26 Mart 1982
MEVLÂNA’yım ben!
1 Kuşak belde, söz dilde, kul halde sefere gider,
gidişte gönülde olanı güder. Cümlenize selam olsun, suyun akışına her
kulu katılsın.
2 “Dalda yaprağı gördüm, ‘Kimine ipek verir.’ dedim;
çiçeği gördüm, ‘Kimine bal verir, gün geçtikte meyve olur, yiyen de
seyreden de sevgisini bulur.’ dedim” diyerek, sazı elde bilerek YUNUS’um daldı
geldi, her gülene sordu bildi:
3 “Geçit veren ormanda çeşit ararsan, yolunu uzatırsın.
Doldu bardak alasın, ‘Ayran içtim’ diyesin, alana verene ‘YUNUS’tan geldi,
YUNUS’ta bitti’ demeden niyaza durasın. Doluyu almazsan boşu görmezsin,
kapıyı bulmazsan meydana gelmezsin. Geldi isen, gönlündeki şüpheyi sil.”
dedi, YUNUS’um sözü HAMZA DOST’a verdi:
4 “ ‘Ayran’ diyerek geldi, YUNUS sözünü öyle verdi. Gözden
ayrı kalmayalım, sözde eğri bulmayalım, yola çıktık durmayalım.” dedi,
HAMZA DOST getirdiği selamını cümlenize iletti.
5 Her kul birliği arar, ER kul cümleyi
tarar. ‘Olsun olmasın’ demiyelim, HAK’tan aldığımızı bilelim. Her sözü
aldığımız gibi hazmedelim, ‘Cümleye vereceğiz’ diye azmedelim.
Gönülde erlik varsa, dağılanı arar, konuları tarar, birliği
erliği halinde kurar.
6 “ ‘Gel alalım’ dedim de, ‘Yolu taşlı’
dediler. ‘Ayıklayalım’ dedim, yorulandan söz ettiler. Konuk değiliz.
Aldığımız kadar bildik.” dedi, PİR SULTAN ABDAL söze girdi:
7 “Destek olsam sözüne, ayna tutsam yüzüne, ‘Güzel’
desem gözüne, dediğimden değil, eylediğinden olursun, ne
eylersen onu bulursun. Kandil yaktım konuya baktım. DOST halden bilendir, DOST
yolu bildirendir, DOST halinde kalanı güldürendir. Ne var ki, DOST’a DOST olmak
gereklidir.” dedi, PİR SULTAN ABDAL yürüdü.
8 ‘Kapı kapalı.’ derlerse inanma. Senin kapını
sen bilirsin. Gönül HAKK’a açıktır her kulunda. O’ndan O’nu bilelim, O’nda O’nu
görelim. Diyelim ki: ‘Her zerre O’ndandır, her zerrede ADI mevcuttur.’
Şahit olunuz ki, arıya bal veren çiçek meyve olacaktır, kulunu ağaç
olduğunda gölgesinde barındıracaktır. Öyle ise her zerre, kulunun emrine
HAKK’ın EMRİ ile girecektir. Her zerre, sana-bana görevini, noktasına kadar
yaparsa, kul ÖZ’üne nefsini katarsa, zerreleri hizmette midir? ‘Her zerrem O’nu
zikretti’ dediğinde, od olursun, olduğun halde kendinde kendini
bulursun. Hal odur. Kaya dokunursan kırılmaz, sakınırsan dağılmaz. Rahmet
ile zahmet ile erir erir, kumsalı bulur. Kime kimseye
‘Olmamış! Bilmemiş!’ demeyelim ham meyveyi dalından koparmayalım.
Gün geldikte olur. ‘Kemer belde’ dediğimiz, kulu yolda gördüğümüzdür.
Çağrıya uyduysa, ‘RAHMET HAK’tan!' diyelim, nasibine niyazda olalım.
Yanılmayın, ‘RAHMET’ dedik, yolda olana söyledik, göç değil.
9 “Aldığım kadar vermeye geldim, her sözde
ayrıya girdim” dedi, YUNUS’um yeniden sözü aldı:
10 “Aldım daldım, yolda gelene güldüm. Desti
elinde su arar, uyansa dumanı siler. Gördüğüm her yolcuya ‘Açık al, güzel
gör’ dedim. Yolun açığı sandılar, uzandılar, gezindiler, güzel diye kendi
düşlerine döndüler. Güzel düşte değil; taşta toprakta,
çiçekte böcekte, beyazda siyahta. Yolun açığını kapatsam, geri gelirler.
Her kulu bilecektir. Denileni aldım, öylece düşünceye daldım, ‘ ‘Bildiğimi
biliversinler’ diyemem’ dedim. Dalacak, delecek, kalacak, gülecek. Öylece kendi
devrini tamamlayacak. Bilmeyi öğrenmek değil, bildiğini
hallenecek.” dedi, YUNUS’um ‘Oluverelim! Gülüverelim!’ demekten, dünya gününde
yoruldu. Dağlar onundu, onun adını aldı; ağaçlar onundu, onun
aşkında kaldı; kainat onundu, onun ile kaldı. Kaldı da güne kadar geldi,
YUNUS kendini toz diye bildi. DOST öyle oluşur, DOST toz oldukta
buluşur. Geldik buluştuk işte, buluştuk söyleştik
düşte. “Ayağı vursak taşa, elimiz koysak başa,
diyeceğiz ‘Güzeldir, dolduk, gönlümüz gazeldir’ Çoğu aldık azı
bildik, gelse gelmese, verse vermese, ölesiye sevdik.” dedi, YUNUS’um cümle
gönüllerde olan sevgisine anda şahit oldu. “Ne güzel ne güzel, dökülmedi
gönüllerdeki gazel” dedi, kendini gazele benzettiğini bildirdi. “Selam
olsun gönüllere, selam olsun gelenlere.” dedi, gidemedi, oluşan sevgiden
ayrılamadı. “Yürüyüş geldi bize, MEVLANA girdi söze.” dedi yürüdü.
11
Yolumuz DOST yoludur, YUNUS DOST hallidir.
Gönül postu serdi mi, gitmek dilemez. Konuk yok aramızda. Her kulu
sorumludur. Aldığı kadar verecek, sevdiği yerde bilecek, arayan her
kulu bulacak. Kendinde olanı elbet. ‘Konuk yok.’ dedik. ALLAH’ıma
emanet olunuz.
12 “Ayaktayız. Kurulan tezgahta yerinizi alınız.
‘Kurulan tezgah nedir?’ denildi. Daha önce verdik: ‘Ayaktayız.’ Aranan
değil beklenen günün geldiğini söyledik. YEMEN’de oluşan,
cümlenizde buluşan, aydın gün için gelişen DOST KAPISI açılır,
‘Müjdeler olsun.’ denilir” dedi, ALİ söze geldi:
13 “ 'Biz ile bize katılınız, gönül seferine atılınız.
Gelecek gün sizlere, sizlerle cümleye, hazır olan her kula.' dedi, doğudan
batıya güzelliği RESULÜ müjdeledi. Hazırlanan tezgah budur. Hazır olunuz.
Her ağaç nakildedir, her konu fikirdedir.” dedi, ALİ getirdiği Selamı'nı cümlenize iletti.
ALLAH’ıma emanet olunuz.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH