25 Aralık 1981
MEVLÂNA’yım ben!
1 Konuk geldik dünyaya, tahtı kurduk Konya'ya. Aldık verdik
gözü açtık, bildiğimizi kainata serdik. Taht dedikte, gönül tahtına isim
verdik, her ağacın gölgesine postu serdik. Her olan, varlığa dolan
kulunu sardık. 'Yaprak olsak gölgeyi versek.' dediler, her mevsimde soluğa
geldiler.
2 "Kapı-kapı dolaştım, taşlı topraklı yol
aştım, dilenen hale öyle ulaştım. Balık elde duramaz, balıkçı
DOST'tan ayrı kalamaz." dedi, YUNUS'um sözü aldı:
3 "Daldım gölün dibine, dedim kulun kalbine 'AŞK
odunu yakasın, cümlesine öylece bakasın.' Attım elden odunu, çektim kuldan
sorgumu. 'Gelsem gelmesem.' dedi, sorguya sergi kurdu. Benden senden bilelim,
'Bizim!' dedikte bulalım.
4 El açık ise kapı ararsın, gönül açık ise DOST'u sorarsın.
Önce her olayı tararsın. Günler vermezse aylara dönersin, aylar yetmezse
yıllarla kanarsın. (Yıllar
da yetmezse ne olacak o zaman?) Gönül yapısına, AŞIK kapısına
bakar. Her kulu aradığı yönde, dilediği çiçeği yakasına takar.
Ayların yılların yettirmediğini, sonsuzluk getirir." dedi, YUNUS'um
sözü KAYGUSUZ'a verdi:
5 "Toprak ekilesiye, ekin biçilesiye, kul-kul
ile ölçülesiye değerlendirilir kul gözünde. Ekilmeyecek toprak taranmaz,
ekilmeyen ekin biçilmez. Değersiz olan toprak mıdır ekilmedi diye?
6 Her kulu BİR'dir, BİR'liği
bilirse, her kulu ER'dir körlüğü silerse. Anda ERLİK’i bulursun O'nun
ile O'nda kalırsın. Yeter ki kulu kul ile ölçme, kendini uymayan fistan ile
biçme! Toprağı çamur gördü isen, içinden geçme, ne var ki dönüp 'Çamur!'
diye tükürme! O da senden, sen de ondan. Kuluna ettiğin her söz senin
ÖZ'ündür, göçtüğün günde elinde kozundur." dedi, KAYGUSUZ salına-salına
yürüdü.
7 "Meleklerin varlığı kulda siler
darlığı, dileyelim açsınlar perdeyi silelim körlüğü. Elin kadar
yakın, dilin kadar uzaktır." dedi, OMAR sözü aldı:
8 "Her taht cümlenin bahtını gizler, her
kul kendini hali ile besler, bilen bilmeyen olmayan kayguyu gözler. 'Olmayan
kaygu nedir?' denildi: ALLAH'ım her kuluna gözlediği defterini verir, ne
var ki kul özlediğini diler, kaygu böylece başlar. (Bu nefisten midir?) EYVALLAH! (Bu kaygu 'O gün' adlı kaygu mu?) Komşu
komşusu ile hemhal ise, her komşu mahallesi ile hemhal ise, her
mahalle obası ile hemhal ise, kaygu cümlesi arasında paylaşılır, ufalır-ufalır,
kaybolur." dedi, getirdiği selamları cümlenize iletti YEMEN'den.
" 'Altın tastan su içmezsek, toprak tastan içeriz suyumuzu. Tadı değil
adı değişir.' dediler, sizleri de elde olan ile su içmeye
çağırdılar. (YEMEN'dekiler mi?)
EYVALLAH! 'Elde olan nedir?' denildi. Önemli olan kabın değeri değil,
akan suyun geliridir. 'Açan çiçek solmayacak, içen kulu kalmayacak, az gelse
'Daha!' dense, dolan bardak boşalmayacak.' dediler, cümlenize akışı
müjdelediler." dedi, OMAR selamladı yürüdü.
9 Olduk yolumuz bulduk, bildik 'Halimiz.'
dedik, gördük RABB'imize sığındık, SELAMI'na yokluğu sildik. Konuk
gelene sözüm: Kum yolunu aşarız, kulu ile koşarız;
EMİRLERİ'ni aldık, RABB'imiz ile 'Aşılamaz!' denilen
dağları geçeriz. EMRİ'ne uymazsak, elbet şaşarız, düz yolda
düşeriz. Alacağım vereceğim. 'Ne demek?' denildi: Geçici
gelmedik, hiç bir kulun sorusunu silmedik, kulu kulu
ile bölmedik. Aldığımız, sizlerde gördüğümüzdür, verdiğimiz
HAK'tan gelen EMİRLER'dir. 'Oyun değil!' dedik, daha önce verdik,
bilmece olanı sildik.
10 Yazı ile gelene selamını getirdik. Gölgeyi
sildiği gün, kapıya geldiği gün (Bir can içinden sorar) Değil.- HAK KAPISI'na
geldiği gün, ona selamı verdik, 'KAYGUSUZ ABDAL' dedik. (b'nin ULU'su) EYVALLAH!
11 "Çöpten ayır üzümü, gölden sıyır gözünü, HAK'tan
verdim sözümü, cümle ile özünü 'Emanet ALLAH'ıma!' dedim, her kulunu
selamladım." dedi, HACI BEKTAŞ söze geldi:
12 "Bağladığım düğümde
HAKK'ın MURADI vardır, kulu sözünü alsa kaldırması zordur. (Kimin sözünü alsa?) 'Bu gün,
yarın.' demeden HAK MURADI’nı göreceksin, 'Şükür ALLAH'ım!' diyeceksin,
'Yetmezse?' dersen, ağır yükü alacaksın. 'Yetmezse?' demiyelim! Az bulduk
ÖZ'den olduk, 'Kal!' dediği yerde kaldık.
13 Onur O'ndan gelenden değil, O'nun ile
olandan bilinmelidir. Onurlanmak; kulluğun şanıdır kulu olduğun
halde, Şeytan'ındır verdiği ile dolduğun halde. Olacaksın
dolmayacaksın, geleceksin kalmayacaksın, seveceksin TEKLİK’e cümle ile
dönüşeceksin, kainat ile bilişeceksin öylece kulluk onuru ile
toprakta kendine taht kuracaksın. (Ana kayıttan
almak için mi?) Gelenlere onur belgeni bırakmak için. Senden
sonra gelene elbet." dedi, BEKTAŞ yürüdü.
14 Adım-adım yürüdük, her rengine büründük,
AŞKI ile sarındık. Cümlenize selam olsun, sevgilerimiz sizlerde, sizlerle
cümlede kalsın.
ALLAH'a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH