19 Temmuz 1984

MEVLÂNA’yım ben!

1 Dağlara ses verdim geldim, kullara söz verdim durdum, her kulunu sevgi ile sardım. Selam olsun; dumanı silen, DOST geleni bilsin.

2 “Ağaçlar dizi oldu, yaprakları söze geldi, her dalında gayret kaldı. Yokuşa çıkayım diyen, meyveyi olgun diye toplayana selam olsun.” dedi, YUNUS’um sözü aldı:

3 “Eğriye eğri dersem, eğri dal kırılır mı? Eğri olan temele düz duvar kurulur mu? Güneşe talib olan, kar gelse yorulur mu? Gelmeyi dilediyse, geçmişte kaybolur mu?.” dedi, YUNUS’um selamladı.

4 “MERYEM ile bir sözde, DOST aradık her gözde; sevgi olsun gelişsin, NUR’u kalsın her yüzde. Dağılanı toplayan, bir bohçada katlayan, bilgisine eklerse, gelişsin diye beklerse; elbet günün yerini bilir, olduğu halde kalır.” dedi, MERYEM selamladı.

5 “Dermediğin yaprağı, görmediğin toprağı, elbet eleyemezsin; elindeki ipleri, her ağaca dolayamazsın.” dedi, YAHYA EFENDİ sözü aldı:

6 “Her subaşı, bekleyene güzeldir, DOST arayana özeldir. Sevgi yayılır bölünmez, değirmene versen öğütülmez, asla pazarda satılmaz. Öğrenci kul ise, öğreten gerçeğin bekçisidir. Bağımsız olan, her gönülden yayılan, sevginin HAKÇA’sıdır.” dedi, YAHYA EFENDİ selamladı.

7 “Girdim üzüm bağına, dediler ‘Düştün sevgi ağına’ Çıksam dedim bilginin yüce dağına, dediler ‘Gel DOST gel, bilgin ile kal. Yerden göğe büründüğün hal, dağlardan yücedir.” dedi, HAMZA DOST sözü aldı:

8 “Bilgi dağı ulaştırır, gönül ağı bulaştırır, hal ile geleni her gönülde dolaştırır. Bil ki O’ndan geldiğini, bilgine gölge düşmesin. Bil ki O’nun ile olduğunu, gönlünde oluşan şaşmasın. Bil ki O’na varacağını, aşkın yerli yersiz taşmasın. Almayı dileyen her kulu, niyeti ile alır yolu. Düşmediyse akan suya, dilediği gibi bakar bilen soya.” dedi, HAMZA DOST selamladı. 

9 “Kapanan kapıda durma. Uluyan ite vurma. Attı ise destiyi, işe yaramaz diye kırma.” dedi, BEHLÜL’üm sözü aldı:

10 “Bağlı duran atın yerden göğe yapısı, kendinden olmayana bağlıdır; çözelim, bilgin, kendinde olana katılsın. Çevreye uymasa da, yerini buldukta, dumanı sildikte, güzelin en güzeline uyacak.” dedi, BEHLÜL’üm selamladı.

11 ‘Güneşten yandım, gölgede dondum.’ diyene, düzenden sorumsuz kalana… Günün yorumuna girecek, kayguyu bilgisi ile karacak. Kement attık olaya, dedik HAK ADI’na dolaya. Çevirmeyi bilecek, adına yıldızlar gülecek. DOST aradı, her Dostta RABB’ini gördü, bilene bilmeyene sordu; ‘Bağa mı gireyim, ormanda mı yürüyeyim?’ Dediler ki; ‘Bağda Dostlar bekleşir, ormanda sevgi çoklaşır, her birine seven kulu yaklaşır.’

12 “El ele olacağız, kapalı kapıda duracağız; açılsın diye bekleyecek, açılmazsa kıracağız.” dedi, İBN-İ SİNA sözü aldı:

13 “Dost geldi ise kapıya, talib oldu ise yapıya; açmayan, kul değildir. Dayandık YÜCE’ye, gücümüz az değildir. Güzel dedik her olaya, sözümüz sadece haz değildir. Aşı ocağa koyduk, noksan gelen, tuz değildir. Sabır dedik, niyaz ile bekledik, her olayı niyaz ile topladık.” dedi, İBN-İ SİNA selamladı.

MEVLÂNA’yım!

14 Avucumda okuduğum, aklım ile dokuduğum, bu düzende gelişecek; seyre daldığın her olay, bilgin ile yarışacak, gün-gün birbirine karışacak. Asla şüpheye düşme. Demde benden sorulan her çizgide, artıya artı düzeni ile yerini alacak. Bağlanacak her düğüm, çevrende düğün sevinci verecek. YUNUS ile aldığımı, VAREDEN’e sorduğumu, MEVLANA da verecek. 

15 Her devirde aynaya sırtını veren vardır, değerlendirirsen ÖZ’den gelene kârdır. ‘Değirmene su gelmezse?’ diyene de ki; ‘Su olmayan yerde değirmen kurulmaz. Akıl değirmeni kurdu isen, suyum aldığındandır.’

16 MEYDAN cümlenin niyazınadır. Her dileyen gelir, her dileyen alır, her dileyen verir. Dost dediğin, günde değil ömürdedir. Dileyip yakayım dediğin ateş, kömürdedir. ALLAH’ıma emanet olunuz.

17 “DOST KAPISI açıktır. Yoldan gelen soracak, bir bir aldığı ile, bir binayı kuracak; ağaçları sayıp ta, bir ağaçta duracak. Diyecek ki; ‘VEYSEL KARANİ bilir, vergisi ile bulur. Benden selam giderse, sevgisi dolu gelir.’ Örttük taşlı yolları, dürttük uyuyan kulları, açtık susan dilleri, uyar dedik halleri. Ana baba bir değil, bilmeyen kul PİR değil; beklediğimiz her söz, bilene zor değil.” dedi, VEYSEL selamladı.

ALLAH’ıma emanet olunuz, AŞKI ile dolunuz, RABB’im ile kalınız.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH