14 Ekim 1982

(Konuklu sohbet)

MEVLÂNA’yım ben!

1 Gölgeler silinmedi, hayaller bölünmedi, yenide bilinmedi; göz gördü, yeminden uzak kalandan sorulmadı. Ne dargınlık, ne kırgınlık, ne yorgunluk; sadece alanda yılgınlık. Sen sana göz etmesen, ben bana göz atmasam; uyum yenide görülür, ne ayrıya ne gayrıya yer verilir.

2 Yirmi yedi görevliden soru gelir. Aldığını vermeden, saymayı bilmeden VEREN’in yerini göremezsin, verse de aldığına uyamazsın. ‘Yoğun çalışma’ dedik, her sohbette verdik. Her köşe birbirine destek olur, her taş bütünde BİR’liği bulur. Taşı toprağı ayırırsan, kireci suyu kayırırsan, bütünü bölmüş olursun. Bina dediğinde; taşı toprağı ile, ocağı bacası ile, masası iskemlesi ile tamamlarsın; ‘YUVAMIZ’ dediğinde, tozunu dahi tanımlarsın. Önce bütünü bilelim, sonra zerreleri bölelim. Yirmi yedinci görevli, b; yirmi altıncı hekim g. Kaçıncıda değil, görev üstlenenindir. Daha önce dedik, ‘Görevini bildireceğiz.’, DOST KAPISI’nda diz büktü, yerden ayağını sevgi ile kaldıracağız. DOST vardığı yeri bilendir, ‘DOST’ diyeni bildirendir.

3 Sohbetleri yeniden okuyunuz, halinizde dokuyunuz. Asla kapımız kapanmaz. Kumdan aldık, YEMEN’den verdik. Yerimiz yolumuz HAK’tandır tıkanmaz! O’nu bilen, tozdan çamurdan sakınmaz; ‘Kimden geldi?..’ diye etrafına bakınmaz. Her kul kendine dönsün, kendinden gelene eğilsin. Desin ki, ‘Ben beni bilseydim, ben sende bulsaydım; O’nda BİRLİK’e katılırdım, yoluna DOST ile atılırdım.’ YUVA’mız, kul sözüne değil, HAK SÖZÜ’ne açıktır! Sohbetimiz, gün gelende bildirilir, elbet geçicidir. (k: Olumsuz yok mudur?) ‘Olumsuzluk kimdedir?’ denilir: Olumsuzluk; ne VEREN’de, ne alanda, ne iletende. Olumsuzluk, ‘Sende bende.’ diyendedir. 

4 Az yiyelim, az uyuyalım, az diyelim; çok sevelim, çok sevelim, çok sevelim! Bildiğimizi sandığımız her konuyu tekrar okuyalım, halimiz ile dokuyalım. Tohumu toprağa vermeden, elleriz belleriz, süreriz sararız. Umduğumuzu almamız için, ektiğimizi biçeceğiz. Önce bakacağız, sonra güleceğiz. Sürmediğin topraktan ekin bekleme. ‘Tokum.’ dediğin her konu, özründen dolayıdır. Hiç bir konu kulunu doyurmaz. Ham meyve yenmez, olmayan söz denmez. Çiçeği suladı isen solmaz. Eğitim; bildiğini sandığın her konuyu yeniden gözden geçirmek, kendin içtiğin kadar her dileyene içirmektir.

5 Selam olsun cümlenize, selam gelsin cümlemize. Daha önce dedik: ‘Genişleyeceğiz.’ Her birinizin görevi, genişledikçe gerçek yolunu bulduracak. Balona çizdiğin resim, üfürdükçe belginleşir; meyve, gün geçtikçe olgunlaşır. Kapalı her kapı, uyduğunda açılır. Kement atmakta değil, tutmakta hüner vardır. ALLAH’ım cümlenize sayfaları açsın. Her kulu, bildiği halde uyuma geçsin. Yeriniz bildiğine uyanlarla güzeldir, yeriniz her zerresi ile duyanlarla özeldir. Gayret cümlenizde olsun, Selamı'na her katılan RESULÜ’nün Şefaati’ni bulsun! Engin deniz görülür, yolumuz bilenlerle örülür. Her sayfada, HAKK’ın RAHMETİ vardır; zahmetine katlanırsa, kuluna kârdır.

ALLAH’ıma emanet olunuz.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH

belgin: tam ve kesin olarak belirlenmiş olan, açık, anlaşılır, belirgin.