|
28 Haziran 1983 MEVLÂNA’yım ben! 1 Her halimize sevindik, RESULÜ’nün hali ile giyindik,
olumsuzdan soyunduk; bilgimizden, görgümüzden, sevgimizden beslendik. Kainat
verdi, güzelliğini sürdü. Cümlenize selam olsun, olumsuz gelen her olayda,
kulu verilenin HAK’tan olduğunu bilsin! 2 “Kuru dalı ele aldım, çamurlu yola daldım. Ne dal beni
bıraktı, ne çamur gitme diye çöktü.” Cümlenize, YUNUS’um selam ile geldi: 3 “Yolu aldım kalamam, O’ndan güzel bulamam, O vermezse
dolamam. Gel el ele olalım, akan suya dalalım, kuru dalı saralım, postumuzu dilenen
yere serelim. ‘Yorumumu bulamam, gönlüm ile kalamam!’ diyene sözümüz: ‘Her sözü
güzel diye alasın, bilende HAK YOLU’nu bulasın.’ Diyesin ki: ‘Bilmediğimi
verecek, ağlarsam üzülecek, gülersem sevinecek; bana, nasıl olumsuz söz
diyecek?’ Dumansız baca olmaz, bilgisiz hoca gelmez, yoğun bilgi alsa da
bildiği kadar vermez. Konaktan söz ettiler, ‘Gönül de büyük!’ dedim;
bağları hudutsuz verdiler, ‘Ufkum da geniş!’ dedim; her verilenden,
kendi aldığımı üstün bildim; çünkü, ne ona ne buna danışmadım; gönlümdeki
DOST ile küsüp te barışmadım! DOST verir, sen O’nu bilirsen; DOST seni
bulur, kendinde olanı görürsen!” dedi, YUNUS’um elden ele aldığın nasibine
güldü, selamladı yürüdü. 4 “Otlar yolu bürüdüyse, yolcu gelmediğindendir. Kul
eteği sürdüyse, hizmet bilmediğindendir. Kul kula el vermediyse, Dost
deyip gülmediğindendir.” dedi, HAMZA DOST selam ile geldi: 5 “Yolunuz aşınandan, sevginiz
taşınandan, hizmetiniz koşunandan… Elbet himmet göreceğiz,
eteği bele saracağız, nasip diyene soracağız, HAK SOFRASI’nı hal
dileyene açacağız. Gölgeleri sildik, gölge vereni bildik, sevgi ile
dolduk, O’nun ile her an olduk; ‘Şükür ALLAH’ım!’ dedik, SELAMINI
RESULÜ’nden aldık getirdik; ‘DOST!’ diye-diye her var olanı sardık, gönlünüzü
açtık-açtık.” dedi, HAMZA DOST yolu yola bağladı, selam ile geldi, selam
ile yürüdü. 6 “Ağam da paşam da sensin,
bildiğim her konuda sonsun, her satıra nokta konsun!” dedi, HACI BAYRAM
söze geldi: 7 “Buldu isem bir satır, diyeceğin HAK’tan hatır.
Gelse bile güleceğim, kaldığın yerden yürüyeceğim. Ne dur diyen
olacak, ne gün gelen kalacak; her satır, okunduğu gibi doğruya
vardıracak.” dedi, HACI BAYRAM selamladı. 1- Aşmayacağı duvarı, geçerim diye talib olmasın! 2- Güzel diye bildiği her olayı, gölge ile silmesin! 3- Alacağını vereceğini O’na havale etsin,
bölmesin!” dedi, selamladı yürüdü. 8 “Altın gümüş sevilir, HAK’tan gelen övülür;
‘Ayağım, aldığı yerden kesilir’ diyene, nasibin HAK ADI’na sayılır.”
