|
21 Haziran 1984 MEVLÂNA’yım ben! 1 Güzel dedik her olaya, katılmadık kolaya; sevdik geldik
haneye, yolu sorduk cümleye. Selam olsun, seyrini bilen konuya dursun. 2 “Daldan dala söyleşen, her nefesi paylaşan,
gelenden gidenden DOST ADI’nı sorana selam olsun.” dedi, YUNUS’um söze geldi: 3 “Doğan Güneş’e baktım, ocağı öyle yaktım;
destiye suyu döktüm, seherden gelen ile ayağa kalktım. Nefes, DOST
KAPISI’nı soran kafes. Gelmeyi bildik, sevgin ile olduk.” dedi, YUNUS’um
selamladı. 4 “Defterin yaprağına, ağacın toprağına göz
attım, dost diye baktım, kuluna söz ettim. Çevirmeden yaprağı, sulamadan
toprağı, dilediğini alamazsın. ER’lik yolunda kalamazsın.” dedi,
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı: 5 “Yumuşak gelen yolda, ‘Dost.’
dediğin her kulda, kendi gerçeğini görürsün. Yumuşak yolun
sevilen kuluna selam olsun, attığı adımda dumanı silsin. Kapıya geldi ise
DOST’u, eşiğe koydu ise postu, bil ki düzende yerin vardır.
Aldığın her satırda dumanını silesin, VAREDEN’i bilesin; aynayı ele
verdik, kendini göresin.” dedi, PİR SULTAN ABDAL selamladı. 6 “İndim havuza, döndüm yavuza. Kem sözü
dilden attım, olumsuz gördüğümü dağlara sattım, gelen giden ile
yerimi tuttum; dar geldi denilen fistanı, güzelden geçer diye dileyene verdim.”
dedi, SEYYİD OMAR sözü aldı: 7 “Mirasın bölündüğü, satana gülündüğü günde
sabır ile bekleyene; aldığı gülü koklayana, yapıda kalanı bilip, geçeni
katlayana… Çevrende yardımcı arasan kendine yönel, de ki ‘YARDIMCI’m
ALLAH’ımdır.’ Kendimi bildi isem, gerçeği buldu isem, HAK ile doldu isem;
nefesim O’na varır, YARDIMCI’m beni görür, ALLAH’ım cümleyi korur.” dedi,
SEYYİD OMAR selamladı. 8 “Dayanmayı bileceğiz, DOST diyene güleceğiz,
post vereni soracağız.” dedi, RABİA sözü aldı: 9 “ ‘Yorgun geldim düzene, sebep sordum YAZAN’a.’ dersin,
her sefere ‘Olumsuzu sileceğim.’ diye niyet edersin. Olumsuz görmeden kal,
deryaya geldiğini bil. YAZAN’ın yazdığında elbet sebepler mevcuttur,
yapında her olay geçittir. Nefesine güven, sevgin ile dayan, Dostluğuna
doyan seni bilir, sende olanı görür. Yapında gerçeğe ayna olacak günde,
asla dumanı önüne katma.” dedi, RABİA selamladı. 10 TELLİ adına yol verdik, TELLİ ile
yolu sorduk; dedi ki, “ Gelenden selam aldık, Dostluğuna ayağa
durduk, ağaçtan ağaca ipi gerdik, gelene gidene sorduk; ‘Yaprağı
mı, GÜL’ü mü, dalı mı?’ Kimi dalı dedi, kimi GÜL’ü, kimi yaprağı; selama
gelene sorduk, dedi, ‘Kökü ile bütünü…’ Yolların, YUNUS’a benzer hallerin.
MEVLÂNA’ya YUNUS ile gelişim, MEVLANA ile bilişim, MERKEZ’im ile
oluşum; sebeplerin yazısıdır, birbiri ile dizisidir.” dedi, TELLİ
selamını iletti. MEVLÂNA’yım! 11 Duyandan sesi aldım, doyan ile sofraya
geldim, her kulunda gerçek NUR’unu buldum; ‘HAY’ dedim, her zerrem ile
darlığı sildim; GÖNÜL ERLERİ’ne her zerremin sırlarını bildirdim. Alan ile dolana.
BİR’dir BİR’liğe dönen, BİR’dir BİR’likte olan,
BİR’dir cümle ile kalan; dayandığı kapıda, sende olan gerçeği
bulan. 12 Darlığa düşmeden geldik, ayrıya
düşmeden sevdik; geldiğimiz halde kaldık, gölgeyi bilgimiz ile
böldük. Selam olsun, her kulu sevabını kendi gönlünde bulsun. Yerden tozu
bildikte, seven gönülden sildikte, ayna misali oldukta, alacağımız her
nefeste gerçeğin bilgisi vardır. ‘Gerçeğin bilgisi nedir?’ denilir:
Ördüğün duvarın harcını bilmezsen, yıkılır, sıvası dökülür. DOST kıldı
isen hevesi, DOST ADI’na alırsın nefesi, bir-bir okursun kafesi. Dersin ki:
‘Bir bedende bin hale, bir halden binbir suale geldi isen okursun, bildi isen
dokursun.’ 13 YUNUS daldı kanala, yolu sordu hamala. Duman almadan
geldi, duman vermeden buldu, her sohbette HAK ADI’na kaldı, sözü cümleye verdi.
Dağlara sordum yeli, dediler ‘Saldık seli, SEYYİD OMAR verdi yolu,
her adımda alır eli.’ Duman asla kalmasın, bahçende çiçek solmasın, destine
bulanık su dolmasın. ALLAH’ıma emanet olunuz. ALLAH’a ısmarladık. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH |