23 Aralık 1983

MEVLÂNA’yım ben!

1 Kuşlarla yarışamam, bilse bilmese karışamam; yolumu O’ndan aldım, düzende çatışamam. Cümlenize selam olsun, konuya ALLAH’ımın ADI ile girilsin.

2 Kayalar yol verecek, seven kulu görecek, arayan iz sürecek. Geldik yumuşak yoldan, dedik bilişen kuldan. Koyun kuzu meleşse, her kulu HAK YOLU’nda sözleşse; elbet güzele güler. DOST KAPISI’na vardık, gönül dostlarına sorduk, KAYGUSUZ’dan selam aldık, dönüşe karar verdik.

3 “YARATAN’ın sözünde, cümlenin hep gözünde doğruya yöneldi isek; elbet kulluk bizdedir. Demek yolumuz O’ndan, gelen de O’ndan. Ne gelir benden, ne verir senden, yolumuz cümleden.” dedi, YUNUS’um sözü aldı:

4 “ ‘Söz alır da geliriz, her dileyene veririz.’ denilir, doğuşa öyle sevinilir.” dedi, YUNUS’um selamladı. 

5 “Açık olan kapıya baktım, ocağı gördüm yaktım, kapalı perdeyi çektim. Gün güzel, Güneş güzel, yere döküldü gazel. Ağaçlar giyinecek, kulları sevinecek. Sözümüzde ÖZ’ümüzde, gönüller birlenecek.” dedi, PİR SULTAN ABDAL, “Her nasihatte; bir hikmet, bin himmet vardır.” dedi, selamladı.

6 (z sorar: ‘Konu’ KUR’AN’ın yorumu mudur DEDE’ciğim?) KUR’AN; RESULÜ ile verilir, sözü ile varılır, çevresinde değil ÖZ’ünde sarılır. DOST KAPISI’nda cümlemiz; umuttan aldığımız, kulluğunu bellediğimiz görülür. ÖZ’ümüzde KUR’AN vardır, sözümüzde olacak. Söz ile gelenin, sayfada görülenin verildiği, elbet KUR’AN’dan derildiği bilinir. Olay; geçici değil, eğiticidir; eğlence değil, öğütücüdür. ‘Yapıya gereken her malzeme KUR’AN’da vardır.’ denilir. KUR’AN sende, sen de KUR’AN’dasın. Yolumuz; YUNUS misali okumak, yolu misali dokumaktır. Sevgimizi birlemek, ‘DOST. DOST.’ diye gürlemek. Dağları yürürsek, yollara gülersek, azda çokta ağlarsak; bilgimizi eğitmiş oluruz.

7 “Bayrak her Devletin Beyliğini gösterir. Toprak, kainatın sabrını bildirir. ‘Nerden, nereye?’ denilir. Kulun ayağından, karıncanın yuvasına kadar; çiçeğin kökünden, böceğin çevresine kadar.” dedi, BEHLÜL’üm söze geldi:

8 “Bakır tasta su buldum, SÖZÜ ile gönülden doldum. Deryaya geldim, bilmeden daldım. Verdiğimiz öğüttür; durduğumuz, kayıttır; dayandığımız, söğüttür. Alırsan bileceksin, yol alıp övüneceksin. SEVGİLİ’ye bağlanıp, olumsuzdan soyunacaksın.” dedi, BEHLÜL’üm selamladı. 

9 “ALLAH’ımdan ne gelirse, KUR’AN’a verilendir. Elbet sohbetlerde, sözümüz bilinendir. Adının değil yerinin değeri vardır. Yol, dileyenindir; nerden gelirse gelsin.” dedi, MERYEM sözü aldı:

10 “DOST YOLU’nda BİR’lendik, olaylarda sırlandık. ‘Öğüt versen.’ diyenle, şu sofrada gürlendik. Öyle ise, verilen muteberdir. Hal ile, yol ile, söz ile, su ile günümüz aydın gelir; her kulu, sevgide BİR’liği bulur. Sohbetlerimizde verilen, MEVLANA ile derilen; sevgi bağının örülmesidir. Madem ki RABB’im öyle istiyor, sevmeye her zerreyi, mecburuz.” dedi, MERYEM cümlenizi selamladı.

11 “ ‘Seyran.’ dediysem yola, hayran olduysam kula; onda HAKK’ı gördüğümden, onun ile RABB’imi sardığımdandır.” dedi, SARI ANA selam ile söze geldi:

12 “Yıkık duvarı ördük. Bacayı, dumanı tutmasın diye sardık. Ağaçtan ağaca ipi gerdik; yıkadık, çamaşırı serdik. Her gelene sorduk: ‘Aldığını bildin mi, bildiğin ile oldun mu, RABB’in ile andan ana kaldın mı?’ Öyle ise, yolunu kutlarım; bilgini, cümle ile katlarım.” dedi, SARI ANA selamladı. 

13 “Dağlarda kar var ise, yollarda yürürüz. Dallarda yapraklar çok ise; gövdesini sararız, gölgesine soframızı kurarız, her bir kuldan nasibini sorarız. Alır bilir, kayguyu anında siler. Oluşumda gaye, budur.” dedi, SEYYİT ÖMER selamladı:

14 “Senden gelene değil, RABB’imden verene selam olsun. Mana yolunda, her kulu aldığına uysun. Olayımız, geçici değildir, elbet kulu da seçici değildir. Yerden gökten selam olsun.” dedi, SEYYİT ÖMER selamladı. 

15 (z sorar: ‘Mana ile KUR’AN’ı bağdaştırmakta zorluk çekiyoruz. Yardımcı olur musunuz?’) Korunmayı dileyen her kulu; KUR’AN’dan söz bekler, suyun akışına bakar, iz bekler. KUR’AN’ı okumak değil yaşamaktır önemli olan. Gelişimiz, yaşamayı öğütlemektir. YUNUS, döndü dolandı. Yol mu uzundu, bilgi mi kısaydı? Öğüt üzere döndü, men dilden uzak kaldı. Öylece, ÖZ’ünde olanı buldu. Aslına dön de gör. ‘Okusan değil, dokusan yeridir.’ dedik, daha önce verdik.

16 (p iki soru sorar: 1- ‘SALAT-ÜL EYKE’den murad nedir? 2- Yılan ısırması, neye panzehirdir?) SALAVAT’tan maksat; dayanmayı bilmek, dayanana uymaktır. Her olay, günü geldikte gerçeğini buldurur. Az verirsen güldürür, çok verirsen öldürür. Çektiğimiz tespihte, BİRLİĞİ’ne uydurur.

ALLAH’ıma emanet olunuz.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH