|
Sözlü Tebliğ: 1 Elledim belledim, ak üzümü topladım, yaprağını katladım; çok geldi sevindim, tez bitti övündüm. 2 Yüce ağaca dayandım, iki dal arasına ipi gerdim, kendimden kendime sordum; ‘Biteni ben tutmadım, vergimden katmadım, az alıp çok satmadım?’ 3 Gayret ile gelen hayret ile gider, sürüyü bir çoban güder. 4 Sabır ile yoğurduk, emek verdik savurduk, taze bademi kavurduk. 5 Ekeceğiz YAR ile, göreceğiz kar ile, biçeceğiz ‘Zoru sildik.’ diye. Sevgimiz bilgimize destek olacak, güzel her olay bize kalacak. Sözlü tebliğ: 6 Yosun varsa basma, dal eğilse kesme, gerçek gelmeyene susma; ne var ki, akan su misali taşma, yerden göğe oluşacak düzene şaşma; yolunda gözün olsun, taş gelse de düşme. Sözlü tebliğ: (‘Yandıkça, biz onların derilerini değiştiririz.’ Ayetini lütfeder misiniz?) 7 Konuyu derledik mi, gerçekte gürledik mi, ak ile karayı sırladık mı? Alınan bilgiyi, bilgi ile zorladık. Kaynağın başı gezgine, kaynağın taşı sezgine sorulur; deriden deriye zaman verilir, her günahın kat-kat sırtına vurulur, sonra da tek-tek sırtından alınır. 8 Kimi sonsuzluğu, kimi SEN’sizliği dener; sonsuzlukta güller, SEN’sizlikte renkleri siler. (Renkleri silmesi, birlemesi mi?) 9 Renksiz alemde inlemesi… (Renksiz alemden murat nedir?) 10 Renklerin düzenine SEN’den diye talip olduk, güzel olan her anı SEN’in ile bildik; zeytin dalında oluşan meyveleri saydık, her yaprağında yazdığın cümleleri okuduk. 11 Kapı önüne geldim, bekleyenleri gördüm, elime verdiği nasibi sordum. Dedi ki: ‘Önce nefsimi kırdım, bilene ADEM, bilmeyene sırdım. Ay Güneş’e selam verdi, yıldızlar düzene girdi.’ 12 ‘Bahçeye girelim mi, her çiçeğe selam verelim mi?’ dedim ADEM ile bahçeye girdim. Her biri selamladı… 13 Aldığım kokuyu sordum, ‘Sardığın.’ dediler; renkleri sordum, ‘Bilgine serdiğin.’ dediler. Dizim düzde, başım secde… Gönlümü aradım, ADEM dedi ki: ‘Her zerren ile HAC’da…’ ‘Renk renk çiçekler, elimden tutacaklar.’ dedim, ‘Ektiklerin…’ dedi. |