6 Kasım 1984 İstanbul

MEVLÂNA’yım ben!

1 Gününüz güzel diye yaprağın yeşiline baktık, yakaya gülün en güzelini taktık; gölgeyi bilenin önünden çektik, görgüsüne uysun, en güzeli duysun diye, her olayı kaderinden saysın diye. Cümlenize selam olsun.

2 “Davardan gelen sesi, her çoban duysun; değirmenden alan, dilediğince doysun.” dedi, YUNUS’um sözü aldı:

3 “Hayra yöneldik diye, seferden söze girdik; LOKMAN’dan, yersiz diye DOST KAPISI’nı sorduk. Dedi ki, ‘Hamuru mayalasın, üç gün üç gece sırtını dayasın, kırmızı biber ile boyasın hamura katsın, sonra hekime gitsin. Bir somunluk mayaya, bir çay kaşığı biber… Limon ile yumuşatsın, bağlı olanı çözsün, günün verdiğine niyaz ile girsin.’ Seyirden çıkacak, koymayı bildi, YUNUS ile gelene gülücük.” dedi, YUNUS’um selamladı.

4 “Varlık, güzellikten alışır; güzellik, seven ile oluşur. Benden gelen her söze DOST yapısı deyiniz, HAMZA DOST’u gerçekten asla ayırmayınız.” dedi, HAMZA DOST sözü aldı, aldı da gönülden gelen ile doldu.

5 “Bir-bir aradık her satırı, yuvanızda gördük okuru. Dağlara yükledik, yerden göğe gerçeği sayıkladık.” dedi, HAMZA DOST selamladı. 

6 “Elin elde durursa, elden ele vurursa; diyeceğiz, ‘Ak üzüm, değirmene varacak sözüm, yerde duracak dizim.’ Ak üzümden aldığını, zeytin ile bildiğini KAYGUSUZ’a aktardık; dedi ki, ‘Aza izin verirse, kulu ÖZ’ün bilirse; gelen geçene gönül koymasın, buz üstüne çıkıp kaymasın. Ne yerdedir, ne selde, geçmiş olan kulda… Ayna izin verir, suda yüzünü görür.’ Silip atacağız, kilimi elde tutacağız. Zeytini bol ye, yolda uzun yürü.” dedi, SARI ANA gönülden gelen ile kayguyu sildi.

7 “Kapıya vardık, yumuşak hale geldik, selamımızı cümlenize ilettik.” dedi, SARI ANA selamladı.

8 “Anahtarı ele al, dünkü sözü dile ver, güzel olan kilimi yere ser. Yerde olan, serden geleni bilir, zorda kendini bulur. Duman güneşi gölgeler, sadece senin gözünde…” dedi, KAYGUSUZ selamını yerden göğe iletti.

9 “Bağ bozumu yaprağı döker, meyvesine şeker… Altın yaprak elde olsun, güzel diyen huzuru bulsun.” dedi, MERYEM sözü aldı:

10 “Aldığım gül yaprağı, sunduğum SEN’den olsun; bende varlık gösteren her hale, bilen uysun; gayrette bulduğuna, hayretini eklesin; alacağı her sözde, HAKK’ın NURU’na doysun. Niyazına katıldık, DOST yaprağını sunduk. ALLAH’ım razı olsun.” dedi, MERYEM selamladı.

11 “ ‘Doru at şahlanır mı?’ derlerse, de ki ‘Binbir emek verdiysek, dayanmayı bildiysek; hangi ata yol versen, yolda AŞK’ını bildirsen, şahlanır.’ dedi, SOMUNCU doymayı bilene, uymaya niyet kurana, doğruya verdiği sözünden niyazını bildirdi: “ Bir-bir açalım kapıyı. Her kapıda duralım, ER kişiye soralım; ‘Bağlı ata yem verdin mi, suya adım attığını gördün mü?’ EYVALLAH diyecekler, selam ile nefes verecekler.” dedi, SOMUNCU selamladı. 

MEVLÂNA’yım! 

12 Deniz bizim, söz bizim, karşı yolda tuz bizim; söylediysek türküyü, ele aldık saz bizim.

13 “MERKEZ’im yerden aldı, aldığı taşı sildi, iki eşite böldü. Beklediğin sestedir, sakladığın destedir. Ayranı içeceğiz, ‘HU ALLAH’ım.’ diyeceğiz.” dedi, MERKEZ’im selamladı.

ALLAH’ıma emanet olunuz.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH