|
22 Aralık 1983 MEVLÂNA’yım ben! 1 Kurduğumuz sofrada cümlenize selam geldi, her
dilenen gönülde kaldı. Oyalı yemeniye isim verdik, ÖZ’ünde güzeli gördük. Ne
orda kaldık, ne yolda durduk, ‘YAR.’ diyeni niyaz ile sardık. Gönülden gönüle
köprü kurulur, dilekten dileğe her yoldan öteye kelepçe vurulur, her
niyazda ALLAH’ımın İZNİ görülür. ‘Gel.’ dedik bilene, bildiğini
dürene, DOST SOFRASI kurana. ‘Gel.’ dedik, RESULÜ’nün haline uyana. ‘Gel.’
dedik, her adımızı anana. Gölge bizden gelmez, bizden diyen soramaz.
Çağrıya her kulak veren, denileni duyamaz. Dayandık, candan geldik, CANAN
dedik, güzeli gördük; bilginizi serdik, doğruya el verene yumuşak yol
gösterdik. 2 “İplik aldım bükerim, su doldurdum dökerim; demde
yolu sorana, altın gümüş takarım.” dedi, YUNUS’um söze geldi: 3 “Doğduğum günden aldım, soyduğum günde
buldum. Kapılarda döne-döne, gönüllerde yana-yana; AŞK ile DOST oldum,
dağlara DOST diye baktım. 4 ‘Almadan eleği bilemezsin, bilmeden bilgini
eleyemezsin, düğümlü ise yumak, dileğine dolayamazsın’ diyene de ki:
‘Yumağı dolamaksa, bilgimi elemekse; ALLAH’ım güç verecek, YUNUS beni
saracak, sabır ile kopmadan her düğüm çözülecek.’ ” dedi, YUNUS’um
selamladı. 5 “Yolda çiçek alacağım, bilgi ile
dolacağım.” SEYYİT OMAR sözü aldı. (HAZRETİ ÖMER değil mi?) EYVALLAH (Ankara’daki Seyit Gazi
türbesi?.) EYVALLAH “Yolları düzde gördük, yolda olanı sardık.
Suyun aktığı yerde, soyluya baktığı günde; her sefer sayılıdır,
gerçeğe dayalıdır. Dumanı sileceğiz, olayı böleceğiz;
yumuşak günden aldık, yapıya geleceğiz. Her niyaz RABB’imedir, DOST
KAPISI’nı açar, dayandığın destek ile eşikten geçer.” dedi,
SEYYİT OMAR selamladı. Çevreyi alacağız, çehreyi açacağız,
dilenen eşikten geçeceğiz. 6 “Aydın güne döndü mü, DOST yüzüne güldü mü;
YUNUS göze verdi de, HAMZA DOST’a sordu mu?” dedi, HAMZA DOST; seyirde olan,
seherde verenden, yoğun gelen selamı alacağını bildirdi. “Satır-satır
okuduk, iplik aldık dokuduk, kuş misali şakıdık. Dileyen alsın,
dumanını dağıtsın.” dedi, HAMZA DOST selamladı. 7 “Derman SEN’den ALLAH’ım, selam SANA. MEVLANA
ile dostluğumu sundum cümleye.” dedi, ŞEMS selam ile söze geldi: 8 “Altını aramadım, su buldum destiyi
soramadım; söz verdim, duvarı öremedim; gönül verdim, cümlenizi
doğuşta göremedim. ‘Yaprak yaprak oluşur, bir ağaçta
buluşurlar.’ dedi, MEVLANA cümlenizden ALLAH’ımın RIZASI’nı diledi.
Doğuşta buluşmadık, oluşta söyleşiriz.
