|
30 Ocak 1985 Çarşamba MEVLÂNA’yım ben! 1 Minder aldım sert gelmez, kapıya gelene söz
etmez; cümle alem alırsa, yol bilmeyen sır tutmaz. Hazır olduk düzene, gönül
verdik yazana; dört duvar açıldı da, su doldurduk kazana,. Gelen ERLER
dileyecek, bilen kullar eleyecek. 2 “Senden alan, beni bulan, DOST KAPISI’nda
kayguyu silen; elden ele aldığını, yerden göğe bulduğunu,
kendinden kendine anlatsın.” dedi, YUNUS’um sözü aldı: 3 “Havuz, darda kalana söz verir; nehir, yol
arayana iz verir; daldığımız deryada, seven kulu haz bulur. Toz vermedik,
seyre geldik; soylu dedik, günde bulduk; her ağacın gölgesine adımızı
yazdık. Gelen okusun, dilediği bezi dokusun.” dedi, YUNUS’um selamladı. 4 “Komşuya adını sordum, ‘Sudan, suya…’
dedi; adağını sordum, ‘Huydan, huya…’ dedi. ‘Güneşe dönsen.’ dedim;
‘Buluttan yol sordum’, ‘RAHMET’i ile sevgiyi buldum.’ dedi de, gönlünden
gelişene isim veremedi." dedi, MERYEM sözü aldı: 5 “Sudan suya söylenen, ADI diye peylenen,
suyun yolunda beklenen, yorumdan uzak durandır. Pınar dedik, güzele yol
açtılar. Gelse gitse, dilediği sürüyü gütse, MERYEM’den aldığı ile
bilgisine katsa; yoruma gelmez, sorunu kalmazdı.” dedi, MERYEM sözü KAYGUSUZ’a
verdi: 6 “Yamaçtan aldığım yeri, demde arayan ile
paylaşırım; söğüdün gölgesinde, PİR SULTAN ABDAL ile
söyleşirim; ne VARLIĞI’ndan gölge bekler, ne SIRRI’ndan açık kapı
sorarım. Kaldığım her basamak, BİRLİĞİ’nin temelidir;
özgürlük, bilen kulun emelidir. HAK yolunda çalışırsan, gönülden gelene
akıl ile alışırsan; diktiğin fidan yeşilden yeşile yol
alır, dilenmeyen hal dileyende kalır.” dedi, KAYGUSUZ her yolun başına,
benliğinden dostluğu ayırmayanın adını yazdı, selamladı. MEVLÂNA’yım! 7 Hasır koydum toprağa, sevgimi yaydım
yaprağa. Okuyalım hep beraber, dostluk kuralım, çatlak denilen destiyi
kıralım. Yenisini RABB’im verir, dileyen kullarını görür. Bildiğim,
gerçeğin öğütüdür; doyduğum, sonsuza dek bilgimin boyutudur. 8 “MEYDAN bize gelmezse, biz MEYDAN’a gidelim;
‘Verdik, aldık.’ diyenle, dostluk ateşini yakalım.” dedi, HACI BEKTAŞ
sözü aldı: 9 “Ben gölgemin ateşine bayrak açtım,
gelsin alsın diye dileyenleri seçtim. Dileyen her kulundan ALLAH’ım RAZI olsun,
kuyudan denen balığı deryada bulsun, sazı sözü bağlasın, bağda
bostanda beklesin, çarığı giydi ise men dilini saklasın. Desin ki;
‘Yolcuya yol gerekir, dostluğa kul gerekir; benden sana dost gelse,
gönülden gönüle sevgi gerekir. Bağladıysak dört ucunu, çıkardıysak dert
tacını; gülelim, söyleyelim, pazarda tellallık eyleyelim. Sergide olanı
satarız, dilediğimiz eli öylece tutarız.’ ” dedi, HACI BEKTAŞ
selamladı. 10 “Yaprak sarardıysa, mevsim sonudur. Dallar
diklensin, alandan verenden bilgi küllensin.” dedi, SARI ANA sözü aldı: 11 “Dana aldım soylu değil, dama koydum
huylu değil. Yolara gönül verdim, danayı çayıra saldım. Otlara
eğildikte yerinden sevindi benliğinden soyundu. Dananın görgüsünü,
dedim uymaz yargısını. Gelmeden bilmediğim gerçeği, geldiğimde
bulmadığım hırçınlığı kendi, hamlığıma yordum. Bilmediği,
soysuzluktan değil, susuzluktanmış; uymadığı, huysuzluktan
değil, dostsuzluktanmış. Su ile doydu, dost buldu uydu, gönüller
hoşnut kaldı.” dedi, SARI ANA selamını iletti. 12 “Seyre gelmediyse yolu, seherde bilmez hali.”
dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: 13 “Oturduk sofraya, soyunduk sahraya. Avuca kum
aldık, ayakta yemeni bulduk, dar gelen kapıyı ehline sorduk. dediler ki;
‘Saymayı denedi mi, büyük kapıyı aradı mı, hikmetinden kayguya düştü mü?’
saydığım soğuktan sıcaktan korur; su vermezsen ağaca, bilirsin
ki kurur.” dedi, HACI BAYRAM sözü BEHLÜL’e verdi: 14 “ ‘Dağlara çıkmam.’ dersen;
çıkamadığından mı, niyet kurmadığından mıdır? Niyet kur, yol seni
dilediğine götürür, gerçek olmayan bilgiyi bitirir. BEHLÜL sözü esirgemez,
sözü sırlamazdı, bilen ile olur, bilmeyeni saklamazdı. Adımı DİVANE’ye
çıkardılar, bildiğim gerçeğe yaban dediler. Sen de ben de yaban
olmadığını biliriz, çünkü gerçeğin aynasında kainatı görürüz.
Çevremde düzen kuran, cümle ile söze katılanlar; dört yaprağı seçemedi,
bir köprüyü geçemedi. Demek ki, bilmek değil, uymak gerekliymiş.”
dedi, BEHLÜL’üm selamladı. 15 “Eylemden gelmedim, MERYEM’den bilmedim,
niyaz ettim sormadım, arayanı soranı kırmadım.” dedi, YAHYA EFENDİ sözü
aldı, EYYÜB’üm ile sohbete daldı: 14 “Fındık kabuğuna bilgimi versem, dolar
taşardı; ceviz kabuğuna sevgimi versem kainata şaşardı;
kulun gönlüne girsen, taşar taşardı; bildiğime nokta koysam
bilmeyen çatar düşerdi.” 14 EYYÜB’üm sözü aldı, YAHYA’ya söze geldi:
“Bağlama bilgini, bekleme sargını. Danıştığın sorgunu kimden
aldı kime verdin; YUNUS’tan aldığını hangi kilimde serdin? Binbir emek bir
binek; sevgin ile kaldıysan, senin olur dilediğin konak.” dedi, EYYÜB’üm
ile YAHYA EFENDİ selamladı. 15 Büyük yol dedilerse, bilgi HAK’tan gelendir;
sevgi ile bulduysa, gönülden bilinendir. Gönül sözünü bağlamaz, gönül asla
siste kalmaz; yumuşak oldu isen, BİLGE’ye tozu katmaz.
Beklediğin yorumda yerden göğe sevgi vardır, adını sordu isen.
Bildiği yerde, duyduğu karda, yerden göğe niyazda. TELLİ
BABA denir anılır, duyandan duyana dost olduğunu bildirir. ALLAH’ıma emanet olunuz. ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
|