31 Ekim 1983

MEVLÂNA’yım ben!

1 Konup geldik YUVA’ya, girdik uyduk havaya. Cümlenize selam olsun, komşuda gelişene konuda uyulsun!

2 “Güller açacak dedik, sofraya aşı koyduk, HAK sohbeti ile doyduk.” dedi, YUNUS’um selam ile söze geldi: 

3 “Altın tası alacağım, güzelliği bulacağım, sevgi ile dolacağım. Yoldan gelen soylu arar, ‘Olmazsa?’ der huyluyu sorar. Ne soyundan, ne huyundan geçemezsin; taş ağır ise yerinde kalır, balta bulsan kıramazsın. Kement attığın olayı değerlendirme! De ki: ‘Ağır taşı kaldıramam, olay düzensiz geldi bulduramam, dağlar taşlar eğilse günümü dolduramam. Öyle ise, YAZILAN’a uyacağım, gelen sesi duyacağım, ne derlerse bekleyeceğim.’ ” dedi, YUNUS’um selamladı. Alan bilir, uyumsuza ayak atan bulur.

4 “Dağılan ile oluştum, eğilen ile buluştum, kar yağsa ağaç ile eyleştim. Yol senden gelse, kul benden bilse, yine de gayretin yeri sana buldurur.” dedi, KAYGUSUZ söze geldi: 

5 “Denenmiş olana baktım, değerinden aldığına şahit oldum. Eşine, düşüne, eteğindeki taşına yardımcı olacağım, yolun başında duracağım. ‘Kalayım!’ deme, doyan ile doğandan ayrı kalma, beklediğin söze arkanı dönme! Elbet gelecek, satır-satır aldığını bilecek. Bakacağım satırlara, diyeceğim ki; ‘GÜL güzel, Güneş güzel, gölgeyi nerden alırsın? Oğul güzel, bal güzel, aşına niye tatsız dersin?’” dedi, KAYGUSUZ selamladı. 

6 “Dağlarda geze-geze, deryada yüze-yüze, dayandım ince saza. Saz beni kaldıramaz, dağılanı bulduramaz, gelip geçen yolcuyu ne dese durduramaz.” dedi, PİR SULTAN ABDAL söze geldi:

7 “Bağladığım kuzuyu kurtlar gelip almasın, niyat kurdum yoluma kimse ayrı kalmasın. Eyledik peyledik, gelen gideni payladık, döndük HAK SÖZÜ’ne. ‘Nerden alıp, nereye vereceksin?’ dediler; ‘HAK ile olacak, halk ile bulacağız.’ dedim, DOST KAPISI’na selam verdim. ‘Öyle ise, paylamak neden?’ dediler; ‘Paylamaz, paylaşırız.’ dedim. Lokmayı bir-bir saydım, soğanı elim ile soydum; hep bir olduk, ‘Ne tatlı.’ dedik, aşımızı yedik, HAK sohbetine daldık. Gönül ile oluşuruz,  gününde buluşuruz, sır olanı paylaşırız, sevgide BİR’liğe kavuşuruz.” dedi, PİR SULTAN ABDAL selamladı.

8 “DOST KAPISI ararsan; gönlünü açasın, gönül kırmaktan kaçasın, yolun gittiği yere değil elin tuttuğu yerde uyum bulasın!” dedi, HAMZA DOST selam ile söze geldi:

9 “ ‘Alacağım vereceğim, düzen kursun göreceğim.’ diyen; yaprak verse uyacak, kuşu görse duyacak, toprağa ekse bilecek, suyunu dökse yetecek. Elinde dilinde, ne var ki esirgediği gönlünde. ‘Bulut oldu karardı.’ dediği; ömründe RAHMET olup yağacak, Güneş öyle doğacak.” dedi, HAMZA DOST selamladı.

10 “Bakır sini yerdedir, güzel dersen serdedir, nasibiniz gürdedir. Halk ile halka oldunuz, HAK ADI’na BİR’liği buldunuz, gah dolup gah soldunuz. Gölgeler silinsin, taş derseniz bölünsün. Almaya değil kalmaya niyet kurunuz!” dedi, RABİA HATUN selam ile söze geldi:

11 “Senden benden alacaklar, güzel nerde bilecekler, DOST hamuru yiyecekler, ‘Doğruya geldik.’ diye sözümüzü edecekler.” dedi, RABİA HATUN selamladı.

12 Deryaya baktığın gün, ocağı yaktığın an; sana seni bildirecek, sana güzeli bulduracak, senin ile onu güldürecek. Değişen ile oluşanı bir bilin, demde güzeli görün! Diyesiniz ki; ‘Dört yön de birdir, dört yan da; ne var ki RESULÜ, bilen ile gürdür. Yaprağa renk VEREN, toprağa ahenk VEREN; kuluna, RESULÜ ile BİR’liği buldurur, yapıda o’ndan geleni gösterir.’ Ne ‘Yoluna durmazsam!?’, ne  ‘Koluna girmezsem!?’ diye kayguya düşmeyiniz!

13“ Dumanı almadan bil, olanı olduğu yerde gör, HAK KAPISI açıldı düşünme gir!” dedi, MERYEM sözü aldı:

14“ Yağ verdik, yağcıya sorduk. Dediler; ‘Zeytinlik nerde?’, dedim; ‘Şifa verir her derde.’ Aldığın günde bulacaksın, olduğun halde kalacaksın, gece bitti güne güleceksin. Sağır olan duyacak, kör denilen görecek, bilmiyen dil söyleyecek. 

15 De ki; ‘ALLAH’ıma dayanacağım, O’na uydum uyanacağım, gaflet bitti soyunacağım, ne derlerse desinler meyveyi piştiği anda yiyeceğim.’ ‘Gayreti bildim.’ dersen, hayreti sileceksin; ‘Dört yana döndüm.’ dersen, kendini bulacaksın. Dayanmaya niyet kuralım, cümlemiz O’nun ile olalım, sahip olduğumuzu değil SAHİBİMİZ olanı düşünelim! 

16 ‘Dağları taşısam, yolları aşındırsam, gine gücüm yeterlidir!’ diyelim, her lokmaya şükredelim! Ne yersiz söze, ne mesnetsiz güce asla gönül koymayalım!

17 Karar versem veremem, gidene yazıldı ise duramam, sahifede nokta arasam bulamam, ben beni bilmezsem mutlu olamam. Sevmeyi bilirsin, ‘Bulamam!?’ der üzülürsün. Unutma, seven sevilir, yedi dilde söylenir, yedi elde bellenir, her gönülde noktalanır. 

18 GANİ’den selam aldık, bekledik bulduk, sevindik dolduk, MERYEM’e sorduk. Dedi ki; ‘Eğitene söz verdik, eğilene koz verdik, dayandığı dala destek olduk. Satır-satır okusun! Değişeni görecek, sevgi ile soracak.” dedi, MERYEM selamladı.

19 ‘Kapıma gelen olur, benden öteyi bulur.’ derlerse, diyeceğim ki; ‘Gönül RABB’i ile oluşur, KAPISI’nda O’nun ile buluşur, bilen kulu HAK ADI’na çalışır.’

ALLAH’ıma emanet olunuz.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH