27 Mayıs 1984 İstanbul- Mecidiyeköy

MEVLÂNA’yım ben!

1 Gerçeği yoldan bildik, gönülde HAKK’ı bulduk, DOST adını sevginiz ile aldık. Selam olsun, her adımda aradığını bulsun.

2 “Dağlara ses versem, gölgem silinir; yollarda iz görsem, sevgim dağılır; aldığın her nefeste, bildiğin cümleye bölünür.” dedi, YUNUS’um selam ile geldi:

3 “Yayı gerdim, oku hedefe verdim. DOST arayana sordum, ‘Eteğinde taş var mı? Giydiğin fistan dar mı?’ diye. Yollara güleceğiz, gidecek geleceğiz; her sofrada kaşığı ile gelene selam vereceğiz.” dedi, YUNUS’um selamladı. Cümleye. Yağmur toprağı besler, ekersen kainatı süsler; aldığına verdiğine şahittir Dostlar. YAR diye-diye geldik, YAR’dan gelene güldük.

MEVLÂNA’yım!

4 Konuk gelene kayıt sorsan; ne zordadır, ne kârdadır, eski diye attığın eşya hurdadır. Dergah bilen ile verir, bilmeyen ile erir. Aldığın sözü olduğu gibi bilesin, MEVLANA ile arandaki perdeyi göresin; kapına geleni sorasın, aştan mı, taştan mı nasib diler. Aştan ise, sofrası dolar; taştan ise, çevresi güler. Her darlığın bolluğu geçerlidir, kul bilirse tutarlıdır. Ayırmadan aldığın her lokmayı kayırmadan verdiğin bilinir, DOST KAPISI’nda dağılan her zerre geçerli hallere bölünür, gölgesi bol ağacın altında nasibin görülür, sevindiğin halde yumağın örülür. Olumsuz gelecek deme, kayguyu önüne katma. Almayı dilediğin yapıya, olumsuzluğu asla sokma. Yaprak nasıl dalı günü geldiğinde boş bırakıyorsa, niyazın da dalı süsleyen yaprak misali gün-gün okunur, kaderin ile dokunur.

5 MERYEM, “Yolu bilenden, yolda gerçeği bulandan razıyım, ALLAH’ım RAZI olsun.” der, niyazını niyazına katar, elinde meşale tutar; yolun aydın olsun, dilenen şifayı bulsun diye. Dar gelmesin fistan, yanlış okunmasın destan. “Gölün suyu serin olur, gidersen derin gelir; dağlar gölgesini verir. Açtık yeşil kutuyu, gönülden attık kötüyü. Sert geleni vura-vura, yolu aldık dura-dura, hep ağaçlar sıra-sıra. Selam verdik, gönül aldık, ALLAH dedik deryaya daldık. Kuma adım atacağız, GÜL dalını tutacağız, taş gelirse iteceğiz.” dedi, MERYEM düne geleni günde sildi.

MEVLÂNA’yım!

6 Ocağı yakacağım, tavana feneri takacağım, her güzele O’ndan diye bakacağım. Seferde adım atana her adıma yetişecek, el ele tutuşacağız; gemiye geldim dese, sahilde bakışacağız. ALLAH’ıma emanet olunuz. 

7 “MERKEZ’den söz dilesen, sözü alıp elesen; çöpü asla olmazdı, gittiğin yoldan ayrı kalmazdı. Her an, her gün, sofrada aşın, sohbet ile başın. Gerçeğin bilincinde, yerden göğe inancında olduğuna cümlesi şahittir.” dedi, MERKEZ’im selam iletti.

8 Üç öğün bir sohbette bağlanır, her sohbette alan veren bellenir, Dostlar gelsin denir beklenir. Cümle Dostlar her sohbette mevcuttur, anıldıkları kadar; ne var ki, kime İZİN verildi ise o söyler. ALLAH’ıma emanet olunuz.

ALLAH’a ısmarladık

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH