8 Mart 1985

MEVLÂNA’yım ben.

1 Her günümüz güzelden aldı, gönlümüz güzel ile kaldı, bilgimize gerçeğin ışığı doldu. Cümlenize selam olsun, deryanın rengi bulutsuz gelsin. ‘Nasıl olur?’ denilir: Bulut var ise gökte, deryanın renginde maviyi bulamazsın, güzelliğini övemezsin.

2 “DOST ile doğruyu bildik, sevgimizde gerçeği verdik.” dedi, YUNUS’um sözü aldı:

3 “Doğruyu, ağacın dalından, sevenin halinden, gezenin yolundan ararsan, çevrende gördüğüne göz at diyeceğim, sevgimizi paylaştık diye olmuş meyve yiyeceğim. Doğduğumuz güne şükredecek, bildiğimiz güne semaya yöneleceğiz. 

4 Gel dönelim nefsimizi yenelim dedim de her sorana; kimi güldü, kimi şüphesiz geldi; aymayı bildiğimize, dumansız olduğumuza cümlesi şahit oldu.” dedi, YUNUS’um elden ele, dilden dile adımızı anandan RABB’imin RIZA’sını diledi, selamladı.

5 “Geldik gelin var diye, dedik telin var niye? Dedi ki; ‘Tel mutluluğun bağıdır, güzel olanın çağıdır, bütünlüğü bilenin çoğudur.’ Bağlarsan teli, seversin hali.” dedi, TELLİ sözü aldı:

6 “Sepetten aldım elma, gerçeğe verdim ayna. Alasın doyasın, uyduğun halde bulasın.” dedi, TELLİ selamladı.

7 “Sağdan aldım suyumu, soldan buldum huyumu, sayacağım varımı, serpeceğim darımı. Yoldan yola gidersem, yolda sürü güdersem; görenler sevinecek, alanlar uyanacak.” dedi, BEHLÜL’üm söz ile ÖZ’ü BİR’den bine bağladı.

8 “Her ağaç, doruğunda tek yaprakta kalır, mevsim geldikte çokluğu bulur. Ağaca tırmanayım, tek yaprağı ben olayım dedim, karda kışta yük olmayı denedim; Güneş’in verdiğinden, verdiğini gördüğümden o zaman haberdar oldum. Bekledim yaz gelsin, sakladım gönül ersin.” dedi, BEHLÜL’üm selamladı.

9 “Taze yaprak alacağım, YUNUS ile geleceğim, sevginize ortak olacağım.” dedi, KAYGUSUZ sözü aldı:

10 “Ayağımın izinde, sevgilinin sözünde, yama varsa dizinde; postumu sereceğim, ‘Gel dostum.’ diyeceğim. Bağlara su yürüdü, dağlarda kar eridi. Yerden göğe yöneldim, YAR ADI’na yol aldım, ‘Bilmeyene zor.’ dedim. Olumsuza bakarsan, zamanını yakarsın; gönülden gönüle sevgini ver ki, eteğindeki taşı dökesin.” dedi, KAYGUSUZ selamladı.

11 “Sayacağım sürümdeki kuzuyu, duyacağım ava giden tazıyı.” dedi, PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:

12 “Ocak yaktım aşıma, kazan koydum taşına, cümle gelsin dedim, kurulan soframın başına. Lâle sümbül az gelmez, bilen kulu toz vermez; ÇAĞRI YÜCE’nin EMRİ, meyvesini az vermez. Tuz ektim aşınıza, yer ettim başınıza, ALLAH’ım YARDIMCI olsun koşunuza.” dedi, PİR SULTAN ABDAL selamladı.

13 “Doydum diyemedim güzelliğine ALLAH’ım.” dedi, VEYSEL’im sözü aldı:

14 “Dört duvara, bina deme. ‘Yerden göğe nasibini gür eden, her ADIN’da KENDİ’ni kullarına bildiren SEN’sin, bırakma ALLAH’ım. Sonsuza niyet kurduk, akan suya adım attık, kurutma ALLAH’ım.’ ” dedi, VEYSEL’im selamladı.

15 “Adağım sana bana, ödeyim cümleye dedim, HAK izini, HAK SÖZÜ’nü aldım; benliğimi besledim, günlüğümü süsledim.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı:

16 “At ile gideceğim, uzun yolda aradığım gerçeği bulacağım, ses veren her zerremde sevgimi yayacağım.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

17 “Ak üzümü bulduğum gün, tane-tane yiyeceğim, şükür ALLAH’ım diyeceğim; kara üzümün, salkım-salkım suyunu içeceğim.” dedi, HACI BEKTAŞ sözü aldı:

18 “Sepet elimde bağda gezerim, salkımı ele aldım suyunu süzerim, bekletmeden içerim. Her hücreme tazelik verir. Akıldan geleni mantığım görür. Yanılma yok. Üzümü bekletmeden sıkalım, suyunu öyle içelim. (Esmer’e ilaç mı?) EYVALLAH. HACI BEKTAŞ üzüm suyunu sever derseniz; tazesini diyeceğini; bekleyeni değil. Cevher, olduğu gibi güzel değil derseniz, bildiğiniz gibi işlerseniz; değeri sizin için büyürse, Bizim için olduğu gibi güzeldir.” dedi, HACI BEKTAŞ selamladı.

19 MERYEM’den söz diledik; doymayı dileyelim diye, aldığımızı eleyelim diye, soyunduk gerçeğe, ÖZ’ümüzden geleni bekleyelim diye.

20 “MERYEM her sözün özünde BİR’liği görür, cümleye olan sevgisini korur, dert denilen her olayda aydın kapıyı bulur. Açalım yüzümüzü, görelim ÖZ’ümüzü, tutalım sözümüzü.” dedi, MERYEM selamladı.

21 “Suyun derinliği, huyun serinliği, güzele renk verir.” dedi, HAMZA DOST sözü aldı; doğruya eğilen ile, dostluğa yöneleni, her bilene övdü. 

22 “Selamet, selam diyeni bulur, gölgede olanı Güneş ile buluşturur.” dedi, HAZMA DOST selamladı.

23 “Sevelim, her güzeli övelim, sevginizde gerçeği görelim.” dedi, MERKEZ’im sözü aldı:

24 “Gönülden gönüle aktardığın her konuda, çevrende olandan sorumlu değilsin. Kayguya düşme, ne derse desin şaşma.” dedi, MERKEZ’im bileni bilmeyeni sevgi ile övdü, selamladı.

ALLAH’ıma emanet olunuz.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH