11 Temmuz 1983
MEVLÂNA’yım ben!
1 Benden size yön geldi, sizden bana gönül geldi. Her
olayda bağlandık, yerli yersiz eğlendik. Dedik ki, HAK’tan gelen.
Dedik ki, HAK en güzeli bilen. Dedik ki, HAKK’ı bileni HAK’tır gören! Cümlemiz
cümleniz ile birlikteyiz, cümleniz gönül ile BİR’deyiz. HAK YOLU’nu açtık,
her anımızda buradayız.
2 Halk ile olduk ayan; halkı bildik, her niyaza geldik
yayan. Sen ile beni hala ikide sayarlar, yolumuzu bilse bilmese soyarlar. Ben
diye ne gelirse, sana sorsunlar. (Kime DEDE’ciğim?) Kim olursa olsun, GARİB’i sözünün
eri bilsin. Her sözde birlikteyiz. Bedende ayrıda isek de, gönül halinde,
HAKK’ın yolunda, halkın dilinde, asla ayrı değiliz! Bilen bilmeyen duysun,
gönül ehli olanlar aldıklarına doysun. Desinler ki: ne dilde, ne elde, ne
gönülde ayrılık yoktur! Oluştuğum günde, buluştuğumuz, hal
ile söyleştiğimiz yolda, YEMEN’den gelen EMİR vardır! (Yeni bir EMİR mi?)
Geçen günden gelen güne kadar, GARİB için verilen EMİR’dir! AMİR
olan RESULÜ’dür! ‘LAİLAHE İLLALLAH’ dedik, HAK’tan AMİR kılınan
RESULÜ’nü, ‘MUHAMMED’in RESÛLULLAH’ diye niyaza durduk. EMİR odur ki,
GARİB YEMEN’den seçilmiştir! Cümle gelenler ile, aynı yoldan
geçilmiştir. Cümle gelenler kim dersiniz? (ULULAR mı?) EYVALLAH! (Bir can ekler: Büyük imtihanlar!?) Her günün
gecesi, yerinden YAR’inden sorgusu yapılır. Her sorguda birer kapı açılır.
O’nun ile olanlara, O’nu O’ndan bilenlere selam olsun. (ALLAH’ımız mı?) ALLAH’ımdan gelen her satırı
okuduk, aykırı diyenin olmadığını gösterdik. Olayları verdik! Gerçek
olanın, her bilenin açık geldiğini, şüphesi olanların gününün
sildiğini, olaylar ile bildirdik.
3 Yer yer düzen gelişmese,
kulu yolda bilişmese, alan veren sayılırdı. Her satırı ele alana sordum:
‘Senden mi, O’ndan mı?’ diye. ALLAH’ım görevli kulunu KENDİ seçer.
Meyhaneye her giden, mey alır. Her dileyen saki olur. Ne var ki, her dileyen
baki kalmaz. Baki kalan HAK’tan seçilendir. YUNUS gibi, HACI BEKTAŞ gibi,
HACI BAYRAM gibi, LOKMAN gibi, cümle bilinenler gibi… her yazı yazan gibi
değil!
4 Dileyen toplar sunar. DOST KAPISI cümlenindir, gelen
giden dileğince bulur. Sakın ola ki söze söz katmayalım, kul halimize
gölge atmayalım. Dilediğimiz her soruyu, GARİB’e soralım. Dilerse söz
ile versin, dilerse yazsın. Asla baskı yapmayalım. ‘ALLAH!’ dediği anda
sözü O’ndan verir. ‘LAİLAHE İLLALLAH!’ diye başladığı anda
biliniz ki, ne dese odur! MEVLÂNA’yım, YEMEN’den naklettim MEVLÂNA’dan
aldığını. Her gününde MEVLÂNA ile kaldı. Bu günden itibaren EYVALLAH,
YEMEN’e sözü bağlandı.
5 ‘Ben! Sen!’ ayırmayın dedik, sözümüzün
başında verdik. O’nu, ‘Bende! Sende!’ demeden bilin! Niyaza durun ki, en
yakınındasınız. Ananız var ya, gölgeniz dar ya! Atın artık gölgeleri, alın
gerçek belgeleri. GARİB, birden bine geldi. Binbir günde, yöne geldi.
Yıllar günün, suna geldi. Elbet bilinen olacak, sevgisi ile baki kalacak.
6 Yavrularınız ile bahtiyar kalınız! GARİB
oldukça, her an beraberiz. Her an sözündeyiz GARİB’in. Göçüne kadar. DOST
YOLU’ndan aldığınız, her murada erdiğiniz için, ALLAH’ıma niyaz
ediniz. Her sorunuzu, artık GARİB’e sorunuz. Komşunu bilirsen, kapıyı
bulursun. Görev, içinin kapısını açar. Asla son gelişimiz yoktur,
GARİB’in göçüne kadar. Çeşmeyi aç, akan su ile konuş. Gönlünde
olanı bildir, göreceksin gönülden cevabını alacaksın. Miktardan söz etmeden
aldığın her varlık, sana ALLAH’ımın bağışıdır, ALLAH’a ısmarladık.
Günü geldikte GARİB’e sor, dedik ya! Yapısını daha önce verdik, kapısını
cümlemiz açtık. Ne diyelim, ne söyleyelim, gönülden gönüle sevgimizi aktaralım.
Her birinin RESULÜ’ne bağlanan adını, YEMEN’den aldık sizlere verdik.
ALLAH’ıma emanet olunuz.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH