19 Mart 1982
MEVLÂNA’yım ben!
1 Miyyar yerini bulur, güzellik kendini bilme ile olur.
Yapıya her gelen, -sayılı güne değil- geldiği günden sahibi denilir.
Cümlenize selam olsun, ‘Soylu’ denilen her kulu yapıda yerini alsın, gönüller
hoşnut olsun. Sayılan günler gelmiştir; ‘Hazırız!’ diyelim,
yumuşak yerde kaygusuz kalalım. Cem ile CAN’a varırız, CANAN’da cümlemiz
oluruz, O’nu bildiğimiz günde huzuru buluruz.
2 “ ‘Ayva çürük’ demeden, narı dağıtıp dağılana
gülmeden, hazırda olana bakalım, günü geldi, gönüllerde çerağ yakalım.”
dedi, YUNUS’um sözü aldı:
3 “Atları saydım, otları yaydım, buza geldim, düze kaydım.
DOST elinden DOST dilinden aldım cümlenizi, DOST gönlünden ‘Selam!’ dedim her
zerreye. Gölün yanı yeşil olur, kulu kendinde olanı bulur.
4 Akım ile donandıysan, ağacın verdiğine dolandıysan,
elbet değişeni değil, gelişeni müşahede edersin.
Okuyan duydu ise, dokuyan giyer, konuk, giydiğine güler.” dedi, YUNUS’um
yürüdü.
5 Demde konuk sayılan, sonuna nokta koyulan her
olay, düze gelendir. Sağdan soldan arama, yerden gökten tarama. De ki:
‘Aradığım, an.’ De ki: ‘Gönlüme döndüğüm gün; O’nu beni düşlerim,
benden beni taşlarım, bağa sorumsuz girersem, taşlayanla
başlarım.’
6 “Bağışlayan O’dur beni, esirgeyen
O’dur beni; benden alırsa beni, ben silerim kendimi.” dedi, KAYGUSUZ geldi
söyledi, sözünde kendinden kendini bekledi. “Pay SEN’den, ‘HAY’ benden, güzel
SEN’den, SEN’inle oldum bu da benden. Kapalı kalamadım, kabuğu bulamadım,
kırsam açsam içini, taş nerde bilemedim.” dedi, KAYGUSUZ kendinden kendini
silmeyi anlattı, yürüdü.
7 ‘Nefsimi yenemedim, kulluğu denemedim.’
dersen, kırılacak haldesin. ‘Kırılmak, HAK’tan mı halktan mı?’ denilir. HAKK’ın
verdiğini kulu bilmezse, halk ile karşı karşıya kalır,
karşılıkta kendini bulur. Unutulmasın, ceviz taş ile kırıldıkta
özünü alırsın, en güzeli bulursun. ALLAH’ım dilediği her hali kendimize
mal etme gayretini cümlemize bağışlasın.
8 ‘Konuk geldim söz aldım, sözü örtülü buldum.’
diyene de ki: ‘Örtüyü kaldır ki ÖZ’ünü göresin, sözümü bilesin.’ ER’lik sözü
alanda, gürlük hizmet verende. ‘Akıl nerde başlar?’ diyene de ki:
‘Beşikte başlar, eşikte biter; sözünü verdi isen, ocağın
tüter.’
9 Oluk-oluk akan sular, elbet deryayı
bulacaklar. Her damlada nasip arayan, dostunu DOST ile tarayan görecek ki; bir
kapıda buluşulur, bir isimde halleşilir. Sonun geldiği gün
değil, HAK ile halk olunduğun günü bilmen yeterlidir.
10 Gerçeğe ayna tuttum, aynayı cümle ile
birbirine kattım, her DOST adına gönlümü eğittim. Dedim ki: ‘Ben
BİR’deyim, BİR’de olalım, BİRLİĞİ ile kalalım.’
Gülene ağlayana nasibini söyleyelim, soğuğa sıcağa el ele
girelim.
11 “Ağacın beklediği, geleni
yokladığı bilinsin, her seherde nakile cümleniz katılsın. Söz ÖZ öylece
buluşur. Katılan her kulu ayrıya düşmediğini bilsin, ALLAH’ımdan
gelen her sözü kendine mal etsin.” dedi, ALİ sözü aldı:
12 “Doğru
verildiği gibidir, sözümüz
bilinene yapıdır; kendinden kendini aradığın, aradığını bulduğun
gün, her nefes kapıdır. Nefesi alacaksın, nefesi bulacaksın, nefesi
duyacaksın.
Geldiğin günde, olduğun halde, gölgeyi silecek, ‘Nefeste CAN var,
nefeste CANAN var!’ diyecek, her var olan zerrede VAREDEN’in sırrını
okuyacaksın.” dedi, ALİ getirdiği selamı cümlenize iletti. “İleri
açılan günlerde seçilen olsunlar” dedi, niyazını sizlere bıraktı,
yürüdü.
13 Her damlayı saymadan, her zerreyi soymadan;
BİLGİSİNİ alamazsın, bilmediğin bilginin bilgesi
olamazsın! ER’liğe soyunalım, bilgi ile giyinelim, SABRINA bürünelim
diyelim ki: ‘O’ndan O’nu bulacağız, O’nun ile kendimize döneceğiz,
O’nu bildikte, beni sileceğiz!’
ALLAH’ıma emanet olunuz.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH