|
14 Şubat 1985 Perşembe MEVLÂNA’yım ben! 1 Sevgide yolumuzu bulduk, görgüde kaygumuzu dildik, yargıdan uzak kaldık. Cümlenize selam olsun; her ağacın çiçeğinde, gelen giden, güzelliğini bulsun. 2 “Sonsuza gönül versem, görgüme rengi açar, soğuktan her kulu kaçar. Doğandan olduk. Bildiğimiz, her doğan göçer. Dostluğumuz bakidir, dostluğunu sunan sakidir. 3 Soyluyu yolda görsem, ayağına kilim sersem, çok mudur; suyun aktığı yeri bilmeyen, yok mudur?” dedi, YUNUS’um sözü aldı; “Yolda taşlar var.” dedi, “Ayıklayım.’ diye kaldı. Kalmaktan maksat; güzele göz atmak, gerçekten söz etmek… 4 “Elden ayaktan aldık, gönülde olanı sonsuza saldık.” dedi, YUNUS’um her taşa adını verdi; yolcular gelsin bulsun, YUNUS adını ansın diye. 5 “Saymaktan yorulmadım, doymayı denemedim, hiçbir olayı kınamadım.” dedi, BEHLÜL’üm sözü ağaçtan ağaca bağladı; her gelen geçen, bağladığı söze dilediğini ekledi, dilemeyeni kendine sakladı. 6 “Ağaçtan ağaca HAK bilgisi iletilir, niyaz ile yüceltilir. Dostluğunu iki ağaca bağlamış, her geleni beklemiş; dileyen gelsin, dilediğini sunsun diye.” dedi, BEHLÜL’üm güzelden aldığı kadar güzele sundu, selamladı. 7 “Dokudum tezgahta bezi, sakındım gelmesin diye tozu, aşıma gerektiği kadar koydum tuzu.” dedi, RABİA söze geldi: 8 “Ayağım taş ile incindi, dermanım DOST ile beslendi. Aşımı pişirdim, suyumu sofraya getirdim, sevgin ile RABB’im dileyene kotardım. Aşımdan kim yediyse, yolundan kim geldiyse; varlığına söz almaz, kayguya sofra kurmaz.” dedi, RABİA selamladı. Demde soframızda olan… . 9 “Çiçekleri ayırmam, böcekleri kayırmam. Büktüm eldeki yünü, gölgesiz dedim gelecek günü. Sarı fistan giydiysem, sarı çiçek derdiysem, sarı bilim serdiysem, gerçeğe özlemimdendir.” dedi, SARI ANA söze geldi: 10 “Çevreme güller taktım, dağlara çıktım deryaya baktım, gelen bulutlara ocağı yaktım. 11 Soğuk olmadan sıcağı özlemezsin, sıcak gelmeden ocağı gizlemezsin. Toprağım hazırdır gelsin bulsunlar, ekeceğim, dilediğim ağacı dikeceğim.” dedi, SARI ANA selamladı. 12 “ ‘Nehirler taşmasın, topraklar şaşmasın, taşlar yola düşmesin.’ diye, yollarınızı, bilir de geliriz., dileyenleri görür de buluruz, RESULÜ’nün selamı ile gölgeleri sileriz.” dedi, HAZMA DOST sözü aldı: 13 “Sema dedik, hudut çizmedik; toprak dedik, her tanesini çözmedik. Gel Dostluğu kuralım, önce kendimizle barışık kalalım, sonra kainatta olan her BİLGE’ye soralım, bir-bir oluşan gerçekte binbir güzeli görelim.” dedi, HAZMA DOST selamladı. 14 “Değirmene su geldi, RAHMET’i boldur; RAHMET’ine nail olan, uyumlu kuldur; emeğini verdi ise, gayrette olan koldur.” dedi, MERYEM sözü aldı: 15 “Su ile dönüyorsa değirmen, çevresinde güller vardır; yel ile dönüyorsa, çevresindeki haller… Bilene bilmeyene çok güzel gelen günler, dostluktan geleni verir; doğuştan alanı, RABB’im kulundan önce görür.” dedi, MERYEM selamladı. (Resim verildi: RABİA HATUN) 16 RABİA
sözüne geldi, dileyene resmini verdi. Çevrede; okuduğu AYETEL KÜRSİ
