|
14 Haziran 1984
MEVLÂNA’yım ben!
1 Yaprak dalda güzeldir, kulu halde, ‘Dağlara
gideyim.’ dersen yolda. Duman yolu kapamaz, giden ile gelene DOST yolunu açtı
ise düşman bir şey yapamaz.
2 “Gölgeyi sildi YUNUS, bağladı geldi yolu, her
destide su dolu. Ayaktan söz edene, sözü güzele katana selam olsun; duran
gemide uyuyan tayfaya ALLAH’ım YARDIMCI göndersin.” dedi, YUNUS’um selamladı.
3 “Gemimiz yol alandan, tayfamız hal bilenden… Gelmekten
şikayetçi olmadık, gitmekten asla korkuya düşmedik.” dedi, YAHYA
EFENDİ sözü aldı:
4 “Çevremden getirdiler, kayguyu bitirdiler, uymayanı
götürdüler; bir tabak aşa, bir sakin başa GÜL’ün rengini kattılar.
Gelmeyi dileyene, sormaya davranana de ki; ‘Her binek taşı adım atanındır,
her at başını tutanındır, gümüş tasa su koyarsan yapının
gerekçesidir.’ ” dedi, YAHYA EFENDİ selamladı. (Kime?) ‘Dağlar, gerçeğin örtüsüdür.’
diyenin, gayreti her adımda öğretenin, yoldan gelip yola niyet edenin.
5 “Alacağız DOST elini, tutacağız
DOST belini, seveceğiz eldeki gelin telini.” dedi, TELLİ sözü aldı:
6 “ ‘Yollar uzatır günü.’ diyene, de ki; ‘Kader
okutur yönü.’ Bayram sana gelirse, YUNUS sözü verirse; katıldığın her
sofrada gerçeği alırsın.” dedi, yoldan gelene TELLİ selamını iletti.
7 “YUVA’ya sözümüz; boynumuz kıldan ince. Her adım
öbüründen önce getirir, bağladığım her düğüm açtıkça güldürür.
Baktığım günden geldim, say ile soyluyu gördüm. Sayda düzen, soyluda YAZAN
bilinmiş, her sargıda YARATAN’ın ELİ görülmüş.” dedi, HAMZA DOST
sözü aldı:
8 “İki elinde desti, yolumu dostlar kesti. ‘Gün
ağardı bilesin, Güneş geldi gülesin.’ dediler, her adımda niyazlar
ettiler. Bahçemiz çiçeklerle doluştu, böcekler her çiçekte buluştu;
naz ehli candan geldi, CANAN ile konuştu.” dedi, HAMZA DOST selamladı.
9 “ ‘PİR SULTAN ABDAL’ dediler, GÜL dalını elime
verdiler; başıma usta oldum diye sargı sardılar, divana alıp sorgu
sordular. Dayandım YÜCE’ye, bakmadan geceye. Söyledim gerçeği, gerçekte
senin benim andımı. Gelen günde gönüller AŞK’ına yandı mı; ne sorgudan
kaçarsın, ne AŞK’ından geçersin.” dedi, PİR SULTAN ABDAL; sarığı
attı, divanı bıraktı, kucak açan gerçeğe ‘Yolum.’ dedi yürüdü, cümlenizi
selamladı.
10 “Ben miyim seven SEN’i, SEN misin seven beni?
İçinden çıkamadım, geriye bakamadım, su aldım dökemedim, ağaç diktim
sökemedim.” dedi, KAYGUSUZ sözü aldı:
11 “ ‘Su elinde kaldı mı?’ dediler. Su benim,
bana gerek; yol benim, sana getirecek. ‘Ağaca su dökemedim.’ dediğim,
RABB’imin, RAHMET’ini cümleye paylaştırdığındandır. Ayağıma
elime, ayakta tutan belime RABB’im kuvvet verecek, her varolan bildiği
halde görecek.” dedi, KAYGUSUZ cümlenizi selamladı.
12 “Doğru eğri bilinir, kainatı YAZAN
ile okuyan sevilir, bildiğini dokuyan övülür. Devran SEN’den ALLAH’ım,
ferman da SEN’den; MERYEM verdi ise düzenden, her okuduğu YAZAN’dandır.”
dedi, cümlenizi selamladı.
13 “Beylerden ağalardan, ocaklardan kucaklardan
öğrendik, güzele çirkine eğlendik. Gün geldi, gönül doldu, gönülde
fırtına oldu; yapıya kapıya kaygu gitti, sevinç durdu.” dedi, HACI BAYRAM sözü
aldı:
14 “Her gönülde fırtınayı görürsün, her ömürde iniş
çıkış bilirsin. Bilinmeyen tek şey, gönüllerin bilinç ölçüsüdür.
dostlara açtığın kapında, kendi kendine kaldığın yapında gerçeği
bulduğuna sevinçliyiz.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.
15 “Gökte yıldızları saydım, güzele bütün varlığım ile doydum,
kayan her yıldıza sordum; ‘Gidene mi, gelene mi selamdasın?’ Dediler ki; ‘Var olandan
kelamdayız.’ Güzele her kulu taliptir, unutulmasın çirkin denilen sadece
kalıptır. Korkuya düşmeden geldim, her var olana sordum; ‘Geldiğine
pişman mısın?’ ‘Asla.’ dediler, TEVHİD ile eğildiler.
Başımı yere koydum da, ‘YA RAB.’ dedim, ‘Benden SEN’i ayırma. SEN ki
YARATAN’sın, yolumu bilincim ile aratansın.’ ‘Yumağını sar.’ dediler de,
bana her adımda beklemeyi öğrettiler, RABİA adına gölgeleri sildiler,
her yaprağı dileyene böldüler.” dedi, RABİA cümlenizi selamladı.
16 “Bayrak açalım güne, rüzgarda geçelim yöne.”
dedi, SARI SALTUK sözü aldı:
17 “Bin defa andığım günde, SEN’sin; bin
defa yandığım günde, SEN’sin; gönülden gönüle aktığım, SEN’sin
ALLAH’ım.” dedi, SARI SALTUK; her nefese bir niyazını ekledi, selamladı.
18 Kalede durdum, gelen her atlıya gördüm, ‘Adı
nedir?’ sordum. Dediler; ‘HAMZA’. (HAZRETİ
HAMZA mı?) EYVALLAH. Dün de, bu gün de savaştadır, gelende gine
savaşta olacak, her yiğide el verecek, yardımcı olacak. (Aynı nedenle savaş mı?) EYVALLAH.
MEVLÂNA’yım!
19 “Yorumdan aldığımız gibi, bilgimizde bulduğumuz
kadar her olaya yön verelim, boyuna enine değil gönlüne katılalım.” dedi,
MEVLANA YUNUS cümlenizi selamladı.
ALLAH’ıma emanet olunuz.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
|