MEVLÂNA’yım ben!
1 Kusursuz dost aramadık, duran suda saçımızı taramadık, yoldan yola
doldukta, gelen geçene soramadık. Selam olsun, her kapımızı çalandan ALLAH’ım
RAZI gelsin.
2 “Yel eser su taşar, her gölge ‘DOST.’ diyeni aşar;
‘Dağlara söz verelim.’ dedikte, kalanlar gölgesiz koşar.” dedi
YUNUS’um sözü aldı:
3 “Dayandığımız her dalda, yaprağı gördüm, yere kilimi serdim,
gelen-giden her yolcuya sordum. ‘Toprağa ayak koyarsak, yaprağı
dilediğimizce boyarsak; güzele mi, gazele mi hizmette oluruz?’ Boyası da
güzel, oyası da, elde olan aynanın foyası da. Güzelin renginde ...
(Tebliğin
ikinci sayfası bulunamamıştır.)
4 ... VEYSEL’im sözü aldı:
5 “Dar gelmez fistan, yol sormaz destan. Gayrete düşen bilir,
kendinde olanı bulur.” dedi VEYSEL’im selamladı.
6 “Yaprağı açayım, dar geçitte gönülden dilenene ulaşayım.”
dedi, KAYGUSUZ sözü aldı:
7 “BİRLİK’e talip olduk her birimiz, BİRLİK’te
geçecek dilenen günümüz. Bahar olsa, yaz gelse, yağmur yağsa, sel
olsa; gönül güzele bakar, gayrette olsa.” dedi, KAYGUSUZ sözü MERYEM’e verdi:
8 “Ormanda nefese güç vereni buldum, her yerde BİRLİK’ten BÜTÜN’e
vardım. Yumuşak olursam, bilgime sorarsam; alacağım cevabı kaydında
gördüm.” dedi, MERYEM sözü SARI ANA’ya verdi:
9 “Tavuklara yem verdim, danaları anaya saldım, buğdayı tarlaya
serdim. Gördüm ki, her emeğin emekçisine RABB’im yardımcı gönderir,
taşıyacak ata sahibini bindirir. Elimi göze perde yaptım, dost kapısına
dolu sepeti taktım, nasibin gelişine baktım, her ocağı hizmetim olsun
diye yaktım.” dedi, SARI ANA cümlenizi selamladı.
10 “Gerçeğin verildiği yerde, kalmaz kulu asla darda. ‘Havuzdan
alayım.’ diyen, havuz balığı yiyen; deryadan geleni bilse, bildiğini
her sevene bölse; noktada sebep aramazdı.” dedi HACI BEKTAŞ sözü aldı:
11 “Yan yana gelen kulları, ayrı olsa da yolları, sevgi bağlar
gönülleri. Sensiz oluşan kainat, seninle buluştu da; noktayı sildi
mi, her noktada aradığını buldu mu?” dedi, HACI BEKTAŞ selamladı.
12 “Gür akan suya yol veren dursa, cümlesini gerçek bulursa; elbet her nefes
geçerlidir. Kaymayı denersen buz üstünde, donar gelirsin söz üstünde.” dedi, LALELİ
selam ile söze geldi:
13 “Diller söylesin GÜL’ü, gönüller ayırsın şerri. ‘YAR.’ diye-diye
geldik, her lokmada ADI’nı andık, doğruya ALLAH ADI ile yöneldik.” dedi LALELİ,
yerden göğe bildiğini, bir nefeste saklı budu. “ Her nefesin
bağladığı düzenedir, sahibinin her ağaçtan topladığı YAZAN’adır.”
dedi, LALELİ selamladı.
14 “Binbir söze yol aldım, binbir kelama daldım, her kelamın
gerçeğini sordum. Dediler ki, ‘Adın ile yazılır, AŞK’ın ile okunur,
muhabbette dokunur.’ ” dedi, TABDUK EMRE söze geldi:
15 “Sessizliği bildim aldım, ses vereni sevgim ile sardım; dağılanı
topladım, YUNUS ile katladım. Ne benden arttı, ne YUNUS’u tarttı. Her sevgiyi
birbirine kattı.” dedi, TABDUK selamladı.
(Resim
verildi: YAHYA PEYGAMBER ve YEDİLER’den MERNUŞ)
16 Dostlar günü peylesinler, her öğünde sohbetine eğilsinler. HAZRETLER’den
verdiğimiz, ‘YAHYA.’ diye sorduğumuz. YAHYA PEYGAMBER, kendisinden
çok önce varolan YEDİLER’den MERNUŞ ile mana sohbetinde. Sizlerden alır,
sizlere verir. Daha önce verdiğimiz YEDİLER’de, MERNUŞ
resmedilmedi. Sohbete cümlesinin adına gelir, SEVGİLİ’de
aradığını, cümlenizde bulur.
17 “Secde, kulun gerçekle perdesini aralar. (Namazdaki secde mi?) EYVALLAH. Yollarda arayana,
düzen verir kurallar. Mayasız ekmek olmaz; yaprağa, kök almazsa su varmaz.
Dost ararsan, kendine yönel. (Kendi
kendine kal?) Değil. Kendine yönelen, kainat ile dolar.” dedi, YAHYA
ile MERNUŞ, cümlenizi selamladı.
MEVLÂNA’yım!
18 Layık olduğunuz her konu, gün-gün açılır; yapraklara su yürürse,
her güne daha güzel geçilir.
19 ‘MEVLÂNA'yım!’ dedik, sözümüzü verdik. Miracımız gönüllerde. Söz ile
yaz ile geldik, ‘LALELİ.’ dedik verdik. Ayağımız terlemedi kumdadır,
adımız her anıldığı yerdedir. Yolda olana verdik, ‘TABDUK’a selam.’ diyene,
cümlesinden selam getirdik.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH