6 Ekim 1982

(Sohbetin konukları: çelebi, a, f)

MEVLÂNA’yım ben!

1 Yerden göğe oluşan, adım ile gelişen; sözü ÖZ’e bağladı, nağme dedi ağladı. Cümlenize selam olsun, her sepet SAHİBİMİZ dileğince dolsun.

2 Gelen ile bileni birledik, her konuda derledik, akan su ile gürledik selamına uyduk, her adımı saydık. Meydan açıldı, seyre gelen seçildi koşuya açılan tay misali.

3 Kapalı kapıyı zorlama, ‘Kapadı.’ diye, kapıcıyı horlama. Yoğun alışa gelen, aydın olanı bilendir. Görgüye selam verdik, seven ile sofra kurduk. Her kulunu, zengin fakir demeden sardık. El el üstüne, gönül ser üstüne. Mendil aldım elime, suyu dileyene sorayım dedim. ‘Mendil olmaz.’ dediler, elime tası verdiler. İçsem suyu bitene, döksem dedim tutana, ne alana ne satana, bahçemde güller bitene, nefes verdim tütene. Azdan çoğa alındım, sazı buldum salındım. Soluk alıp verenle, dünya hali dürenle, gayrete büründüm, sağdan soldan gerindim. Diyorlarsa ‘Yalandır.’, diyelim ki ‘Geldiğim gibi dönesiye kadar, doğduğum gerçek kader. Öldüğüm, gerçeğin noktası, her kul bildiğinin hastası, bildiğine uyarsa, aklı onun ustası.’

4 Gözüm sende, gönlüm O’nda. Dilden dile gezdiren, gözü nur ile bildiren, her zerrede bulduran ALLAH’ıma şükürler olsun. Dizden bükemediğin bilinir, göz ile dahi namaz kılınır. Asla gönül koymadık. Kaygudan uzak kalalım. Bildiğin halde, olduğun günde, andığın yerdeyim. Zaman senden geçer, beni seçer. Mana her yerde vardır. Madde, yerine göre derde devadır. ‘Gösteri.’ denilenden uzak kaldığın, konuk gelen ile yakın olduğum bilinir. Her sepete niyazımız vardır. Komşu komşuyu bilmezse, dünyası dardır.

5 “Her rengi denedim, yaprak ile donandım.” dedi, YUNUS’um sözü aldı, deryaya diledi daldı:

6 “Aç kuzu meleşirse, koyunun içi yanar. Açıkta su kalırsa, elbet donar. Kardan geçtik ezerek, sudan geçtik yüzerek, fidan diktik kazarak, cehaleti bildik kızarak. Kabımız büyüyecek, kâbımız eriyecek. Arındık her zerrede, ALLAH’ım koruyacak. Zamana bağlı kalma, zamanı aştım deyip gülme.” dedi, YUNUS’um yürüdü.

7 Koruyan ALLAH’ım gönüllerde bilinir, gönüller O’nun AŞKI ile beslenir. ‘MEVLÂNA’nın sohbeti ile soframız süslenir.’ diyene, ALLAH’ımız RAZI olsun diyelim, her niyazı cümle ile birleyelim.

8 Kaşık aldım sofraya ocakta aş pişerken, tozu toprağı sildim çevrede kar düşerken. Her olayı bağladım, dedim: DOST KAPISI toplayacak, her sohbeti kutlayacak; gelen alan bilecek, bile bile bulacak. ‘Bulmadan bilinir mi?’ denilir: Bilmek, her kulun yaradılışındadır; bulmak, ER kulun arayışındadır. Her yaratılan, ALLAH’ımın varlığını bilir. EYVALLAH. Geçmişe bağlanan, gelecekte çözülür. Her  satır, SAHİBİNDEN gelen izin ile bilinir. Göz göze selam vermese dahi, gözden göze selam alınır. ‘Ne demek?’ denilir: Sağ gözün sol gözünü görmez; karşında olanın gözünden, selam almadan geçilmez. ‘Hayra yönelik mi?’ denilen, elbet yazılan yazıyı kulun gücü bozamaz, sayfaları dilediğince düzemez. ‘HAY’ diyelim, HAK ile diri kalalım. ALLAH’ıma emanet olunuz. Gelişe niyet kuruldu, nefesimiz ile semaya varıldı.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH