25 Kasım 1981
MEVLÂNA’yım ben!
1 Kuyudan ses almadık, güzeli soydan bilmedik, olaylara hiç
gülmedik, giden ile gelene, 'Yaprağı yırt!' demedik. Gönüller açık olsun,
'Yolum.' diyen her kulu uysun. Görevin adı değil yapısıdır önemli olan.
2 'HAY!' diyen yola gelsin, 'Huy.' diyen kendini bilsin.
Kaydı silenden açık bilen sorulur, kendinden kendine olaylar yorulur. 'Gel!'
diyenden ALLAH'ım RAZI olsun. Çağırana HAK ADI'na uyulsun, denilsin ki:
'Bileceğiz, bilenle olacağız. YUVAMIZ’dan aldık, bildiğimizi
cümleye vereceğiz.' Verişte biliş var ise değerini bulur;
çağıran 'HAK ADI'na!' diyor ise, tereddütsüz uyulur. Elbet yolun tozu
vardır bilmekte isen, yolunu açarsın silmekte isen, dileyenle geçersin görmekte
isen. Her isimde uyum vardır. Dileyendendir, uymazsa bekleyendendir.
3 Soru: Bekleyen ne
olacak?
Yanıt: Gelecek
çağrıya uyar, daha geç varır. Bir arabayı kaçırırsan, gelecek arabayı
beklersin.
4 Soru: Yani gidecek
olan, geride kalanı beklemez mi diyorsunuz?
Yanıt: EYVALLAH!
5 Soru: Çalışmalar
gizli mi olsun?
Yanıt: Daha önce dedik:
'Ayaktayız, ayakta olunuz!' Gelmek açık ise, bilmek de açıktır, sevmek de
açıktır. Her yerde her gün yerini gösterir olacak.
6 Soru: Listeyi
açıklıyayım mı?
Yanıt: Elbet.
7 Soru: Haftada bir mi
çalışılacak, her gün mü?
Yanıt: Her an.
8 Soru: Arkadaşlara
ne söyleyeyim?
Yanıt: En güzel söz:
'Çağrıya uyalım!' Bildi isek, seni beni silelim! Hasta ise derdine
şifa diyelim, yorgun ise işine yardımcı olalım. O'na insan
olduğumuzu, kulluk yaptığımızı söyleyelim! Ne altın ne gümüş
vermez kula hazzı, eğer bildi isen HAK'tan gelen SÖZÜ, gönülden sildi isen
yası, belki göreceksin ömründe yazı. Yaz, sıcak. Olgun meyve yenilir, 'Verdi
ALLAH!' denilir, olgun sözü diyene neden 'şaşkın.' denilir?
9 Soru: s.b'nin gurubunda isim yok. Diğer üç kişi kim?
Yanıt: Beklenen gün
geldikte verilir, s'ye çalışacağı kişiler sorulur.
10 Soru: Yani isimleri
verilen üç görevli ile çalışıp çalışmayacağı s'ye sorulacak öyle
mi?
Yanıt: EYVALLAH!
11 Soru: 1 Ekim 1981
tarihli ve 41 dağıtıcı ile ilgili tebliğde, 'Dört yıl, dört ay, dört
gün bekledik. 'YA ALLAH!' diyelim, bir ağızdan göreve adım atalım.'
denilmekte. 'Dört yıl, dört ay, dört gün' benim göreve başlayıp görevi
devraldığım tarih mi?
Yanıt: EYVALLAH! Almaya
başladığın gün, vereceğin günü söyledik.
12 Soru: Olacak olayı
açıklamak gerekli mi?
Yanıt: Olaylardan
yoruma geçilmesin! Yerden göğe olacak, gökten yere yağacak. Sen
vereceksin ki, gelecek rahmeti göresin. Ocağı yakmadan suyunu kaynatmadan,
buharını veremezsin, RAHMETİ'ne eremezsin.
13 Soru: Yani, görevliler
görevi aldıktan, hizmete girdikten sonra mı?
Yanıt: Elbet.
14 Soru: Kimse
olacağı önemsemiyor, daha açık konuşulmuyor. Siz söyleyin.
Yanıt: Oyun değil,
gerçeğe uyalım! Ocağı kurdu isek hepimiz görevimizi bilelim, verilene
uyalım, ondan sonra olacakları bekliyelim. 'Hazırız!'
deyiniz, hazırlığa giriniz. Tarih kendini verir. Aynaya bakalım. Bakan her
kulu, kendini görür.
15 Soru:
'Öğrendiklerini gizliyorsun, tebliğlerin iç satırlarını nasıl
okuyorsan bize de öğret.' diyorlar. Ne yapayım?
Yanıt: Öğreti
olmaz, iğreti kalmaz.
16 Soru: Kendi
kendilerine mi öğrenecekler?
Yanıt: EYVALLAH!
Öğrenen uyar, öğrenmezse duyar. Daha önce dedik: 'Arabayı kaçıran
gelecek arabayı bekler.'
17 (İstanbul'da bir
mimar, Türkoloji üzerindeki çalışmalarının derlenmesi için yardımcı
aramaktadır. f.t ile bağlantı kurmuştur. Bu işin oluru hakkında
k.t gönülden soru sorar)
Yanıt: Sorduğun
her soruda açık gerçek görülür. Sevgide uyandan yapısını silenden sayılır.
Evet, karşımızda olana dedim. Olmaya gelelim, sormaya değil! Konuya
girelim, sermeyi bilelim. ALLAH'ıma emanet olunuz. ALLAH'a ısmarladık.
18 Soru: Son bir soru
daha rica edebilir miyim? Olacak olayın tarihini verecek misiniz?
Yanıt: Gelende açıklık
sergide alır, sergide kendi kendine olur.
ALLAH'a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH