|
18 Ekim 1983 Üsküdar-İstanbul MEVLÂNA’yım ben! 1 Karar, geldiği yerde; kural, verdiği gündedir.
Selam olsun, cümlenize yolunu açsın. 2 “ ‘HAK!’ dedi isek günde, kalmayalım asla zanda; RABB’imin
verdiği her anda, ‘Kulunum!’ dediği sadece ünde. Sahib olduk ADI’na,
geldik günde andına. Ağaca dala baktık, türbede kandil yaktık; RESULÜ’nün
eteğinden tuttuk, dedik ki: ‘Seninleyiz!’, dedik ki: ‘Günündeyiz.’, dedik
ki: ‘Ayrılmadık, yönündeyiz.’” dedi, YUNUS’um söze geldi, “Varalım gelelim
size.” dedi: 3 “Açtık gönül bağımızı, dedik ‘Aşalım AŞK
dağımızı.’ Olur olmaz demeden, ham lokmayı yemeden, vardık durduk düzüne,
dedik ‘Geldik sözüne.’ Sevmeyi senden öğrendik, RESULÜ adını HAK ile
BİR’ledik. Dolu bardak ala-ala, akan suya dala-dala. Sevenini
çağırdık, bağında üzümü derdik. Sözümüz O’ndandır, ÖZ’ümüz O’na,
gözümüz cümleye.” dedi, YUNUS’um selamladı. 4 “Onbir ayı sayarız da, on ikiyi sararız da, bir gününü
bağlarız, ‘ALLAH! ALLAH!’ diyerek, yollarına uğrarız. Seni beni
BİR’ledik, cümle ile gürledik, ayırmadık sevindik, niyazlara katıldık.”
dedi, HAMZA DOST selamladı: 5 “BİR’den BİR’e döneceğiz,
binbir ile yanacağız; suyu bulduk kanacağız, daldan dala
konacağız; ALLAH’ıma şükür olsun, aynı semada buluşacağız.
Ağlayana ‘Gül!’ dedik; çağlayana ‘Dol!’ dedik; arayana ‘Bul!’ dedik.
Ne taşlar yolu kapar, ne kulu O’ndan kopar. Ömrümüz O’nunladır. ‘Ol!’
dediğine uyduk, kulluğunda gerçeği duyduk. SAHİP’siz
olmadık, niyazdan kalmadık. Selam olsun.” dedi, HAMZA DOST cümlenize güldü. 6 Dertler dağlar gibidir, şifa
bağlar gibidir. Dağda dolup taşacağız, üzüm bağına
koşacağız, her dileyenin elinden tutacağız. Diyeceğiz ki:
‘O BİR’dir, BİR’liğine katılalım; kulu olduk, yoluna atılalım;
RESULÜ ile, haline katılalım.’ Derlerse: ‘Gerçek nedir?’ Senden benden geçelim,
arayana ayna olalım. DOST odur ki; ALLAH’ını sevendir, yarattığını
övendir; yaratılanı bilen, yaratıldığı için övünendir; dayandığı
duvarda, geldiğine uyandır. Yapı kurduk bilene, ‘Gelsin!’ dedik gülene.
Kim olursa olsun, nerde bulursa bulsun; yeter ki, yaratılmışa gönlünü
versin. Yaratılmışa gönül veren, YARATAN’ı bulur. Sözün özünü arayan, her
sese kulak verir. Bülbülün sesini överiz, karga dersek döveriz. Bülbüle ses
veren HAK’tır; kargaya sesini veren kim? Kulun kula vereceği, kuldan kulu
göreceğidir, aldığını sereceğidir. Alalım bilelim, cümle(de?)
O’nu bulalım. Doğduk geldik Dünyaya; dolduk döndük. Gönülleri sayıldık,
dünya günümüzde soyunduk. Boşluk kalmaz, bilirsen; taşlık olmaz,
görürsen; Dünya dar gelmez, bilirsen; yolun bağlanır seversen. Elden
dedik, GÜL’den verdik, cümle kulu selamladık. 7 ÖZ’de sözde duracağız, bir tek günde
göreceğiz, el ele verip saracağız. Olumlu gelen her anda, selama
sizle varacağız. Dört ayda, dört günde YASİN okuduk; her kuluna,
gelsin diye hayır dokuduk. Sizler ile aldık verdik, iletilmiş niyazlara
‘Çiçek bahçesi’ dedik. Öyle bir bahçe ki; gelen aldı, gülen buldu, her alan
sizler ile niyaza durdu. Selamladılar HAK ADI’na dediler ‘ALLAH AŞKI’na
düşenlerden’; bekledik, beklediğimiz kadar aldık, DOST bağını
kuranlardan; ALLAH’ım RAZI olsun, okunan KUR’AN’lar; diyelim: ‘Her noktası ile
aldık alıyoruz, ALLAH’ımın ADI ile BİR’liyoruz!’ DOST bağına
girenlerle RESULÜ yolu versin, açalım kapıları, geçelim yapıları. Bir günde,
cümlemiz aynı yerde toplanıyoruz. Niyazlarınız; o günde birleyiniz! O gün,
gönülden gürleyiniz! Ayın son cuması. Yumuşak yoldan gelir, her biri
selamınızı alır. Alanlar, huzurdadır. DOST yapısı, DOST KAPISI’na açılır. O
kapıdan, her dileyenle geçilir. Akan suda, niyazınız taşınır. Unutmayın
osu deryaya varır. O suda, niyazların sahibi yıkanır. Baktığınız her
zerre, sevabınız dediğiniz olaya şahittir! 8 Yaman geldi sözümüz, cümlede açtı ÖZ’ümüz.
Selam olsun, her sohbete selam ile girilsin. ALLAH’ıma emanet olunuz, dört ay niyaz ayı
biliniz. Tek gün, cümle ile BİR’liğe varılır. ALLAH’ıma emanet
olunuz. KADİR. ALLAH’a ısmarladık.
|