Doğuşta maksat: cümlenin toplandığı, MEVLÂNA’nın anıldığı. (Şeb-i Aruz Törenleri mi?) EYVALLAH. Yol bizleri bağladı, hal her
bileni eğledi, gönülden gönüle köprüler kuruldu. Dayandığımız GÜÇ’te
ALLAH’ım vardır, sakındığımız suçta AFFI Yapraklara ses sordum, ‘Esen yel
ile’ dediler; toprağa ses sordum, ‘Akan sel ile’ dediler; kuluna ses
sordum, ‘ALLAH! ALLAH!’ dediler; ALALUNAĞME’de cümlenizi, var olanlar
gördüler.” dedi, ŞEMS selamladı. 9 “ER olduk ERLİĞİ bildik,
gölgeyi sildik. Dumandan ayrı kalmadan aynaya bakamazsın, baksan da kendini
göremezsin.” dedi, HACI BAYRAM söz ile ÖZ’ü bağladı. 10 “Beklediysem postunu, verir ALLAH’ım
DOST’unu. Açık kapı gireceğim, güzel yüzü göreceğim, yolcu sofra
isterse ‘ALLAH.’ deyip kuracağım, on adımda duracağım, dayanan ile
POSTU’na varacağım. Gerçek, sevenlerindir. Yolunun her düğümü, on
adımda çözülür. Demde gelişen, her adımda oluşan düzene TEVHİD
ile girelim. Dağları yürütemezsin, amma aşabilirsin; denizlerle
boğuşamazsın, amma taşabilirsin; yolları, dilediğince
koşabilirsin. Her adım, hayır olana götürür, her geleni bitirir.” dedi, HACI BAYRAM selamladı. 11 “Bağlardan geçeceğim, üzüm aldım
suyunu içeceğim, gönülden bilmeyenden kaçacağım.” dedi, BEHLÜL’üm
açık kapıda kendini buldu: 12 “Kenara yol açanı DOST dediysek, arkamızı
dönmeyelim; atı azılı bildi isek, binmeyelim. Sabah akşam yuvamızda ne
aşın acısına söz edelim, ne de olmamış meyve tadalım.” dedi,
BEHLÜL’üm selamladı. 13 “ ‘Günün yerini bilene; kement attık tutmadı, bal verdik
tatmadı, DOST yüzüne bakmadı.’ dediler, gönülden verileni sildiler.” dedi,
PİR SULTAN ABDAL söze geldi: 14 “Sevgimiz kement oldu, AŞK’ımız gönülde
kaldı, sözümüz bal gibi geldi de sözü yerenden yorum sordu. Elbet
soracağız, dilenen yola gönül ile varacağız, kim çağırırsa
geleceğiz, el ele olduk dilediğimiz konuya gireceğiz. Seni beni
sorsalar, HAKK’a ‘BİZ’ diye varsalar yeridir. Çok diledim, az bekledim,
‘Bilmem’ diyene bilgimi ekledim, suçlarlarsa söyleneni sakladım Sözümüz günden
değil, her kulunun yönündendir. Meyhaneye gideceğim, saki görsem
soracağım; ‘Mey mi güzel, meyhane mi, saki mi?.’ Mey olmasa, meyhane olmaz.
‘Mey var ise, meyhane dar ise, saki zordadır’ derlerse de, saki görevini biliyor
ise asla zorda kalmaz, her gelene birden vermez. Gönlümüz sırdadır, yolumuz
zorda, sevgimiz kulda. Her birimiz, birbirimize sevgi ile bağlıyız; toz
gelmesin, göz yanmasın diye çabadayız.” dedi, PİR SULTAN ABDAL sözü
KAYGUSUZ’a verdi: 15 “Yerden aradım, yapraklar döküldü ise
toprağı taradım, eken ile ekileni birbirine bağladım. Toprak
veresiye, kulu alasıya, RABB’im cümlenizi göresiye. Akacak su besleyendir,
duyacak kul Kainatı süsleyendir. Yoncayı ele alırsak, yaprağı dile
verirsek, gönlümüzde oluşanı dağıtırız. Sevgi, elbet akımdır, müspet
akım. Toplulukta, ne verilirse o alınır. ‘Kin, nefret geçersizdir.’ denirse de,
sevginin olmadığı yerde menfi akım iletilir, o da bulaşıcıdır. Onun
için, sevelim. Ne derlerse desinler sevelim, ne yerlerse yesinler sevelim, ne
giyerlerse giysinler sevelim ki sevgi bağını kuralım, sevelim ki
sevgisizlik dalını kıralım. ALLAH’ım cümlenizden RAZI olsun, sevginiz ile her
engel kırılsın.” dedi, KAYGUSUZ selamladı. 16 “Her var olan, gelişten dönüşe
VAREDEN’i öğrenmek mecburiyetindedir.” dedi, “Dileğiniz bir lokma
somun verse, yolunda fistanı gütse, gine de O’na şükredebilelim.” dedi,
SOMUNCU dört kapıda günün yorumunu cümlenize bağladı. 17 “Dört kapıya durduğumda, yolu kime sordu
isem, ‘HAKK’a’ dediler benim ile tatlı somun yediler. YEMEN’den yol alanlar,
her yolu BİR bilenler, dört kapıya dururlar. (Dört kutup mu?) EYVALLAH.
Yerini yer bilenler, cümleyi YAR görenler, olumsuzu silenler, gerçekte
buluşurlar.” dedi, SOMUNCU selamladı. 18 ALLAH’ımdan diledik, TEVHİD dedik
özledik, sizler ile gözledik. Her kapıya, bir kapıcı gerekmez. Her kapıyı,
gönüller oluşturur, gerçeği öyle birleştirir; ‘Doğuşa
gelişten maksat odur. Her gönül, aynı çağrıya uyar, aynı çağrıyı
duyar. ALLAH’ıma emanet olunuz. ALLAH’a ısmarladık.
|