9 Temmuz 1982 İstanbul
Sözlü Tebliğ:
1 DOST kapısı aşınmaz
AŞKI’na düştü
isen,
dünya yükü taşınmaz
seyrine daldı isen.
Kötüyü silmedi isen,
iyiyi bilmedi isen,
nefsini bölmedi isen;
kapıya varamazsın,
yolunu soramazsın,
bastığın yer düz
olsa
duramazsın.
2 Kapı sordum bilen yok,
katı sordum gören yok,
DOST’u sordum bulan yok.
Uydum akıl dostuma,
serdim gönlüm postuna.
Uydum uyandım anda,
derdim aradım zanda.
Ne zamanda ne anda,
O’nu buldum KUR’AN’da.
Zamanın ötesinde,
bilmezsen katısında.
Akıl ehline
danışırsan;
saraya götürür,
tahtına oturtur.
3 Alın terinin ücreti
beklediğin düzeni,
ekleyenle kurarsın;
aradığın kemeri
dileğince sararsın.
4 Sorma! (Neyi?)
Nerde? Neden? Nereye?
Gönül, postu DOST
KAPISI’na serdi.
işte oraya!
5 (Baş dönmem için bir şey der misiniz?)
Bedenini eğit! (Nasıl?)
Her sabah boynunu on
defa sağdan sola,
On defa soldan sağa
çevir;
Bütün azalarına aynı
hizmeti gördür!
Eğite-eğite
gördüreceksin;
Hem okumak, hem
hareketle.
6 YUVA’ya düzen gelsin,
sohbeti kuran gülsün,
sofrayı seven bulsun.
DEDELER; cümleye,
YUVA’ya
niyaza geldiler.
7 Adım-adım erişen,
zengin-fakir
görüşen;
elbet muradı olur,
ALLAH RIZASI’nı üzerinde
bulur.
8 Katma katılma
ayrı dilden okuyana,
katma katılma
benlik bezi dokuyana.
Dört duvara sığmadı
İLMİNLE
dolanlara,
dört duvarda kalmadı
AŞKIN ile
dolanlara.
9 Akan suya uyduk geldik,
‘Derya.’ dedik, doyduk
bulduk,
İLMİ’ne erdik
gördük,
cümleyi o hal ile
sardık.
10 (Bel ağrım için bir şey verebilir misiniz?)
(Benim de sırtım için
bir şey verebilir misiniz?)
Elma
yağı sürünüz, sıkı-sıkı sarınız.