31 Ocak 1985 Perşembe

MEVLÂNA’yım ben!

1 Kuşlar gibi geldim yola, ‘HAK’tan.’ dedim girdim kola; sudan aldım, GÜL’den bildim, konuya selam ile girdim. El eleyiz dünden güne, el eleyiz yoldan hale. Her öğünde söyleşiriz, niyazları paylaşırız.

2 “Bilmem diyenden aldım, adımı her gün verdim. Selam olsun cümlenize. Doğruyu ben yerden buldum, gökten sordum, sevgiyi HAK’tan bildim, kainata serdim.” dedi, YUNUS’um sözü aldı:

3 “Bilmek kulu getirmez, uymak gerektir. Serçeye hizmetini sorsan, ağaçtan ağaca uçarım der. Tavşana hizmetini sorsan, tazıdan kaçarım der. Dünyanın işidir, değirmenin dişidir. Kimi kaçar kimi kovalar. Olaylara uyan kişidir. Senden gelen bilgide ben kendimi bulurum, senden aldığım sevgide kainatı okurum. Her kişi kendinden kendine yoruma düşer, seyirde bilmediğine şaşar.” dedi, YUNUS’um selamladı.

4 Dört yiğit yola çıksa, aşları eğer çoksa, uzun-uzun yürürler, gerçeği durdukları yerde bulurlar; her biri kendi görüşünü savunur. Dört yön var ise kulda, anlattığı tek yolda… Sevgiyi tarif etsen, her kişi kendindi arif sayar. (‘Dört yön’, bilen ARİF’tir?) EYVALLAH. YUNUS, dördü bir etti. MEVLANA, bilgisine dördü de kattı. PİR SULTAN ABDAL, bildi de sırtındaki yükü attı, KAYGUSUZ, bulduğu yerde mülkünü sattı.

5 “Eğildiğim güzelde duman kalmadı. Ezelde gelene açık oldum, günden güne sözü aldım.” dedi, PİR SULTAN ABDAL selamladı.

6 “Güneş ile çıktım yola, ‘Bulut olsa…’ dedim kula. dedi, ‘Yağmur gelirse…’; dedim ‘Toprak bilirse…’ KAYGUSUZ, yolun tozundan seyir bulursa; kimden kime söz gelir, kim kimin sergisinde kalır?  Sevdiğiniz her zerrede, gelmiş geçmiş seni bulur; niyazında gelişen, doğruya selam verir.” dedi, KAYGUSUZ selamladı.

7 “Ceylan ağaca baktı, çoban ocağı yaktı, suya indi ördekler, yaban sürü dağa çıktı. Gel dedim seyrine, GÜL dedim hayrına. SEYİT OMAR suya daldı, suda kendini buldu. Selam verdi yazana, sakın küsme düzene. ‘MEVLANA’YIM .’ dedim, sözün başında verdim.

8 “DOST, kapını çaldığında, ‘Elini ver.’ dediğinde; sakın arkanı dönme, sudan aldığından şüpheye düşme.” dedi, SEYİT OMAR selamladı.

9 “Sağdan alıştım solda buluştum, her niyazda kulu için çalıştım, RESULÜ ile oluştum, bir desti suda yorumsuz savaştım.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı:

10 “Her at sahibini bilir, bağlasan bağlamasan kapısını bulur; dolandığı her sergide, sadece sevgisini bildirir; yumuşak gelen yolda, ADI’nı her nefeste buldurur. Selam olsun…” dedi, HACI BAYRAM seven ile selamlaştı.

11 “Düğün dernek bir günde, gönül vermek bir ömürde… Selam ile buluşursan, gönlün ile gülüşürsen, cümle senden hoşnut olur.” dedi, HAMZA DOST sözü aldı:

12 “Söz yolun sözüdür, cümleye ulaşır; sevgi özün malıdır, cümleye bulaşır. Dağlara selam versen, senin ile söyleşir; ağaçlar yapraklanır, dalları budaklanır; demde, sevgi yüküne talib olan çoğalır.” dedi, HAMZA DOST selamladı.

13 “Her sayıya göz attık, her seferde söz ettik, bilgimizi sohbete kattık.” dedi, BEHLÜL’üm sözü aldı:

14 “Kayık ile çıksam yola, bir limanda versem mola; görenler avunurlar, bilenler savunurlar, ‘Gel gidelim.’ dediysem, ‘Gelmem.’ der dövünürler, kayığım küçük diye korkuya kapılırlar. Bilgime değil kayığıma inananlar, varsın dilediği limanda kalsın, güvendiği çevreye ADI ile katılsın.” dedi, BEHLÜL’üm selamladı.

15 “Suya baktım yeterli, kula baktım tutarlı. ‘Gel söze katılalım.’ dedim, yoldan aldığım günden, kendimden kendime yöneldim. ‘Bilgimde olana geleni katacağım…’ diyen ile, gönülden gönüle aktaran HACI BEKTAŞ sözü aldı.”

16 “Gülde diken var diye güle söz mü edelim? Soğuk oldu su diye, sudan vaz mı geçelim? Her alan bilir diye, sözü bırakıp mı gidelim? Yolumu bilir diye sürü, çobanı atıp mı gidelim? Bildiğine sen şahitsin, seni bilenler şahit mi? Almayı bilmeyenler, aldığı kadar övünenler…” dedi, HACI BEKTAŞ selamladı.

17 “Demde güzel güneştir, gece güzel ateştir. Yağmur yağsa yeterli, güneş olsa tutarlı… Kulun yorumudur bu. BİLGE; kendinden kendine, nefesini hevesini, aşkını ateşini bir ölçüde tutandır, (Dört yön bu mudur?) EYVALLAH. Aldığını bildiğini gerçek yola katandır, elden ele ulaşan her bir eli tutandır, ne yolu çamur eden, ne bulduğunu satandır.” dedi, YESEVİ sözü aldı:

18 “Hikmetini saydığınız, illetini soyduğunuzdandır; suya baktığınız zaman, her taşını saydığınızdandır. Akan su berrak olur, gidişi kıvrak olur, deryada kendini bulur. (Bir yerde kalıp, çökek hale gelmez?) EYVALLAH.” dedi, YESEVİ cümlenizi selamladı.

(Kıvrak su guruba yeni katılanlar mı?) EYVALLAH.

ALLAH’ıma emanet olunuz. 

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH