9 Ekim 1983 İstanbul 

MEVLÂNA’yım ben!

1 Merdivende durdum da, kar helvası kardım da, seni beni sordum da, cümlenizi sardım da selama geldim, sevgim ile buldum.

2 “ ‘Demde güzel ne?’ dersem, ‘Gün, güneştir.’ dersiniz, güneşin erdirdiği meyveleri yersiniz; yumuşak hale gelip, gönlünüzde ersiniz.” dedi, YUNUS’um söze geldi:

3 “Kuşlara söz verenin, yapraklara göz verenin, kulu ile BİR olanın yolu elbet bizdedir. ‘Gayrette, gücümüz nereye kadar?’ denir: Toprak, gün, Güneş, su, hava RABB’imden; yolunu kurmak, senden. Çevirdiğim her dalda yeşeren yaprağı düşündüm, dalına aşıyı ben verdim; ne var ki, gün, Güneş oluşa bağlı. 

4 Dağda taşta düz giden, ayağına tez giden; söz etmez, dudak bükmez. ‘Taş ayağı yarmaz mı?’ dedim, dedi ki: ‘HAK, çıplağı görmez mi, gayretini vermez mi?’ ‘El HAK!’ dedim yürüdüm. YARATAN, madem ki yarattığı iledir, cümle bilgi GÜL’edir. SEN’den gelen varlığa, düşmez kulu darlığa.” dedi, YUNUS’um selamladı.

5 “Sağlam duvar çöker mi; DOST, kuluna çatar mı; bilgisine sahip çıkan, bilgisize katar mı? Kulu isem, bildiğim ile hallenirim, sevgisi ile döllenirim, ince dalda sallanırım; derim ki: ‘Beni bana bulduran, bilgimdir; beni seni böldüren, yargımdır; kul gönlünü elemezse, kırgındır.’ ‘Kapalı kapıyı açalım, bilinen yola geçelim!’ denilir. Gideni geleni elemedik, oluru olmazı belemedik, kimseyi kimse ile denklemedik! Elbet kapıyı açacağız, dilenen yöne geçeceğiz.” dedi, MERKEZ’im yumuşak yol bulan ile beraber oldu. “Yerden gökten çağırdık, yelden selden ayırdık, gönlünüzü olumsuzluktan sıyırdık. ALLAH’ım RAZI olsun.” dedi, MERKEZ’im yürüdü.

6 Sağdan soldan ayırma, laleyi menekşeyi kayırma! Yapıda eklenen duvara, adını veresin; oluşumunda, ayna misali kendini göresin. Her adımın yorumdadır, bilse bilmese uymak zorundadır. YUNUS’a söz verenin. Yanımızda olanın. Ne derlerse desinler, yapına asla yön veremezler, kapında olanı yerinden alamazlar. Daha önce dedik, duvarını ördüğüne adını ver! Meydan senindir. Ne yerden geçerler, ne selden göçerler, ne zordan kaçarlar. ‘ALLAH’ım; vergin ile, HAK olan yargın ile, gönlümde sevgin ile YARDIMCI’mı gönderirsin, güç olanı yendirirsin!’ diyesin! 

MEVLANA’yım!

7 Kapadığın kapıya dönme! Biten, günü geldiği için biter. Yeterli olana elini atacaksın, tutarlı olanı yoluna katacaksın. Hiç şüpheye düşmeden oyunu kullanasın, yapında olan ile benliğini bulasın. ALLAH’ımın vergisinde yazılanı göresin. Damda kar üredi ise kürersin, hastalık türedi ise kırarsın. Düşünde olumlu olumsuz kurarsın, bağladığın her düğümde yalnız ‘ALLAH’ım!’ dersin, ADI’nı yazarsın. Yuvanın sahibine. Ekşi tatlı aldığına, bulut yağmur daldığına, her olayda kaldığına inanırsın: olsa olmasa, gine de sevgi ile donanırsın.

8 “Geçmeye geliştik, güçlükte çalıştık, ne verdi ise alıştık. ALLAH’ım RAZI olsun.” SİMİBÜL’ün selamına, cümlenizi alsın. ALLAH’ıma emanet olunuz. ALLAH’a ısmarladık.

9 ‘Oluyorsa.’ denildi, HAK sofrasında ermiş meyve yenildi. Bilen aldı, bilmeyen yanıldı. MERKEZ’im ele geldi, cümle ile dile geldi; ‘ALLAH’ım RAZI olsun!’ diyen ile sohbette kaldı.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH