzeninde kalır. CAN ile CANAN'da BİR'lik sohbetle oluşur. Her kulu gönülden sohbette buluşur; yorum dileyenlerle dilendiğinde olur. Gerçek yönde gerçek gündeyiz! Düzeni AMİR'den aldık, sohbeti öylece kurduk. 'Kapıya kilit vurayım.' denmesin, pişmeden aş yenmesin. Kilit de halit de bizdedir. (Halit nedir?) Gözden sözden verdik, bin defa yerden göğe dedik: 'Binbir.' diyen, halitte sözü silendir; gerçeğin elde oluşudur, YUVA'da her dileyenin buluşudur. Kapılarda değil, tek kapıdayız! Yapılardan değil, tek yapıdan alırız veririz; el ele oluruz, şartı değil yerinde geleni buluruz. ALLAH'ımdan gelen her söz ÖZ'dedir; aslını silemezsin, sildiğin gün kendini bulamazsın, 'OL!' dediği yerde duramazsın. Onun için verdiğimiz her sözde satır-satır dokuyan oluruz, 'Olunuz!' diye sizlere veririz. 'Kement atalım, alalım gelelim.' denilende, gayreti, yerini arayana verelim. Az buğday bol su, şekeri aşı karıştıralım, her kulunu vergiye alıştıralım. Birlikte kazanı kaynatalım, yeteri kadar dileyene dağıtalım. Alalım verelim, sergimizi görelim.

4 "Az aş çok iş, dilendiğince diş, beklendiğince düş." dedi, YUNUS'um söze aş ile girdi:  

5 "Daha önce dedik: 'Toplu niyaz yerinde oluşur, kulunda gelişen hal cümle ile buluşur. 'Az aş diş ile, birbirine kavuşur düş ile. Asılda hakikat düştedir AŞK ile dolu isen. 'Nerden, niye?' denildi: Hizmette hayır vardır, BİR'likte gürlük. 'Daha önce verilmedi.' denilir: Her sohbette paylaşılan söylenir. Yazıya aldık, satır-satır verdik, konuk olup gelene 'EYVALLAH!' dedik. Oluşa örnek veren, ahlakta kendini bulan, 'RESULÜ'yüm!' dedikte şahitsiz inandıran. 'ALLAH'ım; SEN'den  geldik, SEN'inle olduk, SEN'den geleni bulduk.' dediğimizde, RESULÜ'ne uymuş oluruz, gaflette kaldı isek uyanmış oluruz." dedi, YUNUS'um yürüdü.

6 " 'ALİ!' dedim geldim söze, toprak gördüm sordum size: Ekip biçmeyecek misiniz, buğdayı seçmeyecek misiniz? Sular akar sana bana, kullar bakar ona buna. 'Gel!' dedik aldık sizi, 'Ver!' dedik gördük sizi, RESULÜ ile selamladık sizi. ALLAH'ım; SEN'den SANA diledik, SENİ SEN'den bekledik, SENİ beni gönüllere ekledik; beraber oluştuk, HUZURUN'da buluştuk, EMİRLERİ’ni ilettik. Alanlar mutluluğa, kalanlar karanlığa talip olurlar! 'Karanlık' sözünde olay değil, gerçek oluş vardır! Kulun kendi karanlığı.

7 Ayna cümleye açıktır. Mana yorumu her kulun kendindedir! 'Almayı diledim.' diyene dola-dola veririz, kulu kulda görürüz. Günden sonra her kul sadece kendini yargılasın! Dilediği kadar kendini sorgulasın! Desin ki: 'Ben O'ndan geldim O'nda bulacağım; öyle ise hatayı kendimde bileceğim!' Konuya girdiğimde yargı ile başladım, sorguyu sizlere bıraktım. Elbet görev alan kulları, sorumluluklarından dolayı çok ağır olmalılar. Ağırlıktan maksat; bilgide, görgüde, uyguda. Bu halleri kendilerine mal ettikleri günde, hafiflediklerini görecekler. Diyecekler ki: 'Ağırlık verilenlerden dolayı değil, uyulmamaktan dolayı imiş.' Uygulanmayan her hal, kula zor gelir, hal edindikçe kendini bulur." dedi, ALİ niyaza el açılmasını diledi cümle şehitler için. (YUVA'da bulunan canlar topluca dua ve niyaz ederler.) "Cümlenize ALLAH'ımın RAHMETİ yağsın! Bütün şehitlerin niyazı sizler ile olsun!" dedi, ALİ yürüdü.

8 Gelelim gülelim, cümlede oluşan hali görelim, kayguya düşenlere 'Selam!' diyelim. 'ALİ'den sözü aldık, söz ile dayak yedik.' denilir. Yol, kulunun halini gösterir. Her adımınızdan sorumlusunuz, çünkü bilendensiniz. Kayguyu siliniz. 'Dayak.' deseniz bile, sevince düşünüz. (Dört ER'e mi?) Cümleye. Dayak, 'destek' manasınadır, 'dövme' değil. Bana verdi, söze geldi: "Kaygularını silsinler, hal ile bulsunlar." diye selamladı.

Resim Verilir:

9 "Solan çiçek bizde kalmaz, arayan kulu sözden çıkmaz." dedi, HAMZA yerini verdi, resmini çizdirdi. HAZRETİ HAMZA (f'ye armağan mı?) EYVALLAH! Cümlenize selam olsun. Dualar sizlerde kalsın, sizlerden dileyenleri bulsun.

ALLAH'ıma emanet olunuz.

ALLAH'a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH