18 Aralık 1981
(Şamanizm,
Budizm, İslamiyet sentezi tasavvufu oluşturur mu? Bu sentez, Yeni
Çağ'ın inanç sentezini mi oluşturacaktır? Zamanlarında çeşitli
din akımlarını benimseyen Türk boyları, neden Şamanlığın yanı sıra
yeni dinlere 'Evet' diyorlardı? Batı Asya'ya göçen ve de İslamiyet ile
karşılaşan bu Türk boylarına, İslamiyet nasıl oldu da
Şamanlığı unutturdu? Yoksa unutulmadı da, Şamanlık
İslamiyet ile yoğruldu mu?)
MEVLÂNA’yım ben!
1 Yolun gittiği yerde, sözün bittiği günde,
gönüllerin yettiği yönde, anılan güzel vardır.
2 "Giydiğim haldir, bildiğim yoldur,
sevdiğim kuldur. Geldim demeye, cümle ile sohbet aşı yemeye."
dedi, YUNUS'um sözü aldı:
3 "Kapı-kapı dolaştım, her kul ile
halleştim, dilenen yerde yerleştim. Ocağa odun atalım, sıcakta
gönülleri ısıtalım. 'Aldım verdim.' diyerek, bilgimizi satalım. Saydığım
kapıya, tuğla koyduğum her yapıya döndüm baktım. Binaya gelenden,
kendini bilenden, yapı değil girdiği kapı sorulur, öylece niyeti
yorulur. Benden değil, sendendir." dedi, YUNUS'um yürüdü.
4 İnandığım kadar bilgeyim, sevildiğim kadar
haldeyim, yerden gökten aldıysam, ne sende ne bende sadece O'ndayım. Güçlük,
yoldan değil, kuldan gelir!
Dinlerden söylenen hal ile eylenen, bundan şundan sıyrılıp sadece yaratılmış
olmanın kutluluğunu bilmektir. Bağda aradığını dal verir, kulda
aradığını hal verir. Öyleyse ne olursan ol, kiminle kalırsan kal, yeter ki
YARATAN'ı yarattıkları ile bil!
5 Saymayı dilediğin yollar, sergiden
kalkmaz, 'Küçük büyük.' demezsen, gönüller kırılmaz. Kulunun başı,
ALLAH'ımdan başka hiç bir varlığa eğilmez! BİR'den geldik,
BİR'e döneceğiz, ne var ki, yarattığı her hali 'O'ndan!' diye
göreceğiz.
6 'Gel!' dediysem cümleye, gönül varlığına
düştüm, 'Kal!' dediysem cümleye, adım benliğini sildim, 'Hal!'
dediysem cümleye, toprak olalım, var olanı hem görelim besleyene el verelim,
süsleyene dil verelim, cümlesini gönlümüz ile saralım diye, el ele
BİR'liğe, gönül ile varlığa katılalım.
7 DOST bilendir, DOST bileni görendir, DOST ne
dinde ayrıya, ne imanda tartıya düşer, DOST ne de bilenle bilmeyene
şaşar. Her kulunu 'BİR!' dedik, BİR'likte güzeli verdik,
her sayfada adım-adım gösterdik. 'Alacağın HAK'tandır!' diye cümle ile
halleştik. ALLAH'ım cümlenizden RAZI olsun. Her görevli kendini, O'nun hizmetinde
bilsin! Hizmetimiz HAKK'adır, aldığımız HAK'tan!
8 Güzellik olana uymadadır, geleni bilmededir.
Soydan saydığın, düzenden 'Uymaz.' dediğin, ALLAH'ımın
EMRİ'ndendir. Dilediği düzende (HAKK'ın
düzeninde mi?) -EYVALLAH!- kapıyı açar, yapıyı seçer, kul dilese
dilemese sadece yazılana uyar. Eli elden bırakmayalım. Suyu aktığı yerden
alan ile DOST KAPISI'na söz etmeyelim. (Suyun
aktığı yer, YUVA mıdır?) EYVALLAH! Kar yağsa düzen verir,
toprak ise çamur olur, ne var ki, toprağın düzü düzeni gelir. 'Zarar.'
denilen her zerre, kaybolur. Ne kardan ne buzdan şikayetçi olmayalım.
Verdi ise hoşnut kalmasak da 'ALLAH’ım güzeli bilir!' diyelim, meyveyi
olmuş yiyelim.
9 Gelen gidene söz edilmez, satırlar
bittiği yerden yeniden başlamaz! Defterimiz tektir, aldığımızdan
bıraktığımız güne kadar. Yönümüz tektir, 'ALLAH'ım!' dediğimiz gün.
O'nun için O'na hizmetteyiz, 'Kuluyuz!' dediğimizde. O'nu yarattıkları ile
bildiğimizde, her kuluna muhabbet ile güldüğümüzde, hali ne olursa
olsun hoş gördüğümüzde. 'Kuluyuz!' deriz. Suyun aktığı yerde
asla şikayet gelmez. Gönlünü yıkamış isen, azdan çoktan
sıyrılmış isen, benliğinden ayrılmış isen.
ALLAH'ıma emanet olunuz.
ALLAH'a ısmarladık
10 Ona de ki: 'İslam; O'ndan, O'na, O!'
diyendendir.' Nerde olursa olsun, olduğu yerde kendini bulsun. 'Tasavvuf';
bilmeyi değil, bulmayı gösterir! Bilen değil, bulandır kayıtta kalan.
Amaç, aracı tayin eder! DOST hangi araçla geleceğini değil, amacını
özde arar! Eylem, kişilerin tasavvuru ise başarılı olur, kişinin
tasarrufunda ise iflas eder! O'nun için BİRLİK, yönünüzü açar, toplu
niyaz ile dilenen günü seçer. 'Dilenen gün nedir?' denildi: 'ALLAH! ALLAH!'
dediğimiz, O'na kavuşmayı dilediğimiz gündür. (Göçme günü mü, ölmeden ölmek günü mü?) EYVALLAH!
(Neye EYVALLAH? Bir can ekler: 'O'nu
bulmaya EYVALLAH.') Bulmak, gönüllerin niyazıdır. ALLAH'ım
niyazımızı alır, cümlenizde YAZDIĞI'na uyulan hali görür.
ALLAH'a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH