|
2 Nisan 1982 MEVLÂNA’yım ben! 1 Kumdan adım alanın, deryaya yürüdüğü bilinir.
Kuşaktan gelişen sorulur. Selam olsun, konuya DOST KAPISI’ndan
bakılsın. Gelen giden çalışır, alan bilen alışır. Kamuya değil,
kendinden kendine dönülür. 2 “Ak üzüm, tok gözüm, verdim sözüm. Döndüm geldim, gelen ile
beraber oldum.” dedi, YUNUS’um sözü aldı: 3 “Danışılan doyumda, gelir gider huyunda, DOST yapısı
HAK KAPISI oyunda. Danıştım geldim, sözüme geleni buldum. Dağıtmadan
topladım, dünya halini kapadım. Demirden yara alsam geçerdi, kul nasıl
dilediğini seçerdi?” dedi, seferden seyre daldığını söyledi. “Sefer,
DOST KAPISI’na gelenin sözüne açılır, güçlük anda geçilir.” dedi, selamını
iletti. 4 Yeri göğü taramadan, yerini hiç aramadan;
öldüğü günde, bildiği yönde buldu. Ne derinde, ne serinde. Gününe
yapıcı değil, gönlüne kapıcı oldu. Kendini değil, kendinden geleni
duydu. Çağrıya azalan değil, çoğalan sevgisi ile katıldı. 5
“Yapıcı olalım, kapıcı kalalım. Giden ile bilene, sorusuz
kaldığı için sevinelim. Elbet sevincimiz, nizamına uyduğumuzdan.
Niyazımız, kaydına inandığımızdan olsun. Sözünü sorduğuma dedim ki:
‘DOST KAPISI nerdedir?’ Dedi: ‘Ananların gönlünde. Yapına uğradın mı?’
Elden bildiler, benden saydılar, günün yorumuna uydular. Çağrıya uydum.
Elbet doğuştan aldığım halde, kendimi bildiğim yolda güzele
katıldım. İlk anda sandım ki, dünyaya atıldım. Arada ne duvar ne kapı
kaldı; sesini, bilenler aldı. Selama, selamınızı ilettim.” 6 Kemikten geçmeyen, kovukta kalmaz; düzeni bilmeyen, konuyu
yormaz. ÖZ’den anılan serden verilen, asla geri dönülmez. Daldı yolun düzüne,
uydu günün sözüne. ‘Selam!’ dese, yerini bildirse; ‘ALLAH’ım!’ dersiniz,
gönülden aynı yola katılırsınız. 7 “Şah gelse almaz sözüm, DOST verse görmez gözüm,
bağda gördüm ak üzüm. Bileceğim bulacağım, aramana yardımcı
olacağım.” dedi, gittiği yerde görevini aldı. Kayadan sert geleni,
kum diye sevdi. “Her aşanla açacağız, her koşanla
aşacağız, dilenen olaya ulaşacağız.” dedi, YUNUS’um yürüdü.
8‘Ak üzüm nedir?’ denilir: “O yanın sahibiyim, doğanın
bilgesi, sayanın gölgesi, sevenin DOST’u, ‘Bunaldım’ diyenin yardımcısı” dedi,
soyunmayı bilenle sahiline gelenin selamını iletti. ‘SALİH’ denir, selam
verilir, DOST ile öyle söyleşilir. 9 “RABB’im ADI’na geldim, ALLAH ADI’nı dedim. ‘Sadece SEN’den aldım, her anımda
SEN’den verdim.’ ” dedi, RABİA HATUN sözünü sizlere, sizlerle cümleye
iletti. “Adım ile yanındayım, AŞK’ın ile yönünde. ‘Güzel.’ diyeceğin
gününde; andığına uyacağım, sevginde oluşanı göreceğim.”
dedi, selamet diledi. (m’nin ulusu mu?)
EYVALLAH! ‘Geldiği, bildiği gerçek mi?’ denilir. EYVALLAH! Konuk
gölgesini silerse, aslında olan görülür. Olay budur. ALLAH’ıma emanet olunuz. ALLAH’a ısmarladık.
|