28 Eylül 1983 İstanbul

MEVLÂNA’yım ben! 

1 Kurallar değişmez, dilenmedikçe; yazılan değişmez, yaşanmadıkça; olaylar değişmez, kuşanmadıkça. Cümlenize selam olsun, yapıya uyan gönlünüze gelsin. 

2 DOST KAPISI açıktır, komşuya bakarsan; yolumuz açıktır, dilenen ocağı yakarsan; gönlünüz açıktır, yoksulu tutarsan. Her aldığın seninle, vereceğin senden; tuttuğun O’nunla, güdeceğin senden. ‘Alamam!’ diyene de ki: ‘Alış ta, veriş te, yazıdandır; geliş te gidiş te, karardandır. Kararı veren, sen ben değil ALLAH’ımdır!’ Güdülecek sürü, elden geleni bulur. Sürülecek tarla, emekten bilinir. Sofranı açarsan, aşından sayılır. Yolun açıktır gelişe. Uyumsuz olan, kaygu değildir. Uyacak duyacak, dileyecek kalacak, suyun aktığı yerde kendini bulacak. ‘Olur! Olmaz!’ deme, bırak olduğu halde. Sayıya düşmeden olsun, şifaya yol soran LOKMAN’dan alsın. DOST KAPISI dedik, YESEVİ’yi verdik. Yanımızda olanın. Çok verecek, gönülde olanı görecek, sayfada yazılanı okuyacak, el ele olacak. Ağaç altında dur da. Ona de ki: ‘Kaldın derde. Açacak açılacak, kapalı yol geçilecek.’ Yapıya uymayana, kapı açayım deme. Yerden gökten ne gelse, olumsuz diye kaygu etme! Bekle gör! En güzeli bulacak, kapıda değil yapıda kalacak.

3 Her sözün özü vardır, bilmeyene dünya dardır. Geldim kalayım diye, aradım bulayım diye, sordum alayım diye. Dediler ki: ‘Ne geldin, ne aradın, sorduğunda neyi buldun? Yazılan ile geliştin, okunan ile oluştun.’ ‘Bileceğim!’ diyene de ki: ‘Dünya yerinde, aklın derinde. Beklersen alırsın, seversen bulursun, akan suda durursun, yol açıksa yürürsün.’ Yorumda vereceğin, sonunda güleceğin açıktır. ‘Giderse, gelmez!’ diyene sözüm: ‘Gitmeyecek! Gitmediği için dönmeyecek!’ Uzakta oluşan, yakına getiren, bilgiyi serinde bitiren; elbet her olayı aykırı bulur. Kaygu yok! her aykırı görülen olay, doğruya götürür. YARATAN O, yapı da kapı da O, kendinden kendine dönersen gine O! Olumsuz diye gam niye? Çevresine bakmazsa, ocağını yakmazsa; YUNUS misali dönecek, topladığı odunu bulacak. Ne senden, ne ondan; olumsuz gelen, yazılandandır. Kapalı olan kapıyı zorlama, olumsuzluk görürsen horlama! Kendini bulacak, odunu tane-tane alacak. Çevresi döner olsun, çehresi yanar olsun; niyazımız, kendini bilen olsun. Olacak, dumanı ardında kaldı, dönüşe uyacak. Sevgimiz ile yıkayalım, bilgimiz ile dokuyalım, aldığımız her sözü kenara koyalım, sonra akıl süzgecinden geçirelim. Aldığın anda verdiğin cevap; kaynar tencereye dökülen suya benzer, bekle soğusun.

4 “DOST dedik geldik söze, vergimiz vardır size. Gönüller bir oldukta, darlığa dönüşmeyiz; kuldan kula danışmayız, asılsız konuşmayız.” dedi, YESEVİ sözü aldı:

5 “Bir damla suda kainatın bilgisi vardır. Kainatın bilgisi, kul için zordur. Gel el ele verelim, verilen bilgileri çözelim, her satırın altını çizelim. Diyelim ki: ‘Yazıldığı için geldim, yazılanı buldum. Her gün okudum, bilgim ile dokudum’ Aklayacak her olayı, peklenecek fırdolayı. Beklenecek, güzel olan görülecek. Nerden gelirse gelsin, kimin ile olursa olsun, olduğu halde dönecek. Kayguya yer yok! Altın sözünü bilmez, gümüş desen aramaz, sonuna yazılana uymaz, dediğini duymaz. Her kulunda, RABB’imin verdiği bilgi mevcuttur. Gün gelecek, örtüsünü kendi gücü ile açacak.” dedi, YESEVİ selamladı yürüdü.

6 “Döne-döne oluşan, MERYEM ile buluşan, gayret diye çalışan; elden ele dolanır, gül misali donanır; sonbaharda alacağı, seferde bulacağı, satır-satır okunur. Dalmasın, alacak; durmasın, gülecek; sormasın, bulacak.” dedi, MERYEM selamladı yürüdü.

7 “Petek dolu bal ile, kulu buldu yol ile, suyu aştık sal ile.” dedi, PİR SULTAN ABDAL söze geldi, “ALLAH!” dedi dize geldi. “ Gül fidanı ararım, rengi nedir sorarım, her güzeli sararım, AŞKI le yanarım.” dedi, PİR SULTAN yürüdü. “Selam onlara olsun. Üç günde, üç müjde alsınlar.” dedi. 

ALLAH’ıma emanet olunuz.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH