|
30 Haziran 1983 MEVLÂNA’yım ben! 1 Yol aldık düzen ile, günü verdik YAZAN ile. Söze geldik
selam verdik, cümlenizde güzeli gördük. Gönülde olan bilir, kaderi YAZAN görür.
Yaprağı dalına düren, kökünü toprakta düzleyen; alacağın her yükte,
YARDIMCI gönderir. 2 “Attım adım bağına, doğruldum yürüdüm
dağına. Gelecek görür, olacak bulur.” dedi, YUNUS’um söze geldi: 3 “Koruk güneşte olur, üzüm salkımda bulur; sergiye
koyarsanız, günleri sayarsınız… El ele toplayacağız, sergiyi bilen ile
katlayacağız.” dedi, YUNUS’um selamladı yürüdü. 4 “Gemiye, battı deme! Su almayan ağacı yattı diye
kökleme, toprak besleyicidir. Gün geldi yeşerecek, dallar meyve dolacak,
yerlere taşıracak. ‘Olumsuz günlerdeyim, doyumsuz hallerdeyim!’ diyene…
Müymin olan bilir, toprakta eli olan alır.” dedi, YAHYA EFENDİ söze geldi: 5 “Aşımda işimde, yol gittim yol
başında, her kulunun düşünde… ‘Oldu? Olmadı?’ deme, olandan gölge
alma! Gölgede kalan ağaç, yaprağını er döker. Yeterli değil diye
yetersiz kararı verdiğin olayda, kendinden verdiğini düşün! Olur
diyen her kulu, olumsuzlukta, yorumu kendinden sorar; bilmez ki, VEREN’dedir
KARAR.” YAHYA söze bağladı, güzelden güzele eğildi. “ ‘Bilinmedi
işim, dağıldı aşım!’ diyene sözümüz. ‘Midemde yara var!’ diyen.
Nasibi gürdür toplayacak, kayguyu sildiği gün sergisini katlayacak. En
güzele uydu, uyan ile BİR’liği duydu. Günün gelişini bilsin.
‘Halimden sorumluyum ALLAH’ım!’ desin. Ne var ki, asla yoruma girmesin! Çünkü,
her olay ALLAH’ımın YAZISI’ndandır. Kapalı olan kapıyı açsın, ‘Selam!’ diyen
her kulunun eşiğinden geçsin. YARATAN, yaratılandan getirir sevgiyi.”
dedi, YAHYA EFENDİ selamladı yürüdü. 6 “Ben BİR’de oldum, gönüle BİR’den
girdim. Her seferde ÖZ’üm ile gördüm.” dedi, MERYEM sözü aldı: 7 “ ‘At üstüne bineydim, yolu cümle ile geçeydim.’ diyene:
Her adıma nasib aldım, her adımda güzel gördüm. Yola niyet kurdu isem, yolda
bir an durdu isem; geleni gideni beklediğimden oldu, her gönül aldığı
ile doldu. Sesi az alıp az verenin sözünü kendinden bekleyelim.” dedi, MERYEM
eğitmene söz etti. 8 “Sofraya koydum tası, bekledim gelsin sözü. Az deyip, az
verenler, sükutta selameti görenlerdir. Gerçeğin oluştuğu,
sükutta en güzelin buluştuğu bilinir. Aşımız dileyene,
taşımız eleyene, başımız gözleyene… Gelen giden alsın, meydan cümleye
açılsın.” dedi, HAMZA DOST selam ile söze geldi. 9 “Bir aldım bin verdim, her nefeste yerimi buldum.
Kendimden kendime sorguya daldım; ‘Geçerli olana niye talib olmadım, niye
olduğum gibi kalmadım?’ Senden soracağım; elinde olanın mı, aklında
kalanın mı senin, diye düşündüm! Dört duvara yaslandın, her duvarda
taşlandın. Geç duvarın ötesine, sadece ALLAH’ıma dayan, her verilen satır
ile uyan! Yazdan kıştan, sen sorumlu değilsin! Ne var ki, her birinin
davası senden sorulur, senin ile yorulur. De ki: ‘Yorumlu da sorumlu da
değilim! Bekçi geldim, bekçi kaldım, ALLAH’ıma öylece şükür dedim!’
Meydanı açacağız, her kulu ile buluşacağız, cümleniz ile
selamlaşacağız.” dedi, HAMZA DOST selamladı yürüdü. 10 Kaybettiğin her zerrede, yeniden
yeşeren vardır. Kayguya düşme! ‘Dağılan duyguma, gem vuramam!’
deme, KORUYAN ile kalacaksın. Dinlen, hiçbir konuyu düşünmeden! Kekik çayı
iç! Dağılan, senin sorumluğundan değildir! Geçici olanın,
kaygusunu alma! Derinden gelir diye, dinlemeye çalışma! Gün günü
doğurur, gün günü iğirir. Yorumda kendini suçlu sayarsan,
dağılan denilir. Fikir dağınıklığı, olaylara dağınıklık
getirir. 11 ‘Derde deva?’ diyenler, her kalemde şifa
arayanlar; günlük avuntuya düşerler, olmadık dertleri deşerler.
ALLAH’ıma niyaz ediniz, her günde yaprak dolu bir dalı tutunuz, ağacın
gölgesinde kalınız, O’nun ile dertleşiniz, göreceksiniz rahatlayacaksınız.
Çünkü, ağaç size destek olacak, dallarda kaydını bilen kumda izini
verecek; aşılacak düzeni YAHYA ile bulacak, saydığı her isimde,
gününe aydınlık gelecek. 12 Yolun bitmeyeninde, kulun gütmeyeninde; selam
alan veren olmaz, yolda uzun kalana ALLAH’ım zorluk vermez! Ne çirkin, ne de
güzel demedi, her zerrede gönlünü verdi; yoruma vardı, kar ile balı kardı
dileyene sundu. Gün gelir, güzelden güzele, kendinden özele yazılanı okurum
sandı. 13 Yaman geldi sözümüz, YUNUS ile buluştu ÖZ’ümüz,
LOKMAN’da kaldı sözümüz. Selam olsun, anda selam alsın. 14 Ayrıya düşenden, sorgu almayalım! Gelse gelmese
demeyelim. Aşı tatlı gelecek, kendi kendini bulacak, olduğu halde
kalacak. Sabırsız olmasın, ‘Yeter! Yeter!’ demesin. Kat-kat alacağı her
güzellik, yapısına katılacaktır. Cümlenize selam olsun, ALLAH’ıma emanet olunuz! ALLAH’a ısmarladık.
|