onu koruyan… (Resmin izahı) 17 “Sergiye, her kulu bilgisinde eğittiğini bırakır, gelenden gidenden miyarını alır. Sudan, aklığını sorsan; ‘Her renge bürünürüm.’ Der, ‘Nerde olursa olsun, toprakta sürünürüm.’ der. Yorgunluğu bilmez, yılgınlığa düşmez, ne gelirse gelsin şaşmaz, her dileyenle gider.” dedi, HACI BAYRAM söze geldi: 18 “Geldiğim günü bilmem, bulduğum güne şaşmam; aradığım yolu buldum, taş olsa da düşmem, adım-adım giderim koşmam; beslediğim her zerrem ile, taşkınlığa yer vermem. Yollar gideni götürür, sevgi kayguyu bitirir; elden aldık niyazın, dileyen alan götürür.” dedi, HACI BAYRAM sözü HACI BEKTAŞ’a verdi. 19 “Altı atlı yola düşmüş, yolda yayan gidenlere şaşmış. ‘Hey yolcu. Gelsen sen de bizimle, eylesen hepimizi sözünle…’ Yolcunun nefesine, bedendeki hevesine, görgüde yargıya düşmüşler. ‘Yol, yolcunun.’ dedik ya. Dileyen atla gider, dileyen ayakla… Varacağı yer, BİR değil mi?” dedi, HACI BEKTAŞ selamladı. 20 “ ‘Daha önce varayım, MEYDAN’da yer alayım.’ diyenler, ayak ile gidenler; kainatı temaşada, gönüllerini, akıllarını, mantıklarını eğitenlerdir. YUNUS, ALTI ATLI’ya isim verirken, ‘Altı yolun BİLGESİ’ der. ‘YA ALLAH.’ diyelim, gittiğimiz yolda güttüğümüz niyetimizi bilelim. BİLGE olandan, bilgisini alalım; ata binmiş gidiyor ise nasıl bulup soralım, bilgisini yeterli bulmuş ise? Yolumuz HAK’tandır, O’na sığınalım.” dedi, KAYGUSUZ söze geldi: 21 “Serçenin gücü yetmez ağaç dalını kırmaya, balığın gücü yetmez elimdeki destiye vurmaya. Dal kırıldıysa, desti düştüyse, hatayı kendimde aramalıyım, yetmeyen bilgiden kendimi sorumlu tutmalıyım.” dedi, KAYGUSUZ selamladı. 22 “Dumandan kaygu alan, bacasını temizler, sevgisini bütünler; öylece katına talib olur, bilgisi ile galip gelir.” dedi, PİR SULTAN ABDAL söze geldi: 23 “Her çiçeğin önünde durdum, önce YÜCE’ye selam verdim, sonra çiçeğe sordum; ‘Yaprağın ile bütün müsün?’ dedi ki; köküm ile, dalım ile, kainat ile BİR’deyim; dalımı kıran ile zordayım.’ ‘ALLAH. ALLAH. EYVALLAH.’ dedim, çiçeği selamladım. 24 Karıncanın yuvasına vardım, önce YÜCE’ye selam verdim, sonra karıncaya sordum; ‘Emeğin ile bütün müsün?’ dedi ki; ‘Görgüm ile zordayım.’ ‘ALLAH. ALLAH. EYVALLAH.’ dedim, karıncayı selamladım. 25 RABB’imden af diledim; ‘ALLAH’ım. Yerdeki karıncadan, çiçeğinden, böceğinden bilgimi tazeledim; benliğimden noksan olan bilgimi tamamladım. AFFIN’a sığındım.’ Noksanımdan utandım, güzelden güzele niyet ettim sığındım.” dedi, PİR SULTAN ABDAL selamladı. 26 “Sözden
sazdan aldığımız, LALELİ ile geldiğimiz, gerçeği soframızda
gördüğümüzü bildirelim.” dedi, MERKEZ’im ile LALELİ sözü aldı: 27 “Dokuduğum bezde, okuduğum sözde, HAK gerçeğini buldum; niyaz ile geldim, seyre LALELİ ile daldım, göklere selam veren bulutları saydım. 28 Dört duvar
örtülecek, bir kapı açılacak, cümle ile geçilecek; LALELİ yorumda bilgisi
ile katılacak, seherden aldığı ile Güneş’ten bulduğunu
bağlayacak.” dedi, MERKEZ’im sözü LALELİ’ye verdi. 29 “Çivi çaktım
duvara, samanı verdim davara. Yerden aldılar suyu, yumuşak verdiler huyu.
Kuyuya dalmadılar, dar bilgide kalmadılar, ‘Nerden? Niye?’ sormadılar.” dedi,
LALELİ MERKEZ’im ile selamladı. 30 Bağlarda olacağız, sularda bulacağız, HAK SOFRASI’na cümlemiz geleceğiz. Cümlenize selam olsun. ALLAH’ıma emanet
olunuz. ALLAH’a ısmarladık. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH |