28 Ekim 1983
MEVLÂNA’yım ben!
1 Kurallardan sıyrıldık, yerli yersiz demeden ayrıldık. Her
güzelden aldık, BİR GÜZEL’de bulduk; çevreye gönül verdik. Cümlenize selam
olsun. BİR GÜZEL; O’dur, O’ndandır, O’nundur! Her güzel, bilinendir.
2 Gayrıya yol verenin, ayrıyı yapıda silenin; aldığına
verdiğine şahit olduk. Yoldan soranın, YUNUS’um adına kaydını gördük.
“ Yollar açık, gelene; gönüller aşık, bilene.” dedi, YUNUS’um selam ile
geldi:
3 “ALLAH’ım, gönülde olan ile BAYRAM’a geleni bilir; her
günde, yazılanı okutur. Deste yaptım dalları, ‘Güzel!’ dedim halleri; yorumda
olduğu gibi, bağında kaldığı kadar.” dedi, YUNUS’um dağda
bağda, aradığın her yaprakta izini bildirdi.
4 YUNUS adı anılır, her sofraya konulur. Açık kapalı gelse,
aşık hali bilinir. Çözdük anda düğümü, dedik ‘Göreceğiz
düğünü!’ Saymadan gelse, yolmadan bilse; kulu, yolundan taşı alırdı.
Atacağı, adımda; tutacağı, andında olsun. Kaybolanı değil,
kaydedeni düşünsün!
5 “Çember aldık düzensiz, ocağa baktık
kazansız; demde güzel, sanmayın yazansız. Kapalı gelmez kapı, dayanan bulur
yapı. Açıldık gideceğiz, dileyen her sürüyü güdeceğiz.” dedi, MERYEM
sözü aldı:
6 “MERYEM sözü aldıysa, cümle adın bildiyse,
‘EYVALLAH!’ diyeceğiz. Manaya yönelenin, yolunda yerinde, DOST varsa serinde,
kalmasın soruda. Her alan bilecek, çağrıya uyacak. DOST KAPISI’nı arayan,
‘Halde var mı?’ diyene sözüm; mayaya su katarsan, eylenir; un katarsan
boylanır; yozdan söz edersen, huylanır. YAZAN ile alacağız, gezen ile
kalacağız, arayan ile bulacağız, AŞKI ile dolacağız. Kuma
yolu açalım, gölgeleri seçelim, siret verdik seçelim.
Bizden sizden alanlar, HACI BAYRAM diyenler, sofrada aş yiyenler; yerden
göğe niyazımız yerindedir, ‘Yol?’ diyen yorumdadır. Gideceğiz, HAMZA
DOST ile dilenmeyen her olayı sırtımızdan atacağız. Dilenen kolayı, cümle
ile paylaşacağız. ALLAH’ımın İZNİ açıktır, verilen görevde
gerçeği bulacağız. Seçmeden seçildi isek, ALLAH’ıma
şükredeceğiz!” MERYEM sözü aldı, BAYRAM ile yürüdü, HAMZA DOST ile
sergiye koydu, yapraktan yaprağa çiçekleri saydı. Dedi ki: “ Açılan kapıda
gördüğümüz, O’dur! Kurulan yapıda bulduğumuz, O’dur! Sebeplere
dayandık, YARATAN’a güvendik, bilgimizi savunduk. Elbet her an O’nun ile
BİR olduk. ‘Nerde nokta koyalım?’ desem, diyeceğiniz ‘Sonsuza!’ Nerde
O’nu andı isek, ufkumuz sınırı siler, görgümüz dumanı böler. Yolda giden her
kulu, gönlünde olan ile bulur, sevgisi ile olur, öylece kendini bilir.”
MEVLANA’yım ben!
7 ‘Her adımda yazılanın, mana ile bağlandığı
bilinse; gelecek, yaprak-yaprak okunsa; gerçek, yüzümüze ayna olurdu!’ dediler,
beni bana yerdiler; yapıda olanı, kapıda sergilediler. Aldım öğüteyim,
bilen ile eğiteyim. DOST KAPISI’na vardım, gerçek olanı gördüm. Dedim ki:
‘Bana ayna tutanlar, bilgisini gönlüne katanlar; bana mı, kendilerine mi,
HAKK’a mı hizmettedir?’ DOST dedi ki: ‘Halk HAKK’ı bilir, HAK’tan geleni görür.
HAK, cümle ile beraber olur!’ Onun için, bildiğine yer ver; bilinmeyenden,
kendini ser. Bilmeyen bilen ile oluşur, bilen bilmeyen ile çalışır,
birbirine ayna olurlar. Gönüller birbirinde kalırlar. Geçici olan hiç bir olay
yoktur; kumda iz bırakır, kulda söz bırakır, ömürde ÖZ’e döner. Sular aka-aka
döner, döner; deryada, hızı dür(ş?)er. Deryaya varacağız, cümlemiz
aynı sahilde duracağız, DOST olanı soracağız. Biz bizimle aradık, biz
sizinle bulduk, cümlemiz BİR’e geldik. ‘EYVALLAH!’ diyeceğiz,
TEVHİT’te kalacağız. ‘Gölgeler silindi bizden, geçmiş silindi
gözden. Ayağa kalktığımız gün, birbirimize baktığımız yön, bizi
O’na getirdi.’ diyeceğiz, aldığımız bilgiye doyacağız.
8 “O gün, niyazını bu günden alır. O gün, her
kulu niyazı ile gelir. Yerden gökten, cümlemiz sevinç bulur.” dedi, ALİ
söze geldi:
9 “Bağladığımız eller,
söylediğimiz diller, her an açacak güller. Yaprağı seçeceğiz,
kul olup geçeceğiz. Aldık sizden selam, dilenen yere ileteceğiz.
Yoldan selam verene, DOST haline girene; dayandığı kapıda aşık olup
görene; el verdik, sözünü diledik. Denildi ki: ‘Dağlar ayakta kalsın,
sular dilendiği kadar çağlasın. Her güzel AŞK’ı gönlünü
dağlasın. RESULÜ’nün selamını alan her kulu; dilediği yönde gönlünü
bağlasın, Güneş’e uzun baksın, gölgede çerağ yaksın, bağda
üzüm toplasın. DOST diye(n?) her kuluna.” dedi, ALİ, RESULÜ’nün selamını
cümlenize iletti. “ALLAH’ım RAZI olsun, mayayı, cümlesi gerçeğe uygun
tutsun. Selam olsun. HASAN ile HÜSEYİN’e selam verenlerden, ALLAH’ım RAZI
gelsin.” dedi, ALİ selamladı yürüdü.
10 Bakacağız düzene, uyacağız YAZAN’a.
Selam olsun, gönülde biriken her damla deryaya dalsın.
(Resim
verilir: HAZRETİ MERYEM. TOKTAY’ın bebekliği)
11 Gönüller açık olsun, MERYEM TOKTAY ile
‘Selam!’ desin, cümlenize versin.
ALLAH’ıma emanet olunuz.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH