|
21 Temmuz 1984 1 Kuyudan su alacaksak, korkuyu kuldan bulacaksak;
GÜVENDİĞİMİZ’e nasıl selam veririz, nasıl ‘Kulunuz.’ deriz?
Dağlara giden yolu, kuluna gülen hali; gölgesiz alacağız, korkuyu
sileceğiz. ‘Aldım gönül sesini, sildim dünya hevesini.’ diyene de ki;
‘Gönüller GÜL’e açık. Güller cümleye verilir, her bahçede görülür.’ 2 “Gönlümüzün sesini alalım, dünya hevesini HAK YOLU’nda
bulalım.” dedi, YUNUS’um söze girdi: 3 “Altın iplik öreceğim, toprağı ekeyim diye
süreceğim; altın iplik ile diktiğim fistanı, sergiye koyacağım;
Dost düşman demeden, her geleni duyacağım.” dedi, YUNUS’um selamladı. 4 “Kapı açık gireyim, kim var kim yok sorayım… Gelen giden
toplanırsa, bir satırda katlanırsa; sofrayı kuracağız, yorumda
gerçeği bulacağız.” dedi, BEHLÜL’üm sözü aldı: 5 “Al elma sarı elma, gönülde sevgi cümleye
dolma; bilmeden gelse olur, bilgide gayrı kalma. Seven sevilen güler, Dost
deyip selamını bekler; aldığı ile verdiğine, kaygu ile
derdiğine, acı tatlı demeden bohçasına koyar. Atalım benliği, satalım
senliği, tutalım BİR’liği, silelim körlüğü.” dedi,
BEHLÜL’üm selamladı. 6 “Yaylaya çıktım düzde, ovada ekin sözde. Akan
sular var eder, cümle alan kâr eder. Diktiğim bağda üzüm,
kurduğum düzende sözüm; senindir, seninledir.” dedi, MERYEM sözü aldı: 7 “Kapanmaz kapıda durdum, DOST haline verdim; bilene
bilmeyene sordum, ne var ki mantığım ile yordum. Güzele güzel diyen her
kulu, ÖZ’den geleni söyler; yapıda olan kulu, ÖZ’ünü cümleye böler.” dedi,
MERYEM selamladı. 8 “Yollar açık gidelim, çoban olup sürüyü güdelim,
dayandığımız ağaç ile vergisini bulalım. Can, CANAN’a güler de; CANAN
can ile olmaz mı, kainat öyle gönüllere dolmaz mı?” dedi, VEYSEL’im sözü aldı: 9 “Bağladığım at, yerini bilir; yerini bilen at,
yükünü alır, her hal ile hizmetini verir. Yüklendiği göreve, çevremde
aradıkları ben isem; RABB’imi bildiğimdendir, yarattığını
sevdiğimdendir.” dedi, VEYSEL’im her adımına niyazını ekledi. 10 “Noktaya eklediğim her nokta, BÜTÜN’den
geliştedir. Dağdaki tozu dahi, ‘Gerçeğin bir zerresi’ dersen;
BÜTÜN’e olan inancına şahit bulmuş olursun.” dedi, HAMZA DOST sözü
aldı: 11 “Sert gelen her olay, GÜL ile yumuşar.
Yaprağın bütünlüğü, kökünden gelen suya bağlıdır. Kulun bilgisi,
gerçeği bilen soya bağlıdır. Doyumsuzluk, düzenin
uyumsuzluğundandır. Ne kaygu, ne yargı gerekmez.” dedi, HAMZA DOST
selamını kum taneleri misali cümlenize iletti. 12 “Duvarı öreceğiz, DOST gelsin diye
kapısını açık göreceğiz. Her gönülde olanın gerçeğini, kendisince
varlığını, VAREDEN’in yapısına diye seveceğiz.” dedi, SİNA söze
geldi: 13 “Kapıyı dar örmeyelim, YAR gelir bulur. Çatıyı
kapatırsak, yerdeki çamur kurur. Aldığımız yolu bildik, RABB’imiz korur.”
dedi, SİNA selamladı. 14 “At alalım koyuna, selam diyelim soyuna; uyum ile
oluşan huyuna, geldik sabah yoluna.” dedi, HACI BAYRAM söze girdi: 15 “Davara yer aradık meraya saldık, dağlardan gelen
havayı sevdik. Aldığını bilen ile verdiğini sayana, ‘Kayguyu silsin.’
dedik. Ala-ala olacağız, vere-vere bulacağız, seve-seve ereceğiz;
YAHYA ile söze girdik, cümle ile konuya gireceğiz.” MEVLÂNA’yım! 16 Balık aldım dereden, ayrı kaldım sorudan,
yolu buldum korudan. ‘Seher vakti duracağım, GÜNEŞ ile vereceğim.’
dediler, mor rengi AŞK’ı diye övdüler. Mor, ulaşılamayan AŞK’ın
bilgisini verir, akım ile tarif edilir. HACI BAYRAM ile YAHYA, mor akıma
ulaşmış BİLGELER’dir. 17 “Üç öğünde andığımız, bir ömürde
bulduğumuz gerçeğe ayna olan her gölge, bulgumuzun şahididir.”
dedi, SARI ANA ile KAYGUSUZ sözü aldı: 18 “Çölde deve güdeceğim, ben YEMEN’e
gideceğim; cümleye sözüm verdim, cümlesini arkama katacağım.” dedi
de, SARI ANA ile KAYGUSUZ Güller bahçesinden, gönüller bohçasından, her
birinize DOST selamı iletti; DOST’luğa EYYÜB’üm ile MERKEZ’imi de kattı;
YEMEN’den gelen selamı cümlenize ışık diye tuttu. Selam ile geldiler,
selamlayıp yürüdüler. (Resim
verildi: HAZRETİ HÜSEYİN) 19 HAZRETİ HÜSEYİN, “Gölgeleri silsinler. Her
günlerine hayır desinler, gülsünler.” dedi, cümlenizi selamladı. 20 Hayra açık yolumuz, hayır verdi kulunuz. Gönüller
BİR’lik olsun, her konu açık gelsin. ALLAH’ıma emanet olunuz. ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
|