|
21 Temmuz 1983 MEVLÂNA’yım ben! 1 Konduk güzel ovaya, girdik özel havaya. Aldık verdik
sözünü, yedik bağda üzümü, sildik bilenin hüznünü. 2 “Selam diye geldi söze, YUNUS ile daldı ÖZ’e. Senden
benden aştığımız, tatlı söze şaştığımız, günde
aldığımız, sizlerle paylaştığımızdır. Gerçeği alanlarla
beraberiz!” dedi, YUNUS’um sözü aldı: 3 “Denizi dalan bilir, ayrıyı soran bulur. Geldik üç söz
ile, kaldık her sözde siz ile. Ne gelenin kaygusu, ne silenin saygısı; seni
derde düşürmesin, ne söz gelse taşırmasın. Karşımızda olana!
Bağlı değil çözülecek, karşı gelse çizilecek. Varsın dolaylı
gelsin, dilerse alayda kalsın, ALLAH’ımı O’nun ile olan bilsin!” dedi,
YUNUS’um; çözülecek her düğümde, RESULÜ’nün adı anılsın! “Yapıyı senden
sorarlarsa, geçici olmadığını söyle. Yerden göğe dolu geldik, her
verimi ULU bildik. ALLAH’ım YARDIMCI’n olsun, gelse gelmese döneceği gün
bilinsin.” dedi, YUNUS’um selamladı yürüdü. 4 “Her çeşmeden su aldım, her durakta kul buldum,
senden benden diyerek ALLAH’ıma yol aldım. Suyun başı dolu ise,
tadındandır; sohbeti dolu olan, adındandır. Geldik verdik yolumuz, dedik
cümlede halimiz. Seyrettiysen düzeni, bildin derim YAZAN’ı. Karındaşına! Yanınızda
olanın, seyrini yolundan alanın! Yapısına kapısına, gelen geçen söyleşir,
aldığını verdiğini cümle ile paylaşır! Gölgeyi almadan
Güneş’i sorar, gelse gelmese zarar, der ki: ‘ALLAH’ımdan gelende karar!’
Sen ile beni ayrı sofrada buldular yerini bildi diye kendinden geleni sordular.
Yarım kalan her düzen yerini dolduracak, aldığın her satır gününü
bildirecek. Suyuna geldiğim günde, huyun ile olduğum halde; yerden
göğe alsınlar, çevirenler gerçeği örtüsüz bulsunlar. O günkü niyazını
unutma! Her satıra yazdığın, seni senden ayırmadan buldurdu, senin ile
seni oldurdu. Kendim saydım dolu geldi, yerini soran saydı, ‘ULU geldi!’ dedi.
Mayayı ele alsan, hamurdan aşı tutsan; gerçeği, kendini açmadan
bulamazsın, Güneş açılmadan gölgeyi silemezsin! Doğuştan
aldığın her bilgiyi bohçadan çıkar; çünkü, seni sana bildirecek, gelen
günde bulduracak olan, doğuştan aldığındır. Aşıyı asla
kendine katma, kendinde olan bilgiyi yabana atma! Olacak bilecek yarı
kalmış gelecek.” MERYEM ile söyleştik, gölge dedik paylaştık,
olsa olmasa dertleştik, gönüle uymazsa sertleştik. “Gine de olan
alan oldu, kulu YAZILAN ile kaldı.” dedi, MERYEM selamladı. 5 “GÜZEL senin ile mi, yoksa her zerrede
yaratılan ile mi?” dedi, RABİA HATUN söze geldi: 6 “Miyyarı sana gelse, senden aldığı ile
bulsa; kapıyı kapayacak, gününü paylaşacak. Kendinden verdiğine
uymazsa dert etme! Sana! Attığı her adımda YARATAN’ın SÖZÜ olduğunu
bilse, bildiği ile kalsa; ne yolunu kapardı, ne derdini satardı. ‘Attığı adım, dilediğine
götürsün!’ diyelim, niyaza duralım. Deryaya her öğün selamın ilet! ‘Kum
tanesi kadar niyazım olsun, her niyazım zerrelere dolsun!’ diyesin.
Dayandığın ağacı kökünden bilirsin, gölgesini yaprağından
bulursun. Elma yiyesin, dediğimiz! Kuyu sana, senin sesini verir. Deryaya
seslen ki, kainata sesin yayılsın. ‘Olmaz!’ diyene de ki: ‘ALLAH’ımın
İZNİ ile düzene uyulsun! Ben bildiğim gibi, olduğum halde
kalırım, GÜZEL’i öyle bulurum!’ Varsın söze söz katsın, dilerse yapına taş
atsın. Taş taşa çarparsa geri döner, atanı bulur. Satıcının malı,
satıcıyı bildirir. Varsın eğriyi doğru diye göstersin. Sen dayandığın
ağaçta elbet güçlüsün, çünkü dayandığın ağaç HAK’tır! Gayretinin
özünde, YARDIMCI’nın gözünde, bulduğun ile kalacaksın. Dönüşte olana
de ki: ‘Bildiğim, elbet bilmediğimden çok değil. Ne var ki,
bildiğim her satır asla yanlış değil. Çizilen yoldan aldım,
seçilen kuldan bildim; zararda olandan ayrıya düşeceğim, güzeli en
güzeli seçeceğim! Oluştuğun buluştuğun, güzelde
görüştüğün her kelime, senin yardımındadır! Güç geleni böldü isen,
geç geleni buldu isen, selamımız sana olsun. Yerden göğe söz dileyen,
çiçek ile adını alan! Bildiği, kendinde kalan! ‘Az dersem gücenir, çok
dersem gocunur!’ deme, her sözünde pişirmediğin kelimeyi yeme!
ALLAH’ım güzelliği, her bir kulu için yarattı. Kimine az attı, kimi ile
çok tattı, geçici olanı bildiğine kattı. Sendeki senindir sende kalacak,
senin ile gülecek. Yaprağı kaynatsan suyunu içir, her sözü elekten geçir.
‘Ne yaprağı?’ denilir. Ayrık otu! Sana! Demet-demet kaynatılsın!” MEVLÂNA’yım ben! 7 Yüzde geldik, sözde bildik, her kulu ile
birlikte olduk; sayfada okunan her satırda, noktası ile gerçeği verdik.
Çiğ olanı pişirelim, ocakta kaynayanı taşıralım. Küslüğü
silelim, selam ile barışalım, her katılan ile söyleşelim. Selam olsun
dersen söze, adındır. Daha önce verdik; taş atan atana geri gelir.
Kendinde olan ile kalasın, kendi bilgin ile kalasın, selamını hiçbir zaman
eksik etmeyesin! 8 ALLAH’ıma emanet olunuz, günün yorumunda
yavrunun sesinden geleni bulunuz! Nerden, nerede, nereye geldi; günün halinde,
soluğu HAK ile buldu. ALLAH’ıma emanet olasınız, her seste HAKK’ın SÖZÜ’nü
bulasınız! ALLAH’a ısmarladık. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
|