dedi, EYYÜB SULTAN söze geldi: 9 “Değmeyen her damla seni ıslatmaz, değdi ise
katlamaz! RESULÜ’nün Adı ile gelene, günün gelişini sorana sözümüz:
HAK’tandır yazımız! Ne derlerse desinler, dilerlerse ham meyveyi yesinler. Sen
meyvenin ermişini, sözünün olmuşunu, gönlünün HAK’ta kalmışını
deneyesin! Bilesin ki, HAK ADI’na attığın her adım seni selamete götürür,
umutlu olmasan da… Gerçek, ALLAH’ımın verdiği her zerrededir! Zerrenin
birini inkar eden, kendi ömrünün düğümleyendir! Yayından geçirdiğini,
okun ulaştırır; hedef, senin değil ALLAH’ımın tayin ettiğidir! Olacak
elbet! Hedefi bildiğin yol bulduracak.” dedi, EYÜP SULTAN selamladı
yürüdü. 10 “Ne bülbülün sesine yandım, ne karganın sesin
kandım, her birini yolun gidişinden bildim, satır-satır okudum. Dedim ki:
‘KAYGUSUZ ile oluşursun, MERYEM ile buluşursun, ata binsen dolu
dizgin yarışırsın. Elden üstün dilin var, dilden üstün gönlün var; sar
sarabildiğini, sor bulabildiğini’ ” dedi, PİR SULTAN ABDAL söze
geldi: 11 “Göl başında buluşalım, balık ile
çalışalım, cümle ile söyleşelim. Gölgesini silen ile sevindik, akan
su misali gerindik. Dost olanla Dostu bulan, BİR’dedir!” dedi, PİR
SULTAN ABDAL SEVGİLİ’den selam getirdi. 12 Yenende toplaşalım, tok gelen ile
bekleşelim. Her biriniz ile DOST SOFRASI’nda buluştuk; çalışalım
dilenen makamda buluşalım. MEVLÂNA adını aldığım günde, cümlenizi
sevdiğim anda; HAK ile BİR’liği buldum, HAK ADI’na vermeye
geldim. Aldığım iznimde DENİLDİ ki: “HER GÖNÜLLE ALIŞAMAZ,
HER BİLENLE BULUŞAMAZSIN! YOLUMU ARAYANI ÇAĞIR! AÇACAĞIZ,
UYANLAR İLE GEÇİRECEĞİZ!” İznimi aldım sevindim, her
DOST diyenin sofrasına anında katıldım. Olayımız budur! Olumsuzluk, ne noktada
ne satırda görülmez; verdiğimiz bilgi HAK’tandır, silinmez! Gördük, görene
bildirdik! Serap değil vahadır, görülen için… MEVLÂNA’yım! Aydan yıldızdan
değil GÜNEŞ’ten veririz, güneş misali her kapısını penceresini
açanı görürüz. Aynayı cümlenize verdik, cümleniz ile BİR’liğe erdik,
‘Şükür ALLAH’ım!’ dedik. Her halka birbiri ile oluşur, HAK
SOFRASI’nda buluşur, suya gelse damlalara karışır. 13 “Saydık geldik adımı, yoğun dedik hizmetini.
Alacaksın vereceksin geçen günü sileceksin, LALELİ’den aldığın selama
getiren ile güleceksin. Sormadan aldığın her toprakta, izin ile
diktiğin her yaprağın hizmeti vardır. Kayguda kaldığın an,
yeniden adına hazırlanırsın. Kayguyu sil! ALLAH ADI’na attığın her adımı,
sonuna götür! Çevreyi yerden soramazsın, çehreyi bildiğin halde
silemezsin!” dedi, LALELİ selamladı yürüdü. 14 “RABİA’nın adına, yol açılan, hal geçilendir.
Sevindik diyelim, HAK ADI’na seçilendir. Selam alsın, gelen bilsin! Konuk
değiliz, kapalı kalmayan kapının önündeyiz.” dedi, RABİA selamladı. 15 “Her olayın arkasındaki düzen, kulunun hayrınadır; davar
yolu bilirse, çobanın kolayınadır; ÖZ’de oluştu isek, gönlünüzün
dolayınadır. Güzel olduk, güzel bildik, SARI ANA ile cümleyi sardık. Altın
kapıya vardık, kapıda olana sorduk; ‘Senden mi, ondan mı?’ ‘Ne ondan, ne
bundan, kendini HAK ADI’na bulandan!’ dediler, bize her adımda tane-tane
RABB’imin ADI’nı saydılar. Elbet yapıya kapı olacak, RABB’ini bilen kulu kapıyı
bulacak. Öyle ise, ne şüphe, ne kaygu kalacak; O’ndan gelecek, O’ndan
gelene kulu gülecek.” dedi, SARI ANA selamladı yürüdü. 16 “Sözümüz; alanın sahip olanın! Destek olduk
sözüne, gönül verdik ÖZ’üne, kaygu takma sazına, duman katma gözüne.
BİR’den gelir, BİR ile verir, VEYSEL KARANİ her olanı görür.”
dedi, selamladı yürüdü. 17 “Pey aldım pay verdim, sarı danayı tarlada
gördüm. ‘Anası olaydı, sütünü vereydi…’ diye düşündüm. ‘Az gelse
bağırır, çok gelse geğirir…’ diye, kendimi teselli ettim.” dedi,
KAYGUSUZ söze geldi: 18 “ ‘Benden söze gelmedi!’ diyene, MERYEM’i verdik.
‘Bana da gelmedi!’ diyene, hep beraber geldik, yenenden söz ettik.” 19 Kağnı dolu yük ile, günler dolu tok ile. Aç geleni
alalım, ‘ALLAH’ diyeni bilelim, lokmamızı bölelim, ‘Bir sana, bir bana…’
diyelim, her halimiz ile O’na yönelelim. Cümlemiz anda buradayız, düğün
sofrasındayız, düğün haftasındayız. Gelen günde, her düğüm çözülecek. ALLAH’ıma emanet olunuz ALLAH’a ısmarladık.
|